“Acenteler güçlerinin farkında değil”

Sigorta acentelerinin sektörde hâlâ güçlü bir konuma sahip olduğunu ancak bu gücün doğru kullanılmadığını vurgulayan Kaskoline Kurucusu Faruk Yıldırım, dağıtım kanallarındaki değişim, artan maliyetler ve fiyatlama baskısı nedeniyle acentelerin pazar payı kaybettiğine dikkat çekti. Yıldırım, mevcut yapının sürdürülebilirliği açısından daha stratejik bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu ifade etti.

SİGORTAMEDYA ÖZEL

Sigorta sektöründe son dönemde maliyet artışları, fiyatlama dengelerindeki bozulma ve alternatif dağıtım kanallarının yükselişi, acentelerin sektördeki konumunu yeniden tartışmaya açtı. Prim üretimindeki artışın maliyetleri karşılamada yetersiz kalması ve rekabet yapısının giderek sertleşmesi, özellikle geleneksel dağıtım kanalları açısından yeni bir denge arayışını beraberinde getiriyor. Bu tablo, acentelerin hem mevcut rollerini hem de gelecekteki konumlanmalarını daha kritik hale getiriyor. Sigorta Medya Genel Yayın Yönetmeni Can Kantar’a konuk olan Kaskoline Kurucusu Faruk Yıldırım, Sigorta Ekranı’nda sigorta acentelerinin mevcut durumu, fiyatlama dinamikleri, artan maliyet baskısı, pazar payındaki değişim ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentilere dair değerlendirmelerde bulundu.

Acenteler 2025’i yoğun rekabetle geçirdi 

Sigorta acentelerinin son yıllardaki performansını ve sektördeki fiyatlama dinamiklerini değerlendiren Yıldırım, pandemi sonrası dönemde artan hasar maliyetleriyle birlikte kasko fiyatlarında yükseliş yaşandığını, ancak sonrasında enflasyonist baskılar altında prim artışlarının yetersiz kaldığını ifade etti. Ekonomide başlayan enflasyonist sürecin sigortacılıkta maliyetleri hızla artırdığını ancak prim artışlarının aynı ölçüde gerçekleşmediğini ifade eden Yıldırım, “Mevcut enflasyonist ortamda sigorta primleri, kasko, trafik, sağlık, konut fark etmeksizin normal enflasyonla doğru orantılı artmadı” dedi. 2024 Aralık ayında yaptığı öngörüye de değinen Yıldırım, “2026’nın ilk çeyreğine kadar kasko fiyatlarındaki artışın enflasyonun altında kalacağını öngörmüştüm. Ancak bunun da altında kaldı, fiyatlar gerçekten çok diplerde. Bu durumun ilerleyen dönemde hem sigorta acentelerine hem de sigorta şirketlerine ağır bir fatura olarak yansıyacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.

Sigorta acenteleri açısından 2025 yılının yoğun rekabet ve hedef baskısı altında geçtiğini söyleyen Yıldırım, acentelerin kasko ve trafik branşlarında üretim hedeflerini tutturmak için yoğun çaba harcadığını ve sektördeki mevcut sorunların devam ettiğini belirtti. Önümüzdeki döneme ilişkin daha temkinli bir tablo çizen Yıldırım, sigorta acentelerinin zorlu bir sürece girdiğine işaret ederek “Bundan sonraki süreçte yaşayacağımız sıkıntılı dönemin aslında yavaş yavaş içine girmiş bulunmaktayız” dedi.

Artan maliyet baskısı acentelerin giderlerini yukarı çekecek

2026 yılının, 2025’e kıyasla belirsizliklerin daha da arttığı bir dönem olduğuna işaret eden Yıldırım, bu tabloyu hem küresel hem de yerel gelişmeler üzerinden değerlendirdi. Enerji ve emtia fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisine doğrudan yansıyacağını belirten Yıldırım, özellikle petrol fiyatlarının yükselmesinin enflasyonu dışarıdan besleyeceğini dile getirdi. Yıldırım, “Petrol fiyatlarının artmasıyla birlikte enflasyonun yurt dışından ithal edileceğini görüyoruz” dedi. Tarım girdilerindeki sert artışların da enflasyonist baskıyı artıracağını vurgulayan Yıldırım, gübre fiyatlarındaki yükselişe dikkat çekti. 2026 yılı başı itibarıyla gübre fiyatlarının 320–350 dolar seviyesinden 720 dolara çıktığını belirten Yıldırım, “Neredeyse yüzde 100’e varan bir artış söz konusu. Bu da önümüzdeki dönemde gıda enflasyonunda ciddi bir artış olacağı anlamına geliyor” diye konuştu. Türkiye ekonomisinin mevcut kırılgan yapısına da değinen Yıldırım, yüksek faizle yurt dışından sağlanan sermaye girişine dayalı bir dengenin sürdürüldüğünü ifade etti. Bu geçiş sürecinde cari fazla verilerek dengelenme hedeflendiğini ancak yeni risklerin ortaya çıktığını belirten Yıldırım, enerji fiyatlarının bu tabloyu daha da zorlaştıracağını söyledi. Petrolün Türkiye’nin en önemli ithalat kalemlerinden biri olduğuna dikkat çeken Yıldırım, enerji fiyatlarındaki artışın zincirleme etkiler yaratacağını belirterek “Petrolün artması, gübre fiyatlarının yükselmesi, gıda enflasyonu derken aslında her şeyin fiyatı artacak” değerlendirmesinde bulundu. Bu gelişmelerin sigorta sektörü üzerindeki etkisine de değinen Yıldırım, artan maliyetlerin acentelerin genel giderlerini ciddi şekilde yukarı çekeceğini ifade etti. Yıldırım, mevcut koşullar altında sektörün önümüzdeki dönemde daha zorlu bir maliyet yapısıyla karşı karşıya kalacağını vurguladı.

