Türk Dünyası Sigorta Birliği’nin Gaziantep’te düzenlenen 2. Genel Kurulu’nun açılışında, afetlere hazırlıktan ticaretin güvencesine, reasürans kapasitesinden teknoloji ve eğitime uzanan iş birliği önerileri gündeme geldi. Konuşmacılar, ülkelerin deneyimlerini ortak projelere dönüştürmenin ve sigorta koruma açıklarını azaltmanın önemini vurguladı. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de ortak projelerde pilot uygulamalara hazır olduklarını açıkladı.
Türk Dünyası Sigorta Birliği 2. Genel Kurulu, 10 Ekim 2026’da Gaziantep Tuğcan Hotel’de açılış konuşmalarıyla başladı. Sigorta Haftası’nın kapanış buluşmasının açılışında, üye ülkeler arasında sigortacılık iş birliğinin somut projelerle geliştirilmesi ve ortak risklere karşı güvence mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, Türk Dünyası Sigorta Birliği Başkanı Ülviye Cabbarova, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in açılış konuşmalarında; afetlere hazırlık, sigortaya erişim, reasürans kapasitesi, bilgi ve teknoloji paylaşımı öne çıktı.
Ticaret ve yatırımların güvenceye alınması, tarım ve katılım sigortacılığında iş birliği ile yerel yönetimlerin ortak projelerde üstlenebileceği rol de gündeme geldi.

Ahmet Yaşar: “Riskler sınır tanımıyorsa çözümlerimizin de sınır tanımaması lazım”
TSB Başkanı Ahmet Yaşar, üye ülkeler arasında afet riskleri, reasürans ve mesleki eğitim alanlarında somut iş birliği çağrısında bulundu. Ortak çalışmalar için takvim, sorumlu ekipler ve bir sonraki genel kurulda değerlendirilebilecek çıktılar belirlenmesini öneren Yaşar, “Bir sonraki buluşmamızda yalnızca neyi konuştuğumuzu değil, birlikte ne başardığımızı da anlatalım” dedi.
Gaziantep’in üretim, ticaret, girişimcilik ve dayanışma kimliğine dikkat çeken Yaşar, Sigorta Haftası’nı bu buluşmayla tamamladıklarını belirtti. Türk dünyasının ortak tarihi, coğrafyası ve geleceği bulunduğunu vurgulayan Yaşar, “Şimdi bu geleceğin ortak güvencesini oluşturma zamanı” diye konuştu.
Deprem, sel, kuraklık ve iklim değişikliğinin yanı sıra büyük altyapı yatırımları ile uluslararası ticaretin de ülkeleri farklı biçimlerde ancak aynı anda etkilediğini belirten Yaşar, “Riskler sınır tanımıyorsa çözümlerimizin de sınır tanımaması lazım” dedi. Sigortacılığın riski önceden ölçen, azaltan, paylaşan ve toplumların dayanıklılığını güçlendiren stratejik bir sektör olduğunu ifade eden Yaşar, ortak hedefin prim üretimini artırmanın yanında sigortaya erişimi yaygınlaştırmak ve koruma açıklarını azaltmak olması gerektiğini söyledi.
“Daha çok insanın, daha çok işletmenin güvenceye kavuşması esas”
Türkiye sigorta sektörünün 2025 yılını 1,2 trilyon liralık toplam prim üretimiyle tamamladığını hatırlatan Yaşar, 2026’da eylül sonu itibarıyla üretimin 1,1 trilyon liraya ulaştığını açıkladı. Önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış kaydedildiğini belirten Yaşar, sektörün geçen yılın toplam üretimine yaklaştığını ifade etti.
2030 için belirlenen 50 milyar dolarlık prim üretimi hedefinin daha fazla insan ve işletmenin güvenceye kavuşmasını esas aldığını vurgulayan Yaşar, “Bizim için esas olan, daha çok insanın, daha çok işletmenin güvenceye kavuşması ve sigorta koruma açıklarımızın kapatılmasıdır” dedi.
“Sektörümüzün arkasında gelişmiş bir kurumsal ekosistem var”
Türkiye sigorta sektörünün gücünün arkasında gelişmiş bir kurumsal ekosistem bulunduğunu belirten Yaşar, SEDDK’nın mali sağlamlığı, sigortalıların hak ve menfaatlerini, piyasa disiplinini ve güven ortamını gözeten çalışmalarının bu yapının temel dayanaklarından biri olduğunu söyledi.
