Can Kantar:”DASK’ı depremden depreme hatırlamayalım!”

Deprem kapımızı çaldığında değil, henüz ortada hiçbir sarsıntı yokken hazırlıklı olmalıyız. Türkiye’nin yüzde 95’i deprem riski taşıyan bir coğrafyada yer alıyor.  Buna rağmen DASK poliçesini çoğu zaman ancak deprem kendini yeniden hatırlattığında yaptırıyor, süresi dolduğunda ise yenilemeyi ihmal ediyoruz.

Oysa deprem riski, yalnızca büyük bir sarsıntının yaşandığı gün gündeme alınamayacak kadar ciddi ve sürekli bir tehdit. Ne zaman, nerede ve hangi büyüklükte bir deprem olacağını önceden kestiremiyoruz. Bu nedenle zorunlu deprem sigortası, sadece yasal bir yükümlülük değil; konut sahipleri, aileler ve ülke ekonomisi açısından önemli bir maddi güvence olarak görülmeli. Ancak hayatta kalabilmek için sağlam konutlarda oturmak asıl önemli konu.

Son büyük deprem, hepimiz için ağır sonuçları olan bir felaketin yanı sıra önemli dersler çıkarılan bir dönüm noktası oldu. Doğal Afet Sigortaları Kurumu, bu süreçte büyük miktarda tazminatı kısa sürede ödeyerek önemli bir sınav verdi. Bu ödemeler, depremzedelerin yaralarının sarılmasına katkı sağlarken, zor günlerde devletin üzerindeki mali yükün de bir ölçüde hafifletilmesine yardımcı oldu.

Reasürans kapasitesi sorunu yok 

Bu süreçte DASK’ın işletici kurumu olan Türk Reasürans’ın rolü de ayrıca önemli. Olası büyük bir depremde ihtiyaç duyulacak yüksek tutarlı teminatların bulunması, uluslararası reasürans piyasalarından kapasite sağlanması ve riskin geniş bir coğrafyaya dağıtılması, sigorta sisteminin sürdürülebilirliği açısından kritik bir görev. Türk Reasüransın bu alandaki çalışmaları, Türkiye’nin deprem riskine karşı finansal hazırlığını güçlendiren önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Büyük bir felaketin ardından tazminatların hızlı ve düzenli biçimde ödenebilmesi, yalnızca poliçe sayısına değil, arka plandaki güçlü reasürans yapısına da bağlı.

SEDDK üzerinde çalışıyor 

Yaşanan tecrübeler doğrultusunda mevzuattaki eksikliklerin giderilmesi ve sigorta kapsamının genişletilmesi için de adımlar atılıyor. SEDDK’nın çalışmalarıyla DASK’ın yeni teminatlarla daha kapsamlı bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor. Açıklanan Orta Vadeli Program’a sigorta sektörünün sunabileceği katkılar da sektör temsilcileri tarafından sıkça dile getiriliyor. Ayrıca konutun satılması hâlinde poliçenin kalan priminin iade edilmesine yönelik düzenleme, vatandaş lehine atılmış önemli bir adım olarak öne çıkıyor.

Bunun yanında DASK konusunda bilinçlendirme kampanyalarının hız kazanması da sevindirici. Ancak hiçbir düzenleme ve kampanya, bireysel farkındalığın yerini tutamaz. Deprem olduktan sonra poliçe yaptırmak zararı telafi etmez. Asıl önemli olan, risk gerçekleşmeden önce hazırlıklı olmaktır.

DASK poliçemizi bugün yaptıralım, süresi dolmadan yenileyelim ve bu sorumluluğu ertelemeyelim. Çünkü depremi önleyemeyiz; fakat ihmali, hazırlıksızlığı ve ağır ekonomik kayıpları azaltabiliriz. Unutmayalım: DASK bir formalite değil, sevdiklerimizin ve geleceğimizin güvencesidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SON EKLENEN HABERLER