Yavuz Ölken: “Sigortacılık fabrika ayarlarına dönmeli”

AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken, Sigorta Aracıları Zirvesi 2026’nın ikinci günündeki açılış konuşmasında, 2026’nın sektör için bir hazırlık yılı olduğunu belirterek 2030 hedeflerine ulaşabilmek için sigortacılığın fabrika ayarlarına dönmesi gerektiğini söyledi. Ölken, fiyat rekabeti yerine müşteri odaklı büyüme, veri, yapay zekâ, empati ve önleyici sigortacılık yaklaşımının sektörün geleceğini şekillendireceğini vurguladı.

Sigorta sektörünün tüm dağıtım kanallarını aynı platformda buluşturmayı hedefleyen Sigorta Aracıları Zirvesi (SAZ) 2026, 22-23 Haziran tarihlerinde İstanbul’da düzenlendi. İlk kez doğrudan sigorta aracılığı ekosistemine odaklanan zirvede; acentelik modellerinden yapay zekâ uygulamalarına, dijitalleşmeden yeni dağıtım kanallarına kadar sektörün geleceğini şekillendirecek başlıklar ele alındı. 

Zirvenin ikinci günü, AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken‘in açılış konuşmasıyla başladı. Ölken, konuşmasında 2026’yı sigorta sektörü için “hazırlık yılı” olarak nitelendirirken 2030 hedeflerine ulaşabilmek için sektörün fabrika ayarlarına dönmesi, müşteri odaklı büyüme modelini benimsemesi ve teknik sigortacılığı yeniden merkeze alması gerektiğini vurguladı. 

“2026, hazırlık yılı”

Sektörün son iki yılda önemli bir büyüme kaydettiğini ancak bu büyümenin niteliğinin doğru analiz edilmesi gerektiğini söyleyen Ölken, prim üretimi, bilanço büyüklüğü ve komisyon gelirlerinde artış yaşandığını ancak sektörün odağını artık büyümeden çok sürdürülebilir gelişime çevirmesi gerektiğini ifade etti.

2026’yı “gerçek bir hazırlık yılı” olarak gördüğünü dile getiren Ölken, 2030 hedeflerine ulaşabilmek için sektörün bugünden yatırım yapması gerektiğini belirterek “2026 yatırım yapma yılıdır, müşteriyi tanıma yılıdır, müşteriye nasıl davranacağını öğrenme yılıdır” dedi.

Sigorta aracılarının tüm dağıtım kanallarıyla birlikte bu dönüşümün merkezinde yer aldığını vurgulayan Ölken, sektörün artık “ne kadar büyüdüğünü” değil, “hangi alanları geliştirmesi gerektiğini” konuşmasının daha doğru olacağını söyledi.

“Sigortacılık fabrika ayarlarına dönmeli”

Hiperenflasyon döneminin sigorta sektöründe rehavet oluşturduğunu ifade eden Ölken, finansal gelirlerin sürekli devam edecekmiş gibi algılanmasının sektörü işin özünden uzaklaştırdığını söyledi.

“İşimizin özüne dönme yılıdır 2026, bence fabrika ayarlarına dönme dönemidir” diyen Ölken, şöyle devam etti: “Sektörün fabrika ayarları; müşteriyi anlamak, riski doğru değerlendirmek, dağıtım kanallarını güçlendirmek, sadeleşmek, iyi ve kötü riski doğru ayrıştırmak, sürdürülebilir fiyatlama ve komisyon yapısı oluşturmak ile öğrenerek büyümekten oluşuyor.”

Teknoloji, dijitalleşme ve büyük verinin bugün sektörün elindeki en önemli fırsatlar olduğunu belirten Ölken, yaklaşık 20 bin sigorta aracısının oluşturduğu bilgi birikiminin de önemli bir avantaj sunduğunu ifade etti.

“Rekabet artık fiyatla değil, müşteriyi anlamakla şekillenecek”

Konuşmasında geleceğin rekabet anlayışına da değinen Ölken, ekonomik ve jeopolitik gelişmelerin sigortacılığı yeni bir döneme taşıdığına dikkat çekti.

Ölken, gelecekte fiyat rekabetinin yeterli olmayacağını belirterek “Geleceğin rekabeti müşteriyi, acenteyi ve riskleri daha iyi anlama rekabeti olacak. Sezonluk fiyat kampanyaları sigortacılığın geleceği açısından doğru bir yöntem değil” dedi.