TSB’nin sektörel temsil gücünün yanı sıra DASK ve TARSİM’in risk havuzlarının, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin veri altyapısının ve Emeklilik Gözetim Merkezinin izleme ve gözetim çalışmalarının bu yapıyı tamamladığını belirtti. Türk Sigorta Enstitüsü Vakfı (TSEV) ve Sigortacılık Eğitim Merkezinin (SEGEM) nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sunduğunu ifade eden Yaşar, Sigorta Tahkim Komisyonunun uyuşmazlıkların çözümüne erişimi kolaylaştırdığını, Güvence Hesabının mevzuatla belirlenen durumlarda zarar görenleri koruduğunu, Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunun ise uluslararası motorlu taşıt sigortası sistemindeki iş birliğini desteklediğini aktardı.
Acentelerin sigortayı vatandaşla buluşturduğunu, brokerlerin karmaşık risklere çözüm üretilmesine aracılık ettiğini, eksperlerin ise hasarın bağımsız ve teknik değerlendirmesine katkı sağladığını kaydeden Yaşar, mesleki kuruluşlar ve sektör çalışanlarının da bu ekosistemin sahadaki gücünü oluşturduğunu söyledi.
Türkiye’nin sigorta ürünleriyle birlikte kurumsal birikimini, deneyimini ve insan kaynağını da paylaşmak istediğini belirten Yaşar, bu yaklaşımı karşılıklı öğrenme ve birlikte gelişim fırsatı olarak gördüklerini ifade etti.
“Afet öncesi dayanışma kurumsal mekanizmalara dönüştürülmeli”
6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenleri anan Yaşar, kardeş ülkelerin o dönemde gösterdiği dayanışmayı unutmadıklarını söyledi. Bu dayanışmanın afet gerçekleşmeden önce devreye girecek kurumsal mekanizmalara dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin DASK ve TARSİM deneyiminin bu açıdan önemli olduğunu belirten Yaşar, afet ve tarım risklerinin havuzlar, veri, kamu ve özel sektör iş birliği ile önceden tasarlanmış finansal mekanizmalar üzerinden yönetilebileceğini ifade etti. Türkiye’nin bu deneyimi paylaşmaya ve diğer ülkelerin başarılı uygulamalarından öğrenmeye hazır olduğunu kaydetti.
“Orta Koridor ticaretini güvenceye almak önceliğimiz”
Orta Koridor boyunca gelişen ticaretin güvenceye alınmasını bir diğer öncelik olarak değerlendiren Yaşar, üretim, taşımacılık, enerji, lojistik ve yatırımların ülkeler arasındaki bağları güçlendirdiğini söyledi. “Ticaretimizi birlikte büyütüyorsak risklerimizi de birlikte yönetmeye başlamalıyız” diyen Yaşar, reasürans kapasitesinin, risk kalitesinin ve teknik uzmanlık paylaşımının birlikte geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Ortak reasürans çözümlerinin her ülkenin mevzuatı ve piyasa koşulları gözetilerek değerlendirilebileceğini ifade eden Yaşar, geçen yıl Şuşa’da düzenlenen ilk genel kuruldan bu yana ortak bir kurumsal zemin oluşturulduğunu, bundan sonraki aşamada bu zeminin somut projeler ve ölçülebilir sonuçlarla güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Her başlık için bir takvim, sorumlu ekipler ve somut çıktılar belirleyelim”
Yaşar, genel kurulun değerlendirmesine üç çalışma başlığı sundu. İlk olarak Türk dünyasının afet, iklim, tarım ve altyapı risklerini daha iyi anlamasını sağlayacak ortak bir risk çalışması başlatılmasını önerdi.
İkinci önerisi, sigorta ve reasürans alanında teknik bir çalışma grubu oluşturulması oldu. Bu grubun veri paylaşımını, ortak kapasite imkânlarını ve Orta Koridor’un güvence ihtiyaçlarını değerlendirebileceğini belirtti.
Üçüncü olarak TSEV ve SEGEM gibi eğitim kurumlarının deneyimlerinden yararlanılarak genç sigortacılar, acenteler, brokerler, eksperler, aktüerler ve risk mühendisleri için ortak eğitim ve mesleki değişim programları geliştirilmesini önerdi.