Hasar maliyetlerindeki artış fiyatlara yansıyacak

Türkiye’nin yüksek oranda ithalata bağımlı bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Türkiye dünyadaki en pahalı ülkelerden biri haline geldi. Yüzde 85 ithal ikameyle hayatını devam ettiren bir ülke konumundayız” diye konuştu. Sigorta sektöründe hasar maliyetlerinin büyük ölçüde dövize bağlı olduğuna dikkat çeken Yıldırım, “Hasarın yaklaşık yüzde 90’ı yurt dışından ithal edilen yedek parçaya dayanıyor. Enflasyon, işçilik maliyetleri ve kurda olası yukarı yönlü hareketin birleşmesiyle birlikte hasar maliyetleri daha da artacak. Bu durum kasko fiyatlarının daha da artmasına sebebiyet verecek” dedi.

Sigorta primleri ile hane halkı gelirleri aynı oranda artmıyor

Sigorta primlerindeki artış ile hane halkı gelirleri arasındaki uyumsuzluğun belirginleştiğini dile getiren Yıldırım, “Sigorta primleri artacak ama hane halkının gelirinde aynı oranda bir artış yok. Gelirler enflasyonun oldukça altında kalıyor” değerlendirmesinde bulundu. Bu durumun tüketici davranışlarını da etkilediğini belirten Yıldırım, özellikle sağlık sigortasında yeni satışların sınırlı kaldığını ifade etti. “Sağlık sigortasında sıfırdan poliçe yaptırma talebi çok fazla yok” diyen Yıldırım, mevcut poliçelerde ise farklı bir eğilim gözlendiğini aktardı. Yıldırım, daha önce sigorta yaptırmış ve yenileme hakkı kazanmış müşterilerin, hak kaybı yaşamamak adına poliçelerini sürdürdüğünü belirterek “Ömür boyu yenileme garantisi gibi kazanılmış hakları kaybetmemek için başka harcamalardan feragat ederek sağlık sigortasını yenilemek zorunda kalıyorlar” dedi.

Birçok acente zarar yazdığının farkında değil

2026 yılına ilişkin genel görünümün belirsizlik içerdiğini vurgulayan Yıldırım, küresel gelişmelerin de riskleri artırdığını söyledi. Sigorta acentelerinin de bu ekonomik yapı içinde doğrudan etkilendiğini vurgulayan Yıldırım, artan maliyetler ve baskılanan gelirlerin sektörü zorladığını ifade etti. Kira, personel, enerji ve operasyonel giderlerdeki artışa dikkat çeken Yıldırım, birçok acentenin finansal durumunu tam olarak göremediğini belirterek “Bugün birçok acente aslında gelir-gider dengesinde zarar yazdığının farkında değil” ifadelerini kullandı.

Kasko fiyatları geçmişe kıyasla düşük seviyede

Kasko fiyatlarının geçmiş yıllarla karşılaştırıldığında görece düşük seviyelerde kaldığını ifade eden Yıldırım, sektöre başladıkları döneme ilişkin bir örnek verdi. 2005 yılında araç bedelleri ile kasko primleri arasındaki ilişkiye dikkat çeken Yıldırım, “O dönemde 20-25 bin liralık araçların kaskosu 1.800-2.000 lira civarındaydı. Yani araç bedelinin yaklaşık yüzde 10’u seviyesindeydi” dedi. Bugünkü tabloya bakıldığında ise farklı bir denge oluştuğunu belirten Yıldırım, “Şu anda 2 milyon liralık bir araç için ortalama 14-16 bin lira bandında kasko kesiliyor. Araç fiyatı yaklaşık yüzde 1000 artmışken kasko fiyatları sadece birkaç kat artmış durumda. Dolayısıyla mevcut fiyatlar gerçekten düşük” diye konuştu. Sigorta şirketlerinin bu tabloyu büyük ölçüde mali kârla dengelemeye çalıştığını ifade eden Yıldırım, son iki yılda teknik kârdan ziyade finansal gelirlerin öne çıktığını belirtti. “Sigorta şirketleri prim üretimini artırıp bunu finansal araçlarda değerlendirerek kârlılık sağlamaya çalıştı” diyen Yıldırım, geçmiş dönemde faiz-enflasyon dengesi sayesinde bu modelin yönetilebilir olduğunu söyledi.

