Türkiye Bankasürans Zirvesi 2026 kapsamında bugün İstanbul’da düzenlenen “CEO Suite: Bankasürans Trendleri” panelinde, sektörün büyüme dinamikleri, regülasyonların etkisi ve müşteri odaklı dönüşüm ele alındı. Katılımcılar, bankasüransın kredi odaklı yapıdan çıkarak daha çeşitlenmiş ve erişilebilir bir modele evrildiğine dikkat çekti.
SİGORTAMEDYA ÖZEL
Türkiye Bankasürans Zirvesi 2026’nın ilk paneli “CEO Suite: Bankasürans Trendleri” başlığıyla gerçekleştirildi. Panelde, bankacılık ve sigortacılık entegrasyonunun geldiği nokta ile sektörde değişen büyüme dinamikleri masaya yatırıldı.
Panelin moderatörlüğünü Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Genel Sekreteri Özgür Obalı üstlenirken panelde Garanti BBVA Emeklilik Genel Müdürü Nurdan Tunay Günaylı ile BNP Paribas Cardif CEO’su İ. Cemal Kişmir konuşmacı olarak yer aldı.
Panelde, bankasürans modelinin yalnızca kredi bağlantılı ürünlerle sınırlı kalmadığı; ürün çeşitliliği, dijitalleşme ve müşteri deneyimi odağında yeniden şekillendiği vurgulandı.

Bankasürans büyümeyi sırtlıyor, kompozisyon değişiyor
Garanti BBVA Genel Müdürü Nurdan Tunay Günaylı, bankacılık ve sigortacılığın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayarak bankasüransın sektördeki büyümede belirleyici rol oynadığını söyledi. Günaylı, 2025 verilerine işaret ederek hayat sigortalarında prim üretiminin yüzde 88’inin bankasürans kaynaklı gerçekleştiğini, toplam prim üretiminde ise bu oranın yüzde 75 seviyesinde olduğunu belirtti.
Bireysel emeklilik tarafında 2 trilyon lirayı aşan fon büyüklüğüne ulaşıldığını ve yüzde 80’in üzerinde büyüme kaydedildiğini ifade eden Günaylı, bu tablonun iki sektör arasındaki güçlü entegrasyonu ortaya koyduğunu söyledi.
Günaylı, bankasüransın artık yalnızca kredi bağlantılı ürünlerle sınırlı kalmadığını da vurgulayarak, “Ürün çeşitliliği artıyor ve müşteri için doğru anda, doğru yerde çözüm sunmaya odaklanan bir yapıya evriliyoruz” dedi.

“Asıl mesele sigortayı erişilebilir kılmak”
BNP Paribas Cardif CEO’su İ. Cemal Kişmir, bankasüransı finansal ekosistemin en önemli kaldıraçlarından biri olarak tanımladı.
Kişmir, bankasüransın klasik iş birliği modelinin ötesine geçtiğini belirterek, “Bu yapı artık yalnızca ürün sunmaya dayalı bir model değil; müşteriye çözüm üreten ve değer yaratan bir yapı” ifadelerini kullandı.
Bankasüransın büyümesinin temelinde sigortayı daha geniş kitleler için erişilebilir hale getirmesinin yattığını vurgulayan Kişmir, “Sigortayı aranan bir ürün olmaktan çıkarıp müşterinin finansal yolculuğunun doğal bir parçası haline getirmek en kritik unsur” dedi.
Regülasyon hem destek hem sınırlayıcı etki yaratıyor
Kişmir, bankasüransın gelişiminde regülasyonların çift yönlü rol oynadığına dikkat çekti. Mevcut makroekonomik koşullar ve kredi büyümesine getirilen sınırlamaların bankasürans üzerinde baskı oluşturabildiğini belirten Kişmir, bu durumun aynı zamanda yeni alanlar için fırsat yarattığını söyledi.
“Kredi bağlantılı ürünlerle büyümenin sınırlı olduğu dönemlerde kredi dışı sigortalara yönelim artıyor. Bu ürünlerin payı son yıllarda tek haneli seviyelerden yaklaşık üçte bire kadar yükseldi” diyen Kişmir, sektörün bu şekilde kendi içinde yeni dengeyi oluşturduğunu ifade etti.
Türkiye kendi modelini geliştiriyor
Türkiye’deki bankasürans yapısının uluslararası örneklerle kıyaslanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Günaylı, Avrupa’daki modelin daha olgun olduğunu ancak Türkiye’de önemli bir büyüme potansiyeli bulunduğunu söyledi.