Her çalışma başlığı için takvim, sorumlu ekipler ve bir sonraki genel kurulda değerlendirilebilecek somut çıktılar belirlenmesini isteyen Yaşar, TSB’nin gerekli katkıyı vermeye hazır olduğunu söyledi. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’e ve ekibine ev sahiplikleri için teşekkür eden Yaşar, Sigorta Haftası boyunca etkinlikler düzenleyen sektör paydaşlarına, SEDDK’ya ve sigorta farkındalığına katkı sunan basın mensuplarına da teşekkürlerini iletti.

Ülviye Cabbarova: “Sigorta piyasalarımızı birbirine daha da yakınlaştırmayı amaçlıyoruz”
Türk Dünyası Sigorta Birliği Başkanı Ülviye Cabbarova, Türk devletleri arasında gelişen ekonomik ve ticari ilişkilerin sigortacılık alanında güçlü ve kalıcı iş birliğiyle desteklenmesi gerektiğini söyledi. Birliğin temel amacının ülkelerin sigorta piyasalarını birbirine yakınlaştırmak, bilgi ve deneyim paylaşımını artırmak ve ortak projeleri hayata geçirmek olduğunu belirtti.
Üye ülkeleri bir araya getiren bağın ortak tarih, değerler, kardeşlik ve ortak gelecek olduğunu vurgulayan Cabbarova, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in “Türk dünyası bizim ailemizdir ve bizim başka ailemiz yoktur” sözünü hatırlattı. Bu sözlerin birliğin kuruluş anlayışını yansıttığını ifade eden Cabbarova, aile olmanın birbirinin yanında durmayı, deneyimleri paylaşmayı ve geleceği birlikte kurmayı gerektirdiğini söyledi.
Genel kurulun Gaziantep’te düzenlenmesinin özel bir anlam taşıdığını belirten Cabbarova, bölgenin 2023’te büyük depremlerin ağır sonuçlarını yaşadığını hatırlattı. “Bugün burada dünyaya bir mesaj veriyoruz: Riskleri önceden görmek, onlara hazırlanmak ve birlikte daha dayanıklı bir gelecek kurmak mümkün” diyen Cabbarova, deprem sonrasında şehrin toparlanması ve yeniden inşası için gösterdiği çabalardan dolayı Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’e teşekkür etti.
Ortak tarihin kendilerine kardeşliği miras bıraktığını söyleyen Cabbarova, görevlerinin bu kardeşliği güçlü bir iş birliğine ve ortak geleceğe dönüştürmek olduğunu vurguladı. İkinci genel kurulun üye ülkeler, sigorta sektörleri ve Türk dünyası için başarılı sonuçlar doğurmasını dileyen Cabbarova, toplantının hazırlanmasına katkı sunanlara ve katılımcılara teşekkür etti.

Davut Menteş: “Deneyimlerimizi ve teknolojimizi paylaşmaya hazırız”
SEDDK Başkanı Davut Menteş, Türk Dünyası Sigorta Birliği bünyesinde reasürans, teknoloji, tarım sigortaları ve katılım sigortacılığında önemli iş birliği imkânları bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin düzenleme ve denetim deneyimini, teknik birikimini ve teknolojisini üye ülkelerle paylaşmaya hazır olduğunu belirtti.
Geçen yıl Şuşa’da düzenlenen ilk genel kurulun ardından Gaziantep’te bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade eden Menteş, vatanları için hayatını kaybedenleri ve gazileri saygı, rahmet ve minnetle andı.
Türk Devletleri Teşkilatının 2024’te Şuşa’da kabul ettiği bildirgede yer alan Türk dünyası ailesi tanımını hatırlatan Menteş; ortak tarih, dil, kültür, gelenek ve değerlerin yanı sıra barış, güven, istikrar, kalkınma ve refah ideallerine dikkat çekti. Türk Dünyası Sigorta Birliğinin kuruluşunu da bu ideallerin kalkınma ve refah boyutuyla ilişkilendirdi. Sigortacılığın ekonomi ve finansın önemli bir bileşeni olduğunu vurgulayan Menteş, genel kurulun geçen yıl gündeme gelen iş birliği önerilerini ve atılan adımları değerlendirmek için bir fırsat sunduğunu söyledi.
