Allianz Küresel Varlık Raporu 2026, küresel finansal varlıkların 2025’te yüzde 8,6 artarak 268,4 trilyon euroyla rekor kırdığını ortaya koydu. Raporda yapay zekânın yeni servet yaratma potansiyeline ve piyasalarda oluşturduğu kırılganlıklara dikkat çekilirken, Türkiye’de finansal varlıkların reel büyümesi yüzde 7,6 ile yeniden pozitife döndü.
Allianz Research, yaklaşık 60 ülkedeki hane halklarının varlık ve borç durumunu analiz ettiği Küresel Varlık Raporu’nun 17. baskısını yayımladı. Rapora göre, 2025 yılında küresel finansal varlıklar yüzde 8,6 artarak 268,4 trilyon euroya ulaştı. Yeni servet yaratımının yaklaşık beşte dördü piyasalardaki değer artışlarından kaynaklandı.
Raporda, yapay zekânın önümüzdeki dönemde yeni bir servet yaratım dalgasını destekleyebileceği belirtildi. Bununla birlikte yüksek piyasa değerlemelerinin ve servetin belirli varlıklarda yoğunlaşmasının yeni riskleri beraberinde getirdiği vurgulandı.
Rekorun arkasında piyasa kazançları
Küresel finansal varlıklar büyürken, yeni tasarruflar yüzde 5,4 gerileyerek 4,1 trilyon euroya indi. Böylece varlık artışında tasarruflardan çok piyasalardaki değer kazanımları belirleyici oldu.
Allianz Baş Ekonomisti ve Yatırım Direktörü Ludovic Subran, nominal artış ile reel büyüme arasındaki farka dikkat çekerek şunları “Küresel varlıklar 2025’te yine bir rekor kırdı ancak bu sadece hikâyenin yarısını anlatıyor. 2019’dan bu yana nominal finansal varlıklar yüzde 50 arttı ancak enflasyondan arındırılmış olarak reelde yalnızca yüzde 23 büyüdü” açıklamasında bulundu.
Bu ayrışma özellikle Batı Avrupa’da belirginleşti. Bölgedeki finansal varlıkların 2019’dan bu yana reel büyümesi yüzde 0,5 ile sınırlı kalırken, Kuzey Amerika’da yüzde 21, Çin’de yüzde 70 oldu.
Portföylerde menkul kıymet ağırlığı
Menkul kıymetler 2025’te yüzde 12,4 büyüyerek, yüzde 5,7 artan mevduatı ve yüzde 5 büyüyen sigorta ile emeklilik fonlarını geride bıraktı. Menkul kıymetlerin küresel finansal varlıklar içindeki payı yüzde 46,9 ile rekor seviyeye ulaştı.
Kuzey Amerikalı hanehalklarının portföylerinde menkul kıymetlerin payı yüzde 60,7 oldu. Bölge, 2025’te küresel finansal varlık artışının yüzde 51,4’ünü gerçekleştirdi. Son on yılda değerleme kaynaklı kazançlar, Kuzey Amerika’daki finansal varlık büyümesinin yüzde 71’ini oluştururken, Batı Avrupa’da bu oran yüzde 36’da kaldı. Raporda bu farkın, tasarrufları düşük getirili hesaplarda tutmak yerine yatırıma dönüştürmenin önemini gösterdiği belirtildi.
Yapay zekâyla fırsat ve kırılganlık
Küresel finansal varlıkların 2026’da yüzde 9 büyümesi beklendi. Ancak yavaşlayan ekonomik büyüme, kalıcı enflasyon, ekonomik parçalanma ve yüksek kamu borcunun orta vadede daha zorlu bir görünüm yarattığı kaydedildi.
Bu ortamda yapay zekânın verimliliği ve şirket kârlılıklarını artırarak varlık getirilerini destekleyebileceği belirtildi. Hanehalkı varlıklarının giderek daha fazla yapay zekâ beklentileriyle şekillenen piyasalara dayanmasının ise yeni kırılganlıklar oluşturduğuna dikkat çekildi.
S&P 500’ün 2022 sonundan bu yana yaklaşık yüzde 95 yükseldiği belirtilen raporda, son dönemdeki varlık artışında yüksek piyasa değerlemelerinin ve yapay zekâ beklentilerinin önemli rol oynadığı ifade edildi. Allianz Research’ün analizine göre, endekste yüzde 25’lik bir düzeltme yaşanması, ABD hanehalklarının servetinden bir yıl içinde yaklaşık 27 trilyon dolar silebilecek. Toplam net varlıkların yaklaşık yüzde 14’üne karşılık gelen bu kaybın, güven ve tüketimdeki zayıflama yoluyla ABD ekonomisini resesyona sürükleyebilecek etkiler yaratabileceği belirtildi.
Allianz Research Politika Araştırmaları Başkanı Katharina Utermöhl, yapay zekânın etkisinin yaratılacak servetin büyüklüğü kadar, kazançların kimler tarafından elde edileceğiyle de ilgili olduğunu vurgulayarak “Yapay zekâ bir sonraki büyük servet motoru olabilir, ancak asıl soru kimin buna ortak olacağı. Yapay zekâ potansiyel olarak değer yaratmayı sermayeye doğru kaydırabilir. Bu nedenle yapay zekâ kaynaklı varlık artışına daha geniş kitlelerin katılımını sağlayacak mekanizmalar ve çalışanların dönüşüme uyum sağlamasına yönelik politikalar kilit önem taşıyor” diye konuştu.