Sigortalılık oranları düşük seyrediyor

Türkiye’de sigortalılık oranlarının halen düşük seviyede olduğunu da vurgulayan Yıldırım, konut sigortalarında oranların yüzde 25 civarında, zorunlu deprem sigortası (DASK) tarafında ise yaklaşık yüzde 56 seviyesinde olduğunu aktardı. 6 Şubat depremlerine rağmen sigorta bilincinin yeterince gelişmediğini ifade eden Yıldırım, tüketici davranışlarına da dikkat çekti. Yıldırım, bazı vatandaşların poliçe maliyetini düşürmek için teminat değerlerini düşük göstermeye çalıştığını belirterek “Elektrik aboneliği için gelen vatandaşlar metrekareyi düşük göstermeyi talep edebiliyor. Biz bunu kabul etmiyoruz ve başka yere yönlendiriyoruz” dedi. Bu yaklaşımın ciddi riskler barındırdığını vurgulayan Yıldırım, sigortanın temel amacının risk transferi olduğunu hatırlattı. Sigorta yaptırmanın ertelenmemesi gerektiğine dikkat çeken Yıldırım, özellikle konut ve iş yeri sigortalarında riskin büyüklüğüne işaret etti. “İnsanların konut ya da iş yeri poliçesi yaptırmama gibi bir lüksü yok” diyen Yıldırım, olası bir hasarın maliyetinin bireysel olarak üstlenilemeyecek boyutlara ulaşabileceğini belirtti.

Komisyon kırma sürdürülebilir değil, mesleki değerleri zedeliyor

Sigorta acentelerinin komisyonlarından feragat etmesinin rasyonel bir karşılığı olmadığını vurgulayan Yıldırım, bu davranışın mesleki değerleri de zayıflattığını ifade etti. Yıldırım, “Sigorta acentelerinin komisyon kırmasının hiçbir mantığı yok. Bu, mesleğe olan saygınlığı da yıpratıyor” dedi. Acenteler arasında yaygın olan “en düşük fiyatı verirsem müşteri bende kalır” yaklaşımının doğru olmadığını belirten Yıldırım, müşterinin asıl beklentisinin sürdürülebilir hizmet olduğunu dile getirdi. “Hiçbir müşteri sizden en ucuz fiyatı vermenizi beklemiyor. Sizin ayakta kalmanız gerekiyor ki müşteriye süreklilik sağlayabilesiniz” diyen Yıldırım, verilen hizmetin de doğrudan elde edilen gelirle bağlantılı olduğunu vurguladı. Komisyon gelirlerinden vazgeçilmesinin görünürde bir satış kazancı yaratsa da reel anlamda zarar doğurduğunu ifade eden Yıldırım, artan maliyetler karşısında acentelerin eridiğine dikkat çekti. Yıldırım, “Yüzde 50 enflasyonun olduğu bir ortamda poliçe fiyatları yüzde 15-20 artıyorsa sigorta acenteleri zaten eriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Acentelerin pazar payı geriliyor, rekabet yapısı değişiyor

Sektördeki dağıtım kanallarının payındaki değişime de değinen Yıldırım, acentelerin toplam üretimdeki payının ciddi şekilde gerilediğini söyledi. 2005 yılında acente payının yüzde 80’in üzerinde olduğunu hatırlatan Yıldırım, 2026 itibarıyla bu oranın yüzde 47,5 seviyesine düştüğünü belirtti. Aynı dönemde direkt satış kanallarının payının yüzde 14’e, brokerların yüzde 17’ye, bankaların ise yüzde 19’a yükseldiğini aktaran Yıldırım, “Bu tablo acentelerin giderek zayıfladığını gösteriyor” dedi.