“Reasürans uluslararası bir iş”
Reasüransın uluslararası niteliğine dikkat çeken Menteş, bu alanın güçlü kapasiteye ve büyük ölçeğe ihtiyaç duyduğunu belirtti. Üye ülkelerin reasürans alanında önemli ortaklıklar geliştirebileceğini ifade etti.
Türkiye’nin sigortacılık ve özel emeklilik alanındaki birikiminin bu çalışmalara katkı sağlayabileceğini söyleyen Menteş, SEDDK olarak deneyim ve teknik bilgi paylaşımından memnuniyet duyacaklarını kaydetti.
“Bir diğer önemli iş birliği alanı teknoloji”
Teknolojiyi bir diğer önemli iş birliği alanı olarak değerlendiren Menteş, Türkiye’de sigorta ve özel emeklilik sektörlerine hizmet veren teknoloji ve veri altyapılarının uluslararası ölçekte bir birikime sahip olduğunu söyledi. Yazılım geliştirme, raporlama ve sektör verilerinin ilgili taraflarla şeffaf biçimde paylaşılması konusundaki uygulamaların üye ülkeler için de yararlı olabileceğini belirtti.
Bu yapıların teknolojik kapasitesi kadar çalışma modellerinin de deneyim paylaşımına konu olabileceğini ifade eden Menteş, Türkiye’deki uygulamaların diğer ülkeler tarafından incelenebileceğini kaydetti.
“Tarım sigortalarında diğer ülkelerin deneyimlerinden de yararlanıyoruz”
Türkiye’nin tarım sigortalarında havuz ve işletici şirket yapısını bir araya getiren başarılı bir organizasyona sahip olduğunu belirten Menteş, sigorta şirketlerinin katılımıyla oluşturulan bu sistemin iş birliği için önemli bir zemin sunduğunu söyledi.
Kırgızistan, Özbekistan ve Azerbaycan’dan gelen heyetleri çeşitli vesilelerle ağırladıklarını aktaran Menteş, bu temasları karşılıklı öğrenme süreci olarak değerlendirdiklerini vurguladı. Türkiye’nin de diğer ülkelerin deneyimlerinden önemli bilgiler edindiğini ifade etti.
İklim değişikliğinin tarımsal riskleri sürekli dönüştürdüğüne dikkat çeken Menteş, tarım sigortalarının güncelliğini koruyan ve ortak çalışmalara açık bir alan olduğunu belirtti.
“Uluslararası yatırımcıları Türkiye’ye çekmeye yönelik bir düzenleme”
Katılım sigortacılığının da üye ülkeler arasında geliştirilebilecek iş birliği başlıklarından biri olduğunu söyleyen Menteş, Kazakistan’da bu alanda yapılan düzenlemeye değindi. Türkiye’de de uluslararası yatırımcıları çekmeye yönelik bir düzenleme hazırladıklarını ve Resmî Gazete’ye gönderdiklerini ifade etti.
Katılım sigortacılığını sigortanın kullanımını ve yaygınlığını artırmak için stratejik bir gelişim alanı olarak gördüklerini belirtti.
“Tüm sektör paydaşlarının iştirak ettiği ortak çözüm merkezlerimiz var”
Türkiye’de sektör paydaşlarının katıldığı ve yararlandığı ortak çözüm mekanizmalarına da değinen Menteş, Sigorta Tahkim Komisyonunun sigortacılık uyuşmazlıklarının hızlı ve sektörün ihtiyaçlarına uygun biçimde çözülmesine katkı sunduğunu söyledi.
Güvence Hesabının, zorunlu sigortalar kapsamında sigortasızlık nedeniyle mağdur olan vatandaşların zararlarını mevzuatta belirlenen koşullarda karşıladığını belirten Menteş, sigorta şirketlerinin iflası gibi belirli durumlarda da devreye girerek sigortalıların haklarını koruduğunu ifade etti.
Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunun uluslararası sigorta sistemindeki rolüne de dikkat çeken Menteş, TSEV ve SEGEM’in eğitim ve sertifikasyon alanındaki çalışmalarını anlattı. Bu kurumların ve ortak çözüm mekanizmalarının üye ülkeler açısından iş birliği, karşılaştırma ve deneyim paylaşımı imkânı sunduğunu söyledi.