Sektörün toplam maliyetlerini azaltarak sigortayı daha erişilebilir hale getirmesi gerektiğini vurgulayan Ölken, asıl hedefin sigortacılığı toplumun daha geniş kesimlerine yaymak olduğunu söyledi.

Müşteri deneyimi ve acentelerin dönüşümü öne çıkıyor

Sigorta sektörünün öncelikle müşteri başına düşen poliçe sayısını artırması gerektiğini belirten Ölken, sigortalanma oranlarının neden düşük olduğunun da kök nedenleriyle tartışılması gerektiğini ifade etti.

Müşterilerin yaşam biçimlerinin hızla değiştiğini belirten Ölken, ürün geliştirme süreçlerinin de bu değişime uyum sağlamasının önemine dikkat çekti.

Ölken, acentelerin geleceğe hazırlanmasının sektörün en önemli gündemlerinden biri olduğunu söyleyerek “Farklı iş modellerine sahip yaklaşık 19 bin acentenin ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirilmesi gerekiyor. Bu da ancak sahada bulunarak, bölgelerin ihtiyaçlarını dinleyerek ve yerel dinamikleri anlayarak mümkün olabilir. Sigorta şirketleri bu dönüşümde daha fazla sorumluluk üstlenmeli” diye konuştu.

Yapay zekâ, önleme ve empati yeni dönemin belirleyicileri olacak

Yapay zekânın sigortacılık açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Ölken, müşteri verisi ve geçmiş deneyimlerden hareketle geleceğe yönelik daha doğru tahminler yapılabileceğini söyledi. Yapay zekânın gerçek değere dönüştürülmesinin sektörün önündeki en önemli konulardan biri olduğunu ifade eden Ölken, doğru veriye dayalı karar alma süreçleri ile karar destek sistemlerinin giderek daha kritik hale geldiğini vurguladı.

Sigortacılıkta başarının temelinde kesintisiz müşteri deneyimi, güven ve doğru fiyatlandırmanın yer aldığını belirten Ölken, geçmişte bu başarı formülüne bugün iki önemli unsurun eklendiğini söyledi. Bunların “önleme” ve “empati” olduğunu ifade eden Ölken, AXA Türkiye’nin 2030 stratejisinde “empati güvencesini” temel önceliklerden biri olarak konumlandırdıklarını kaydetti.

Önleyici sigortacılık yaklaşımıyla empatiyi bir araya getirdiklerinde müşterinin yaşam döngüsüne çok daha güçlü şekilde dokunabildiklerini belirten Ölken, bu yaklaşımın önemli yatırımların yanı sıra net hedefler belirlemeyi ve gerektiğinde yerleşik alışkanlıkları değiştirme cesareti gerektirdiğini sözlerine ekledi.

“Teknik uzmanlık ve müşteri güveni sürdürülebilir büyümenin anahtarı”

2030 hedeflerine ulaşabilmek için finansal gelirlerle desteklenen büyüme modelinden uzaklaşılması gerektiğini belirten Ölken, teknik kârlılığın yeniden ön plana çıkmasının zorunlu hale geldiğini söyledi.

Sigortacılığın gerçek gücünün teknik uzmanlık, risk bilgisi, müşteri güveni ve empatisinde bulunduğunu ifade eden Ölken, bu unsurları bir araya getirebilen şirketlerin ve dağıtım kanallarının gelecekte daha başarılı olacağını dile getirdi.

Fiyat odaklı rekabet yerine ürün içeriği ve teminatların doğru anlatılmasının önemine dikkat çeken Ölken, sigortalıların poliçelerde hangi güvenceleri satın aldığını açık ve net görmek istediğini söyledi.

Sektörün güçlü acente yapısı, deneyimli insan kaynağı ve yaygın dağıtım ağı sayesinde dönüşümü başarabilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Ölken, sürdürülebilir büyüme için sahadan gelen bilgi ve deneyimin daha fazla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin yaratıcı yaklaşımıyla Avrupa pazarlarına ilham veren bir büyüme hikâyesi yazdığını ifade eden Ölken, bu birikimin doğru değerlendirilmesi halinde sigorta sektörünün küresel rekabet gücünü daha da artırabileceğini vurguladı.