Haksız rekabet ve yanlış uygulamalar güveni zedeliyor

Komisyon kırmanın hizmet kalitesini de olumsuz etkilediğini belirten Yıldırım, düşük gelir elde eden acentelerin müşteriye yeterli hizmet sunamadığını ifade etti. “Acenteler komisyonu düşürdüğünde, müşteri aradığında ilgilenmemeye başlıyor. Bu da sigortacılığa olan güveni zedeliyor” diye konuştu. Sektördeki bir diğer sorunun da yetkisiz veya dolaylı satış pratikleri olduğunu dile getiren Yıldırım, farklı acenteler arasında yapılan iş paylaşımlarının ve yetkisiz teklif süreçlerinin risk yarattığını belirtti. Müşteri bilgilerinin üçüncü kişilerle paylaşılmasının ciddi sorumluluk doğurabileceğini vurgulayan Yıldırım, bu tür uygulamaların yaygınlaşmasının sektöre zarar verdiğini ifade etti. Zorunlu deprem sigortası (DASK) örneği üzerinden de fiyat odaklı yaklaşımın yarattığı sorunlara değinen Yıldırım, bazı tüketicilerin daha düşük prim ödemek için eksik beyanlarda bulunduğunu söyledi. “Metrekareyi düşük göstererek daha ucuz poliçe yaptırmaya çalışıyorlar. Oysa bu devletin belirlediği bir sistem ve bunun matematiği var” dedi. Düzenleyici çerçevenin varlığına rağmen uygulamada sorunlar yaşandığını belirten Yıldırım, özellikle bazı dağıtım modelleri üzerinden yapılan uygulamaların sektörde haksız rekabet yarattığını ifade etti. Yıldırım, “Kurallar var ama uygulanmıyor. Daha hızlı aksiyon alınmazsa sektör zaten düşük olan itibarını daha da kaybedecek” uyarısında bulundu.

İnsan kaynağına yatırım sigortacılıkta sürdürülebilirliğin anahtarı

Sigortacılıkta sürdürülebilir büyümenin yalnızca satış odaklı değil, insan kaynağına ve mesleki değerlere yapılan yatırımla mümkün olabileceğini vurgulayan Yıldırım, sektörde nitelikli istihdam sorununun giderek büyüdüğüne dikkat çekti. Birçok acentenin yalnızca deneyimli ve belgeli personel tercih ettiğini, kendilerinin ise farklı bir model izlediğini dile getiren Yıldırım, “Hiçbir bilgisi olmayan, sigortacılıkla ilgisi bulunmayan kişileri alıp yetiştiriyoruz. Kendi doğrularımızla bu mesleğe kazandırmaya çalışıyoruz” dedi. Bu yaklaşımın uzun vadeli bir yatırım olduğunu vurgulayan Yıldırım, “22 yıldır bizimle olan yol arkadaşlarımız var. Benim yapabildiğim en önemli şey istihdam yaratmak ve doğru sigortacılar yetiştirmek” ifadelerini kullandı. 

Acentelerin pazar payı geriliyor, rekabet dengesi değişiyor

Acentelerin halen önemli bir güce sahip olduğunu ancak bu gücün doğru kullanılmadığını belirten Yıldırım, “Acenteler güçlerinin farkında değiller” dedi. Dağıtım kanallarındaki değişimi rakamlarla ortaya koyan Yıldırım, doğrudan satış kanallarının payının yüzde 14–15 bandına, bankasürans tarafının ise yüzde 19 seviyesine ulaştığını ifade ederek, “Elinizdeki pazarı kaybediyorsunuz” uyarısında bulundu. Önümüzdeki dönemde sektörde konsolidasyonun hızlanacağını öngören Yıldırım, finansal gücü yüksek ve ölçekli acentelerin ayakta kalacağını dile getirdi.

Artan maliyetler istihdamı zorluyor

Artan maliyetlere de dikkat çeken Yıldırım, personel ve kira giderlerinin ciddi seviyelere ulaştığını belirterek bu durumun istihdam üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. “Bir personelin maliyeti 40 bin lira, bir ofisin kirası 40 bin lira seviyesine gelmiş durumda” diyen Yıldırım, birçok acentenin bu maliyetlerle baş etmekte zorlandığını ifade etti. Sektörde küçülme sinyallerinin başladığını aktaran Yıldırım, bazı acentelerin personel azaltmaya yöneldiğini belirterek bunun işsizlik riskini artırabileceğini dile getirdi.

Dijitalleşme iş yapış biçimlerini değiştirecek

Dijitalleşmenin hızlanacağına da dikkat çeken Yıldırım, önümüzdeki dönemde bu dönüşümün daha belirleyici olacağını söyledi. Son beş yılda yaşanan dijitalleşmenin önümüzdeki beş yılda daha da hızlanacağını ifade eden Yıldırım, bu sürecin iş yapış biçimlerini değiştireceğini kaydetti. Komisyon indirimiyle rekabet etmenin sürdürülebilir bir yöntem olmadığını yineleyen Yıldırım, sigortacılıkta asıl değerin doğru bilgilendirme ve güven olduğunu vurguladı. “Bir müşteriye doğru şekilde anlattığınızda insanlar sadece fiyata bakmıyor” diyen Yıldırım, acentelerin bu noktaya odaklanması gerektiğini sözlerine ekledi.

Sigorta Ekranı:

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SON EKLENEN HABERLER