“Avrupa’da bankasürans uzun yıllara dayanan, yüksek penetrasyona ulaşmış bir yapı. Türkiye’de ise hâlâ gidilecek yol var. Bu da kendi modelimizi geliştirmemize imkân tanıyor” diyen Günaylı, dijitalleşmenin bu dönüşümde belirleyici rol oynadığını vurguladı.
“Fark modelde değil, içinde bulunduğu koşullarda”
Kişmir ise Türkiye ile Avrupa arasındaki farkın modelden ziyade uygulama koşullarından kaynaklandığını belirtti. Enflasyon, regülasyonlar, kredi piyasası dinamikleri ve dijital altyapının gelişmişliğinin bu farkı yarattığını ifade eden Kişmir, sigortacılığın temelinde her iki pazarda da aynı iş modelinin bulunduğunu söyledi.
Avrupa’da bankasüransın daha çok yatırım bağlantılı hayat sigortaları üzerinden geliştiğini, Türkiye’de ise bireysel emeklilik sisteminin bu rolü kısmen üstlendiğini belirten Kişmir, Türkiye’nin daha genç ancak dinamik bir büyüme evresinde olduğunu ifade etti.
“Odak noktası müşteriye değer yaratmak olmalı”
Kişmir, bankacılık ve sigorta iş birliğinde kırılganlıktan ziyade geçici darboğazlar yaşandığını belirterek sürdürülebilir büyüme için müşteri odaklı değer üretiminin kritik olduğunu vurguladı.
Bankasürans modelinde başarının, banka ve sigorta şirketlerinin ortak hedefler doğrultusunda hareket etmesine bağlı olduğunu söyleyen Kişmir, “Sektörde “ben yaptım” yaklaşımının yerini, birlikte çözüm üretme anlayışının alması gerekiyor. Banka ile birlikte müşterinin hangi riskine nasıl çözüm üretebiliriz sorusunu sormalıyız. Bu iş birliği sonunda hem bankaya hem sigortaya hem de müşteriye değer yaratmalı” dedi.
Mevcut yapının “kırılganlık” olarak tanımlanmasının doğru olmadığını belirten Kişmir, bugün yaşanan sıkışıklığın daha çok geçici bir darboğaz olduğuna dikkat çekti. Özellikle kredi büyümesindeki sınırlı ortamın bankasürans kanalını etkilediğini ifade eden Kişmir, bunun kalıcı bir risk olarak görülmemesi gerektiğini dile getirdi.
Uzun vadede asıl riskin müşteri tarafında değer algısının zayıflaması olabileceğini vurgulayan Kişmir, sigorta şirketlerinin hasar ödeme süreçlerini hızlandırmasının ve sundukları hizmeti daha görünür kılmasının önemine işaret etti. “Müşteri, satın aldığı ürün karşısında gerçekten bir değer elde ettiğini hissetmeli. Fiyatlama ile sunulan fayda arasında güçlü bir bağ kurulmalı” diye konuştu.
Sigortacılığın özünde risk yönetimi olduğunu hatırlatan Kişmir, mevcut tartışmaların doğrudan riskten ziyade operasyonel ve konjonktürel unsurlarla ilgili olduğunu ifade etti. “Bizim işimiz riski doğru analiz etmek, transfer etmek ve yönetmek. Bu nedenle yaşananları ‘riskin riski’ olarak değil, geçici bir sıkışıklık olarak değerlendirmek gerekir” dedi.
Kişmir, sektörün gelişimi için daha sade, anlaşılır ve müşteri dostu ürünler geliştirilmesi gerektiğini belirterek, “Ürün yapısından fiyatlamaya, müşteri deneyiminden iletişime kadar her alanda basitleşmeye gitmeliyiz. Müşteriye dokunan, net ve değer yaratan çözümlerle ilerlemek zorundayız” değerlendirmesinde bulundu.
“Sektördeki en önemli eksik ürün çeşitliliği”
Günaylı, sigorta sektöründe sürdürülebilir büyüme için ürün çeşitliliğinin artırılması ve müşteri ihtiyaçlarının doğru analiz edilmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı.