Türkiye’de reel büyümeye dönüş
Türkiye’de hanehalklarının finansal varlıkları 2025’te yüzde 45,1 artarak 540,9 milyar euroya ulaştı. Bu oran, 2024’teki yüzde 46,2’lik büyümeye kıyasla hafif bir yavaşlamaya işaret etse de Türkiye, küresel ölçekte en hızlı nominal finansal varlık büyümesinin görüldüğü ülkeler arasında yer aldı.
Sigorta ve emeklilik fonları yüzde 66,8 ile en hızlı büyüyen finansal varlık kategorisi oldu. Bu kategoriyi yüzde 58,6 ile menkul kıymetler ve yüzde 35,3 ile mevduat izledi. Menkul kıymetlerin Türkiye’deki portföyler içindeki payı yüzde 32’ye yükselirken, yüzde 35,9 olan Doğu Avrupa ortalamasının altında kaldı. Mevduat, Türkiye’deki en büyük finansal varlık kategorisi olmayı sürdürdü.
Hanehalklarının yeni tasarrufları yüzde 6,3 artarak 81,8 milyar euroya yükseldi. Yeni tasarrufların yüzde 43,5’i menkul kıymetlere, yüzde 41,9’u mevduata, yüzde 9,8’i ise sigorta ve emeklilik fonlarına yöneldi. Raporda bu dağılım, bölgesel emsallerin çoğuna kıyasla daha fazla piyasa odaklı bir tasarruf yapısı olarak nitelendirildi.
Enflasyondan arındırılmış finansal varlıklar 2025’te yüzde 7,6 büyüdü. Böylece 2024’teki yüzde 7,7’lik reel daralmanın ardından yeniden artış kaydedildi. Türkiye’nin 2019’dan bu yana kümülatif reel finansal varlık büyümesi yüzde 74,4’e ulaştı. Bu oran, raporda yer alan ülkeler arasındaki en güçlü reel büyümeye işaret etti.
Hanehalkı yükümlülükleri yüzde 50 artarak 140,4 milyar euroya yükseldi. Buna rağmen net finansal varlıklar yüzde 43,5 artışla 400,5 milyar euroya ulaştı.
Kişi başına servette küresel sıralama
2025 yılında kişi başına net finansal varlıklarda ABD, 296.950 euro ile ilk sırada yer aldı. ABD’de yıllık artış yüzde 9,8 olurken, ülke 2005’teki ikinci sırasından birinciliğe yükseldi. İsviçre, yüzde 3,9 artışla 275.980 euroya ulaşarak ikinci oldu; 2005’te ise listenin başındaydı. Danimarka, yüzde 2,4 artışla 197.510 euroya ulaşarak üçüncü sıraya yerleşti ve 2005’teki dördüncü sırasını bir basamak iyileştirdi.
Singapur, kişi başına 192.840 euro ve yüzde 8,8 yıllık artışla dördüncü sırada yer alırken, 2005’te 10’uncuydu. Tayvan, 164.470 euro ve yüzde 9,6 artışla 12’ncilikten beşinciliğe; İsveç, 155.980 euro ve yüzde 6,2 artışla 13’üncülükten altıncılığa yükseldi. Kanada, yüzde 9,8 artışla 135.350 euroya ulaşarak 11’incilikten yedinciliğe çıktı. Yeni Zelanda ise yüzde 2,4 artışla 127.550 euroya ulaşarak dokuzunculuktan sekizinciliğe yükseldi.
Hollanda’da kişi başına net finansal varlıklar yüzde 6,2 azalarak 116.600 euroya geriledi. Ülke, 2005’te yedinci olduğu sıralamada dokuzuncu oldu. Belçika, yüzde 4,2 artışla 114.590 euroya ulaşmasına rağmen 2005’teki üçüncü sırasından 10’unculuğa geriledi.
Avustralya, yüzde 11 artışla 113.190 euroya ulaşarak 16’ncılıktan 11’inciliğe; Almanya, yüzde 6,4 artışla 91.780 euroya ulaşarak 17’ncilikten 12’nciliğe yükseldi. İtalya, yüzde 8,8 artışla 91.730 euro ve 13’üncü sırada yer alırken, 2005’te altıncıydı. Japonya, yüzde 7,9 artışla 89.420 euroya ulaşarak beşincilikten 14’üncülüğe geriledi. İrlanda, yüzde 5 artışla 83.590 euroya ulaşarak 18’incilikten 15’inciliğe çıktı.
Avusturya, yüzde 6,3 artışla 82.260 euro ve 16’ncı sırada yer aldı; 2005’te 15’inciydi. Fransa, yüzde 4,1 artışla 77.940 euroya ulaşarak 14’üncülükten 17’nciliğe; Birleşik Krallık, yüzde 2 artışla 72.200 euroya ulaşarak sekizincilikten 18’inciliğe geriledi. Malta, yüzde 3,6 artışla 65.720 euroya ulaşarak 19’uncu sırasını korudu. İspanya, yüzde 11,2 artışla 55.300 euroya ulaşarak 21’incilikten 20’nciliğe yükseldi.
Türkiye’de kişi başına net finansal varlıklar yüzde 43,2 artarak 4.570 euro oldu. Türkiye, 2005’te 54’üncü olduğu küresel sıralamada 2025’te 46’ncı sıraya yükseldi.


