Allianz Trade’in güncellediği Sektör Atlası’na göre küresel ekonominin 2026’da yüzde 2,5, 2027’de ise yüzde 2,9 büyümesi bekleniyor. Raporda yapay zekâ yatırımlarının yarı iletken sektörünü desteklediği, savunma ve enerjinin şirket gelirlerindeki artışta öne çıktığı; otomotiv, inşaat ve perakende gibi sektörlerde ise maliyet ve talep baskılarının sürdüğü belirtildi.
Allianz Trade, farklı sektörlerin küresel görünümünü değerlendirdiği Sektör Atlası’nı güncelledi. Raporda, küresel büyümenin 2026’da yüzde 2,5’e gerileyeceği, 2027’de ise yüzde 2,9’a yükseleceği öngörüldü. Büyümenin sektörler arasında eşit dağılmadığına dikkat çekilirken yapay zekâ, savunma ve enerji yatırımlarının şirket performansında belirleyici olduğu ifade edildi.
Rapora göre yapay zekâ yatırımları, ABD’deki büyümenin yaklaşık üçte birini destekliyor. ABD ekonomisinin yüzde 2,1 büyümesi beklenirken Euro Bölgesi için büyüme tahmini yüzde 0,9, Çin için ise yüzde 4,7 düzeyinde bulunuyor.
Allianz Trade, ABD’nin ticaret politikalarının ekonomiler arasındaki ayrışmayı derinleştirdiğini, Orta Doğu’da gerilimin yeniden yükselmesi ihtimalinin de risk oluşturmayı sürdürdüğünü belirtti.
Bulut altyapısı harcamalarında 1 trilyon dolar beklentisi
Yapay zekâ yatırımlarının yarı iletken sektörüne sağladığı destek, raporun teknoloji başlığında öne çıktı. Bulut altyapısı harcamalarının 2026’da yıllık yüzde 80 artışla 725 milyar dolara, 2027’de ise 1 trilyon doların üzerine çıkması bekleniyor. Küresel çip satışlarının da 1,5 trilyon dolara yaklaşacağı öngörülüyor.
Bellek fiyatlarındaki yükselişin etkisiyle yarı iletken satışlarındaki büyümenin yaklaşık yüzde 90 düzeyinde seyrettiği belirtilen raporda, teknoloji sektörünün diğer alanlarında farklı bir görünüm olduğu kaydedildi. Yazılım ve bilgi teknolojileri hizmetlerine yönelik talep yüzde 3,6 ile güçlü kalırken yapay zekânın bazı iş modellerini nasıl etkileyeceğine ilişkin belirsizlik yatırımcıların temkinli davranmasına yol açıyor.
Bilgisayar ve akıllı telefon satış adetlerinde ise yüzde 11 ila 14 arasında düşüş yaşandığı ifade ediliyor.
Otomotiv ve perakendede maliyet baskısı sürüyor
Allianz Trade’e göre otomotiv, inşaat, perakende, tekstil, ulaştırma ve kimya sektörleri yüksek finansman maliyetleri, ticaret politikaları ve jeopolitik belirsizliklerden etkileniyor.
Şirketlerin artan maliyetleri satış fiyatlarına yansıtmakta zorlanması kârlılık üzerinde baskı yaratıyor.
Otomotivde Çinli elektrikli araç üreticilerinin rekabeti
Avrupa’daki üreticileri zorlarken şirketler araç satışlarının yanında yazılım ve veri temelli gelir kaynaklarına yöneliyor.
İnşaatta konut ve ticari gayrimenkul talebi zayıf seyrederken veri merkezi yatırımları sektöre destek sağlıyor. Perakende, tekstil ve ev eşyalarında tüketicilerin daha düşük fiyatlı ürünleri tercih etmesi satış hacmini belirli ölçüde korusa da şirketlerin kâr marjlarını daraltıyor.
Ulaştırma sektöründe Orta Doğu kaynaklı deniz taşımacılığı aksaklıkları ve yüksek petrol fiyatları etkili olurken Avrupa kimya sanayisinde yüksek enerji maliyetleri rekabet gücünü sınırlıyor. Metal sektöründe bakır, lityum ve nadir toprak elementlerine yönelik talep enerji dönüşümü ve yapay zekâ altyapısı yatırımlarıyla destekleniyor; demir ve çelikte ise zayıf talep ve maliyet baskıları devam ediyor.
Şirket gelirlerindeki artış belirli sektörlerde yoğunlaştı
Raporda, ABD’de şirket gelirlerinin yıllık yüzde 15,2 artarak 2022’nin ikinci çeyreğinden bu yana en güçlü büyümeyi kaydettiği belirtildi.
Artışta yapay zekâ yatırımlarından yararlanan yarı iletkenler ile yükselen petrol fiyatlarının desteklediği enerji sektörü etkili oldu. Havayolu şirketlerinde ise yakıt maliyetleri nedeniyle hisse başına kârın yıllık yüzde 44 gerilediği kaydedildi.
Avrupa’da şirket gelirleri yıllık yüzde 11,2 artarken büyümenin ağırlıklı olarak enerji, savunma ve yarı iletken sektörlerinden kaynaklandığı ifade edildi.
Otomotiv, ulaştırma ve ihtiyari tüketim ürünleri perakendesinde zayıf talep ve yüksek finansman maliyetlerinin etkisi sürdü.
Allianz Trade, ilaç sektörünün patent koruması ve fiyatlama gücü sayesinde görece dayanıklı kaldığını; enerji güvenliği ve tedarik zinciri dayanıklılığı arayışının ise yenilenebilir enerji yatırımlarını desteklediğini belirtti. Raporda, küresel büyüme devam etse de gelir ve kâr artışının sınırlı sayıda sektörde yoğunlaştığına dikkat çekildi.