Sigorta sektöründe tek ürüne bağlı kalmanın yarattığı risklere dikkat çeken Günaylı, özellikle kredi bağlantılı sigortaların ağırlıkta olduğu mevcut yapının kırılganlığı artırdığını ifade etti. “Bir ürüne bağımlı olmak; regülasyon değişiklikleri, mevzuat güncellemeleri ve finansal piyasalardaki dalgalanmalardan tüm sektörün aynı anda etkilenmesine neden oluyor” diyen Günaylı, “Bu noktada sektörün en önemli ihtiyacı ürün çeşitliliği. Sigortanın yalnızca bir teminat aracı değil, aynı zamanda bireylerin finansal sağlığını koruyan ve yaşam boyu yanında olan bir yapı olarak konumlanması gerekiyor. Müşterinin gerçek ihtiyaçlarının doğru analiz edilmesi halinde, şirketler daha fazla ve farklı ürün geliştirme kapasitesine ulaşacaktır” dedi.
Müşteri odaklı yaklaşımın güçlenmesiyle birlikte sektörün “kırılgan” yapıdan uzaklaşarak daha sürdürülebilir ve uzun vadeli bir modele geçiş yapabileceğini söyleyen Günaylı, “Bu dönüşüm, fiyat odaklı kısa vadeli çözümler yerine, yaşam boyu değer yaratan ürünlerin ön plana çıkmasını sağlayacak. Sigorta şirketlerinin müşteriye gerçek değer sunan çözümler üretmesi artık kaçınılmaz” diye konuştu.
Gömülü sigortacılık ve yapay zeka vurgusu
Kişmir, sigortacılıkta ürün odaklı yaklaşımın ötesine geçilmesi gerektiğine dikkat çekerek “Müşteriye tek bir ürün sunmak yerine, hizmetle entegre çözümler geliştirmemiz gerekiyor. Gömülü sigortacılığın hayatımızda daha fazla yer alması bu açıdan kritik” dedi.
Yapay zekanın sektörde fark yaratacağı alanlara ilişkin değerlendirmesinde ise dönüşümün yalnızca teknolojik bir başlık olmadığını vurgulayan kişmir, yapay zekanın süreçleri dönüştürdüğünü belirterek “Bu dönüşüm uçtan uca uygulamaları etkiliyor. Süreçleri değiştirdiği ölçüde sigortacılıkta değer yaratma kapasitesini de artırıyor” ifadelerini kullandı.
Banka–sigorta entegrasyonu derinleşiyor
Bankacılık ve sigortacılık arasındaki ilişkiye de değinen Kişmir, iki sektörün birbirine rakip değil tamamlayıcı olduğunu belirtti. Entegrasyonun artık kaçınılmaz bir gerçek olduğunu söyleyen Kişmir, “Bunu birinin diğerine dönüşmesi olarak değil, entegrasyonun derinleşmesi olarak görmek gerekiyor. Hem fiziksel hem dijital süreçlerin birbirine bağlandığı bir yapıdan söz ediyoruz” diye konuştu.
Entegrasyonun yalnızca sistemsel değil, aynı zamanda esnek bir yapıya dayanması gerektiğini ifade eden Kişmir, legacy sistemlerin yarattığı yavaşlığa da dikkat çekti. “Bir ürün geliştirme ya da fiyat güncellemesinin aylar sürdüğü bir yapı, bugünün ihtiyaçlarına cevap veremez. Daha çevik ve esnek sistemlere ihtiyaç var” dedi.
“Banka ve sigorta ayrı düşünülemez”
Günaylı ise bankacılık ve sigortacılığın birbirinden ayrı ele alınamayacağını vurgulayarak “Bu iki alan zaten bir arada ve önümüzdeki dönemde bu birliktelik daha da artacak” değerlendirmesinde bulundu.
Bankaların sahip olduğu geniş müşteri verisi ile sigorta şirketlerinin ürün geliştirme kabiliyetinin birleşmesinin önemli bir değer yarattığını belirten Günaylı, “Bankaların müşteri tarafındaki derin bilgisi ve güven ilişkisi, sigortacılığın ürün gücüyle birleştiğinde tam ihtiyaç noktasına ulaşan çözümler ortaya çıkıyor” dedi.
Müşteri deneyimi ve değer yaratma ön planda
Günaylı, entegrasyonun müşteri memnuniyeti açısından da kritik rol oynadığını ifade ederek “Bu yapı sayesinde müşteriye doğru zamanda, doğru ürünle ulaşmak mümkün oluyor. Değer yaratma tam da bu noktada ortaya çıkıyor” diye konuştu.
Bankasürans modelinin halihazırda güçlü bir şekilde uygulandığını belirten Günaylı, mevcut iş hacminin büyük bölümünün banka kanalı üzerinden gerçekleştiğini söyledi. Bu durumun entegrasyonun etkisini açık şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Günaylı, sektörün önümüzdeki dönemde bu yapıyı daha da derinleştireceğini sözlerine ekledi.

