İzmir’de can kaybıyla sonuçlanan zincirleme kazayı teknik açıdan değerlendiren eksper Tamer Topal, kamuoyunda kullanılan “fren patladı” söyleminin teknik olarak doğru olmadığını belirtti. Topal, bakım eksikliği, yanlış sürüş tekniği, yardımcı fren sistemlerinin yetersiz kullanımı ve eğitim eksikliğinin benzer olaylarda belirleyici rol oynadığına dikkat çekti.
29 Nisan’da İzmir’in Bornova ilçesinde meydana gelen ve 10 aracın karıştığı zincirleme kazada, kontrolden çıkan ağır vasıta karşı şeride geçerek faciaya neden olmuş; kazada bir polis memuru şehit olurken toplam 3 kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda kişi de yaralanmıştı. Manisa yönünden İzmir istikametine ilerleyen tırın karıştığı kazanın ardından olayın teknik boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan eksper Tamer Topal, kamuoyunda kullanılan “fren patladı” söyleminin teknik açıdan doğru olmadığını belirterek bakım süreçleri, sürüş disiplini, yardımcı fren sistemlerinin kullanımı ve denetim mekanizmalarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
“Ağır vasıtalarda fren patlamaz”
Kamuoyunda sıkça kullanılan “fren patladı” ifadesinin teknik açıdan yanlış olduğunu kaydeden Topal, ağır vasıtalarda fren sisteminin ya çalıştığını ya da performans kaybı yaşadığını belirtti. Bu tür olayların çoğunda ani bir arıza yerine, zaman içinde gelişen bir zayıflama sürecinin etkili olduğuna işaret eden Topal, özellikle eğimli yollarda servis frenine aşırı yük binmesinin sistemi işlevsiz hale getirebildiğini ifade etti.
Yardımcı fren sistemleri kritik önem taşıyor
Retarder ve motor freninin yeterince kullanılmamasının, servis frenlerinin aşırı ısınmasına yol açtığını belirten Topal, balataların camlaşması ya da aşınmasının da fren performansını ciddi şekilde düşürdüğünü söyledi. Araçların bakım geçmişi, fren sistemi durumu ve teknik yeterliliğinin mutlaka incelenmesi gerektiğini vurgulayan Topal, ağır vasıta fren sistemlerinin güvenlik esasına göre tasarlandığını ve “fren tamamen boşaldı” söyleminin teknik gerçeklikle örtüşmediğini ifade etti.
Kritik soru: “Kaçış rampası neden kullanılmadı?”
Kazanın yaşandığı Manisa–İzmir güzergâhının eğimli ve hızlanmaya müsait bir hat olduğuna dikkat çeken Topal, bölgede kaçış rampalarının bulunduğunu ancak sürücünün bu rampaları neden kullanmadığının sorgulanması gerektiğini söyledi.
Topal, sürücünün ya aracı kontrol altına alabileceğini düşündüğünü ya da kaçış rampasına yönelmeye cesaret edemediğini belirterek, ağır vasıta sürücülerine yönelik uygulamalı eğitimlerin yetersiz olabileceğine dikkat çekti. Yüksek hızla ilerleyen bir aracı bilinçli şekilde kaçış rampasına yönlendirmenin kolay bir karar olmadığını ifade eden Topal, bu noktada sürüş reflekslerinin ve eğitimin belirleyici olduğunu kaydetti.
“Denetimler sadece evrak kontrolüyle sınırlı kalmamalı”
Benzer kazaların azaltılabilmesi için sürücü eğitimlerinin düzenli ve uygulamalı hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Topal, polis kontrollerinde bakım kayıtlarının daha etkin incelenmesi çağrısında bulundu.
Fren sistemi, lastikler, elektrik tesisatı, yangın söndürme ekipmanları ve yardımcı güvenlik sistemlerinin gerçek anlamda denetlenmesi gerektiğini ifade eden Topal, uzun yol sürücülerinin beslenme, dinlenme ve sağlık koşullarının da sürüş güvenliği açısından kritik olduğunu söyledi.
Ağır vasıtalar için özel denetim önerisi
Eksper perspektifinden daha kapsamlı bir denetim modeli öneren Topal, ağır vasıtaların maden sahalarındaki araçlar gibi sistematik teknik kontrollerden geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Bu kapsamda fren sistemi, direksiyon mekanizması, elektrik altyapısı, lastikler, süspansiyon, yangın söndürme sistemleri, şasi bağlantıları ve önceki hasar kayıtlarının detaylı şekilde incelenmesini öneren Topal, mevcut zorunlu muayene sisteminin ağır yük taşıyan araçlar için yeterli olmadığını savundu. Yetkili servisler ve TSE sertifikalı atölyeler aracılığıyla yapılacak kapsamlı denetimlerin güvenli sürüş seviyesini artırabileceğini belirtti.
“Teknik kusur, sigorta açısından da değerlendirilmelidir”
Kazanın sigorta ve eksper boyutuna da değinen Topal, bu tür olaylarda yalnızca sürücü kusurunun değil, “teknik kusur” unsurunun da dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Eksper raporlarının yüzeysel ifadeler yerine teknik gerçeklik üzerinden hazırlanması gerektiğini vurgulayan Topal, bakım eksikliği ve sistemsel ihmalin bulunması halinde sigorta şirketleri açısından rücu ihtimalinin gündeme gelebileceğini ifade etti.
Topal, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Bu olay yalnızca bir trafik kazası değil; eğitim, denetim, teknik yeterlilik ve sorumluluk zincirinin birlikte ele alınması gereken bir vakadır.”