Konuşmasının sonunda 3 Ekim Türk Devletleri İş Birliği Günü’nü de hatırlatan Menteş, Sigorta Haftası’nın ve genel kurulun Türkiye ile Türk dünyası için hayırlı sonuçlar doğurmasını diledi.

Fatma Şahin: “Kahramanlığı önleyici tedbirlerle ortaya koymamız lazım”
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, afetlere karşı hazırlığın, şehirlerin dayanıklılığının ve sigorta güvencesinin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Afet sonrasında gösterilen çabanın afet öncesindeki hazırlığa da yansıtılması gerektiğini vurgulayan Şahin, “Kahramanlığı öncesinde ortaya koymamız lazım. Önleyici tedbirlerle ortaya koymamız lazım. Önleyici tedbir alanları ödüllendirmemiz lazım” dedi.
Gaziantep’in ticaret, taşımacılık, tarım, turizm ve üretimde güçlü bir birikime sahip olduğunu belirten Şahin, şehrin uluslararası çalışmalarına rağmen sigortacılık alanında istediği noktaya ulaşamadığını ifade etti. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile yaptıkları değerlendirmede bu eksikliğin gündeme geldiğini aktaran Şahin, sigortacılık alanında daha görünür ve etkin olmak için birlikte çalışma kararı aldıklarını söyledi. Genel kurulun Gaziantep’te düzenlenmesinin de bu temasların sonucunda mümkün olduğunu belirterek katılımcılara teşekkür etti.
Türk dünyasında dil, fikir ve iş birliğinin önemine dikkat çeken Şahin, küresel ısınma, deprem, yangın ve değişen iklim koşullarının yeni bir yaklaşım gerektirdiğini ifade etti. Sigortacılığın geleceğine ilişkin önerisi ve fikri olan paydaşların aynı salonda buluşmasını değerli bulduğunu söyledi.
“Bu bir ekonomi, finans ve doğru yönetişim işi”
Belediye başkanlarının insanların canına, malına ve ailesine karşı sorumluluk taşıdığını belirten Şahin, bu sorumluluğun şehirleri dirençli hale getirmeyi gerektirdiğini vurguladı. “Önce tedbir, sonra tevekkül” anlayışını hatırlatan Şahin, salgın döneminde sağlık sigortasının, son yıllarda yaşanan aşırı hava olaylarında ise farklı risklere karşı güvencenin önemini gördüklerini söyledi.
Afetlerin mali sonuçlarının kamu kaynakları üzerindeki baskısına dikkat çeken Şahin, sosyal devlet sorumluluğunun sürdürülebilir bir finansman ve kalkınma modeliyle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Sigortacılığın bu çerçevede değerlendirilmesini isteyen Şahin, “Bu bir ekonomi, bu bir finans, bu bir doğru yönetişim, bu bir öngörü, bu bir vizyon işi” diye konuştu.
Gaziantep’in dirençli şehir çalışmalarını ekonomi, yönetişim, toplum ve çevre başlıklarında yürüttüklerini anlatan Şahin, sanayinin akıllı ve yeşil dönüşümü için çalıştıklarını söyledi. Su, toprak ve canlı yaşamını korumak amacıyla biyolojik ve kimyasal arıtma sistemlerine yatırım yaptıklarını, yenilikçi uygulamalar ve istihdam teşvikleriyle ekonomik altyapıyı güçlendirmeye çalıştıklarını ifade etti.
“Toplumu da buna inandırmak çok önemli”
Şehirlerin dayanıklılığında sivil katılımın, şeffaflığın ve kent gönüllülerinin önemine değinen Şahin, vatandaşların da kendi sigorta güvenceleri konusunda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi. Tarımsal üretimde dolu gibi olayların ardından doğru hasar tespiti ve raporlamanın önemini vurgulayarak bütün kayıpların karşılanmasını devletten bekleyen bir yaklaşımın sürdürülemeyeceğini belirtti.
Güvenilir verinin ve doğru raporlamanın işleyen bir model için gerekli olduğunu ifade eden Şahin, toplumun bu yaklaşımı benimsemesinin de belirleyici olduğunu söyledi. “Benim bir şey söylememin çok bir anlamı yok. Toplumun arkamızdan gelmesi ve toplumun da aynı şekilde bunu söylemesi çok önemli” dedi.