“Değişen davranış ekonomisinde risk yönetimini ıskalayamayız”

Türkiye’de uzun süredir yürüttükleri çalışmaların müşteri davranış ekonomisindeki dönüşümü ortaya koyduğunu belirten Ölken, sigorta sektörünün bu değişime uyum sağlaması gerektiğini söyledi. Günümüzde yalnız yaşayan yaklaşık 2,5 milyon anne ve çocuktan oluşan, geçmişte bulunmayan yeni bir müşteri segmentinin ortaya çıktığına dikkat çeken Ölken, bu grubun ihtiyaçlarına uygun ürünler geliştirilmesinin önemine işaret etti.

Değişen yaşam biçimlerinin iletişimden hizmet süreçlerine kadar her alanda yeni bir yaklaşım gerektirdiğini ifade eden Ölken, bu dönüşüm yaşanırken risk yönetiminin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Sigortacılığın özünde, kendi ifadesiyle “fabrika ayarlarında”, her şeyi akışına bırakmak yerine riskleri doğru analiz ederek yönetmenin bulunduğunu belirten Ölken, bu anlayışın sektörün sürdürülebilir büyümesinin temel koşullarından biri olduğunu söyledi.

“En ucuz fiyatı değil, en doğru korumayı bulmak”

Ölken, acentelerin ve diğer dağıtım kanallarının üstlendiği rolün köklü biçimde değiştiğini belirterek bu dönüşümün doğru okunması gerektiğini söyledi. Acentenin görevinin yalnızca müşterisine en düşük fiyatı sunmak olmadığını ifade eden Ölken, “Ucuz fiyat isteyen müşteriye elbette o seçenek de sunulur. Ancak asıl sorumluluğumuz, müşteriye en doğru korumayı sağlayan, en uygun primi sunan ve sürdürülebilir çözümler üreten bir yapıya dönüşmektir.” dedi.

Bu dönüşümün kolay olmadığını vurgulayan Ölken, sigortacılığın geleceği için tüm dağıtım kanallarının desteklenmesi ve güçlendirilmesi gerektiğini belirterek müşteriye ancak sigortacılığa gönül vermiş tüm paydaşları kapsayan güçlü bir yapı ile ulaşılabileceğini söyledi.

Müşteriye ulaşmanın ve onu tanımanın her geçen gün zorlaştığına dikkat çeken Ölken, acentelere “Müşterinizi tanıyın” çağrısında bulundu. Sektör temsilcilerinin “Kaç tane yaşayan müşteriniz var?” sorusuna tereddütsüz yanıt verebilmesi gerektiğini ifade eden Ölken, “yaşayan müşteri” kavramını, iş yeri kapandığında o gece telefon edilerek “Ben işi kapatıyorum” denilebilecek kadar güçlü ilişki kurulan kişi ve işletmeler olarak tanımladı. Yeni dönemde acentelerin ve tüm dağıtım kanallarının müşterisini daha iyi tanıyan, onun ihtiyaçlarını doğru analiz eden ve teknolojiye yatırım yapan bir yapıya dönüşmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

Türk sigortacılığının en önemli eksikliklerinden birinin başarıyı sürdürülebilir kılamamak olduğunu dile getiren Ölken, sektörün zorlu dönemlerde önemli başarılar elde ettiğini ancak sonrasında rehavete kapıldığını söyledi. Bu iniş çıkışların yerini istikrarlı bir gelişime bırakması gerektiğini belirten Ölken, bunun hem sigorta şirketlerinin hem de tüm dağıtım kanallarının ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti.

“2030 yolculuğunda hedef; önleyen ve koruyan sigortacılık”

2030’a uzanan süreçte fırsatlar ile tehditlerin aynı anda var olacağını belirten Ölken, önemli olanın bu değişimi doğru okuyabilmek olduğunu söyledi. Gelecekte sigortaya olan ihtiyacın artacağını ifade eden Ölken, bugün sigortalılık oranları istenilen seviyede olmasa da sektörün önünde önemli bir büyüme potansiyeli bulunduğunu dile getirdi.

2030’a giden süreçte teknoloji, yapay zekâ ve önleyici sigortacılığı sektörün en önemli fırsat alanları olarak sıralayan Ölken, bu dönüşümün hasar maliyetlerinin daha öngörülebilir hale gelmesini sağlayacağını, fiyatlamayı iyileştireceğini ve sigortanın daha geniş kesimlere ulaşmasına katkı sunacağını söyledi.

Sigorta sektörünün yalnızca şirketlerin kârlılığıyla değil, daha güçlü bir ekonomi ve daha güvenli bir toplum hedefiyle hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Ölken, sigortacılığın geleceğinin yalnızca hasar gerçekleştiğinde ödeme yapan bir sistem olmaktan çıkarak riskleri önleyen, müşterisini koruyan ve çözüm ortağı olarak konumlanan bir ekosisteme dönüşmek olduğunu ifade etti. Türk sigorta sektörünün hasar ödeme konusunda kendini kanıtladığını belirten Ölken, bundan sonraki hedefin “ödeyen değil, önleyen ve koruyan” bir yapıyı inşa etmek olduğunu söyledi.

“Müşteri segmentasyonunu hasar-prim dengelerinden koparmalıyız”

Sektörün geleceği için yeni müşteri segmentasyonu anlayışına vakit kaybetmeden geçilmesi gerektiğini belirten Ölken, bu dönüşümün 2027 ya da 2028’e ertelenmesi halinde geç kalınmış olacağını söyledi. Geleneksel “hasar-prim” dengesine dayalı segmentasyon yaklaşımının artık yeterli olmadığını ifade eden Ölken, sigortacılığı ileri taşıyacak asıl unsurun müşterinin yaşam boyu değerini doğru hesaplayabilmek olduğunu vurguladı.

30 yaşındaki bir müşterinin yalnızca bugünkü ihtiyaçlarına değil, 35, 45 ve 55 yaşlarında değişecek yaşam koşullarına da odaklanılması gerektiğini belirten Ölken, her müşteri segmentine bu öngörüler doğrultusunda farklı çözümler sunulmasının önemine dikkat çekti. Bunun ise ancak güçlü bir veri tabanı yönetimiyle mümkün olacağını ifade eden Ölken, müşterinin yaşam boyu değerinin doğru analiz edilmesi sayesinde çapraz satış fırsatlarının daha net görülebileceğini, zaman ve satış kaynaklarının da daha verimli kullanılabileceğini söyledi.

Bu yaklaşımın acenteler ve diğer dağıtım kanalları için yeni ürünler, hizmetler ve gelir modelleri oluşturacağını belirten Ölken, sezonluk indirimler ve kampanyalara dayalı satış anlayışının yerini veri odaklı, sürdürülebilir bir modele bırakması gerektiğini ifade etti. Müşteri verisinin doğru değerlendirilmesiyle acentelerin daha yüksek üretim ve gelir potansiyeline ulaşacağını belirten Ölken, müşteri segmentasyonunu sektörün önündeki en büyük fırsatlardan biri olarak gördüğünü sözlerine ekledi.

“İnovasyona odaklanmazsak, fırsat gördüğümüz her şey tehdide dönüşür”

Ölken, sigorta şirketlerinde komisyon anlayışının belirli dönemlere sıkışan kampanyaların ötesine geçeceğini belirterek acentelerin ve diğer dağıtım kanallarının sahip oldukları müşteri verisi sayesinde gelecekte çok daha yüksek gelir potansiyeline ulaşabileceğini söyledi. Şirketlerin de hazırlıklarını bu yeni düzene göre yapması gerektiğini vurgulayan Ölken, mevcut müşteri portföyünün taşıdığı değerin yeni gelir modellerine entegre edilmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti.

Bu dönüşümün kısa sürede gerçekleşmeyeceğini ancak sektörün kaçınılmaz olarak bu yöne evrileceğini belirten Ölken, inovasyonun tüm tehditlerin yanında yer alan en büyük fırsat olduğuna dikkat çekti.

Tehdit olarak görülen başlıkların aslında doğru yönetildiğinde önemli fırsatlar sunduğunu söyleyen Ölken, teknoloji, yapay zekâ ve veri odaklı yeni yaklaşımların göz ardı edilmesi halinde sektörün sürdürülebilir büyümesini sağlayacak yapının kurulmasının zorlaşacağını ifade etti. Sektörün değişimi bir risk olarak değil, yeni fırsatlar üretmenin zemini olarak görmesi gerektiğini vurgulayan Ölken, “İnovasyona odaklanmazsak, bugün fırsat olarak gördüğümüz her şey yarının tehdidine dönüşebilir.” mesajını verdi.

“Acentenin dönüşümü desteklenmeli”

Geleceğin sigortacılığında müşteriyi merkeze almak, riskleri önleyici uygulamaları yaygınlaştırmak ve müşteri ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirmek gerektiğini belirten Ölken, bu dönüşümün merkezinde acentelerin yer aldığını söyledi.