Hibe programlarından sağladıkları kaynaklarla belediyenin yatırım kapasitesini geliştirdiklerini anlatan Şahin, buna rağmen deprem sonrasında belediye bütçesinin üçte birini Nurdağı ve İslahiye’ye ayırmak zorunda kaldıklarını belirtti. Bu durumun afet öncesi hazırlığın ve mali güvencenin önemini ortaya koyduğunu ifade etti.
“Deprem günü ne yatırım yaptığınızı gösterir”
6 Şubat depremlerinin ardından edindikleri deneyimleri OECD kapsamındaki dirençli şehir çalışmalarında da paylaştıklarını belirten Şahin, deprem master planı hazırlamış bir belediye olarak dahi yaşananlardan önemli dersler çıkardıklarını söyledi. Yeni bir afet yaşanmayacağının garantisi bulunmadığını vurgulayan Şahin, aşırı hava olayları sırasında 130 çınar ağacının kökünden söküldüğünü de hatırlattı.
Japonya’nın Kobe kentinde afet hazırlığı çalışmalarını yerinde incelediklerini aktaran Şahin, sanayinin yeniden yapılanması, halkın eğitimi, geçici barınma alanlarının belirlenmesi ve altyapının önceden hazırlanması konularına dikkat çekti.
Gaziantep’te uzun yıllar boyunca yapılan su yatırımlarının deprem sırasında temel ihtiyaçların karşılanmasında kritik rol oynadığını ifade eden Şahin, dirençli bir şehrin afet günü geçmişte hangi yatırımları yaptığını gösterdiğini söyledi. Su, gıda, tuvalet ve iletişim gibi temel hizmetlerin en ağır koşullarda da sürdürülebilmesi için hazırlık yapılması gerektiğini belirtti.
Afet sırasında ambulans, itfaiye ve diğer müdahale birimlerinin birbiriyle iletişim kurabilmesinin önemini vurgulayan Şahin, birbirleriyle konuşamayan sistemlerin çözüm üretmekte zorlandığını gördüklerini kaydetti.
“72 saatin önemini gördük”
Arama kurtarmada ilk 72 saatin önemine dikkat çeken Şahin, deneyimli ekiplerin afet bölgesine kendi suyu, yiyeceği ve ekipmanıyla geldiğini, ev sahibi şehrin kaynaklarına ek yük getirmeden çalışabildiğini anlattı. Can kayıplarını azaltmak için yerel kurumsal kapasitenin de bu anlayışla geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Deprem sonrasındaki yeniden inşa çalışmalarında güçlü liderliğin, kaynakların bölgeye yönlendirilmesinin ve hızlı çözüm üretmenin etkili olduğunu belirten Şahin, her zaman aynı koşulların oluşacağının varsayılamayacağını ifade etti. Akademik bilgi ve bilimsel altyapının güçlendirilmesi, özel sektörün sisteme katılması, internet ve iletişim altyapısının en kötü koşullara göre hazırlanması gerektiğini vurguladı.
Riskli yapıların tespit edilmesinin ardından gerekli müdahalelerin geciktirilmemesi gerektiğini söyleyen Şahin, insan hayatının korunmasının bütün çalışmaların önceliği olması gerektiğini belirtti.
“Pilot çalışma yapalım dediğiniz her yerde biz varız”
Sigortacılıkta risklere göre uzmanlaşmanın ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesinin önemine değinen Şahin, sanayi tesisleri ve kimyasal üretim yapan işletmeler gibi farklı alanların kendi risklerine uygun yaklaşımlar gerektirdiğini söyledi. Sigorta çözümlerinin de kişilerin ve işletmelerin ihtiyaçlarına göre şekillenmesi gerektiğini ifade etti.
Gaziantep’in yeşil şehir, kuraklık, su yönetimi, deprem ve kentsel dönüşüm alanlarında planlar hazırladığını belirten Şahin, belediye çalışanları için de deprem sigortası yaptıklarını aktardı.
Genel kuruldan çıkacak önerilerin uygulanmasında sorumluluk almaya hazır olduklarını vurgulayan Şahin, “Pilot çalışma yapalım, şunları da birlikte başaralım dediğiniz her yerde biz varız” dedi. Toplantının sonuçlarını yakından takip edeceklerini ve belediye yönetimi olarak ortak çalışmaların uygulama aşamasında da sektörün yanında olacaklarını söyledi.