Acenteler ve diğer dağıtım kanalları güçlendirilmeden sektörün hedeflerine ulaşmasının mümkün olmadığını ifade eden Ölken, sigorta ve hayat emeklilik şirketlerinin daha çevik, sade, hızlı ve müşteri odaklı yapılara dönüşmesi gerektiğini belirtti. Teknolojinin bu dönüşümün en önemli itici güçlerinden biri olacağını kaydeden Ölken, aksi halde değişen müşteri beklentilerine ve acentelerin ihtiyaçlarına yeterince cevap verilemeyeceği uyarısında bulundu.

“Sigortacılık sadece fiyatla değil, topluma katkısıyla anılmalı”

Sigorta sektörünün topluma sunduğu değerin yeniden tanımlanması gerektiğini belirten Ölken, sigortacılığın yalnızca fiyat rekabetiyle, şirketlerle ya da dağıtım kanalları arasındaki yarışla anılan dar çerçevenin dışına çıkması gerektiğini söyledi. Sigorta şirketlerinin toplumla daha güçlü bağ kuran, öğrencileri, ihtiyaç sahiplerini, çevreyi ve kültürel mirası destekleyen; spor, sanat, bilim ve gençlere katkı sunan kurumlar haline gelmesi gerektiğini ifade eden Ölken, tüketicilerin artık şirketlerden yalnızca ürün ve hasar ödemesi değil, toplumsal fayda da beklediğini vurguladı.

Konuşmasında sıkça değindiği “fabrika ayarları” kavramını yeniden hatırlatan Ölken, sigortacılığın öz değerlerine dönmesinin sektörü mevcut karmaşadan uzaklaştıracağını ve asıl işine odaklanmasını sağlayacağını söyledi.

Türk sigorta sektörünün, 2023 yılında art arda yaşanan iki büyük depremin ardından ortaya çıkan tarihi ölçekteki krizden başarıyla çıktığını belirten Ölken, bu başarının sektörün güçlü temellerini ortaya koyduğunu ifade etti. Ancak sonrasında oluşan rehavete dikkat çeken Ölken, geçmişteki deneyimlerden ders çıkarılarak sektörün yeniden kendi öz değerlerine ve “fabrika ayarlarına” yönelmesi gerektiğini söyledi. Bunun hem sektörün sürdürülebilir büyümesine hem de toplumsal faydanın güçlenmesine katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.

“Kişiselleştirilmiş ürün satma cesareti göstermeliyiz”

Sektörde uzun yıllardır dile getirilen “müşteriyi merkeze almak” anlayışının tek başına yeterli olmadığını söyleyen Ölken, buna rağmen müşteri başına düşen poliçe sayısının hâlâ 1,28-1,47 seviyelerinde kaldığına dikkat çekti. Artık segment bazlı, kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetler geliştirme cesareti gösterilmesi gerektiğini belirten Ölken, kurumsal yapıların da bu anlayış doğrultusunda yeniden şekillendirilmesinin önemine işaret etti. Veri ve teknolojinin sunduğu imkânlardan yararlanmanın, daha isabetli öngörülerde bulunmak ve doğru kararlar almak açısından vazgeçilmez olduğunu ifade etti.

Sürdürülebilir değer üretmenin yalnızca finansal başarıyla sınırlı olmadığını belirten Ölken, çevresel ve toplumsal etkileri gözeten bir iletişim anlayışının benimsenmesi gerektiğini söyledi. Sigorta şirketlerinin rekabet ederken, aynı zamanda Türkiye Sigorta Birliği (TSB), Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK) ve eksperler birliği gibi çatı kuruluşların ortak çalışmalarını daha güçlü şekilde desteklemesi gerektiğini ifade eden Ölken, sektörün kamuoyu karşısında ortak bir dil kullanmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Tüm paydaşların aynı ekosistemin ayrılmaz parçaları olduğunu belirten Ölken, bu bütünlüğün korunmasının sürdürülebilirlik açısından kritik olduğunu dile getirdi.

Konuşmasının sonunda “dayanıklı gelecek” vizyonuna da değinen Ölken, sigortacıların daha güvenli bir yaşam ve gelecek nesiller için daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi. Bunun için sigorta sisteminin finansal açıdan güçlenmesi, müşteri, acente ve çalışan beklentilerine daha hızlı yanıt verebilen bir yapıya kavuşması ve bugünden başlayarak değişime kararlılıkla yönelmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SON EKLENEN HABERLER