‘Temkinli ancak iddialı bir büyüme stratejisi izliyoruz’

Doğa Sigorta Genel Müdürü Coşkun Gölpınar, şirketin 2025 yılında yüzde 71 büyüyerek sektör ortalamasının üzerinde performans gösterdiğini açıkladı. Pazar payını yüzde 2,2’den 2,6-2,7 seviyesine çıkaran şirketin, 2026 için yüzde 55-60 büyüme hedefiyle ilerlediğini belirten Gölpınar, “Zorlu piyasa koşullarına rağmen temkinli ancak iddialı bir strateji izliyoruz” dedi.

SİGORTAMEDYA ÖZEL

Sigorta sektörü, 2025 yılında artan maliyetler, ekonomik dalgalanmalar ve küresel risklerdeki artışın etkisiyle hem büyüme hem de kârlılık dengesi açısından zorlu bir dönemden geçti. Özellikle reasürans maliyetleri, talep daralması ve yoğunlaşan rekabet, şirketlerin fiyatlama ve portföy yönetimi stratejilerini yeniden şekillendirmesine neden oldu. Buna karşın bazı şirketler, doğru risk yönetimi ve dengeli portföy yapılarıyla sektör ortalamasının üzerinde performans sergilemeyi başardı. Bu dönemde dikkat çeken şirketlerden biri olan Doğa Sigorta, üretim ve pazar payı tarafında güçlü bir büyüme kaydederek sektörde öne çıkan oyuncular arasında yer aldı. Sigorta Ekranı’nda Sigorta Medya Yayın Yönetmeni Can Kantar’ın konuğu olan Doğa Sigorta Genel Müdürü Coşkun Gölpınar, şirketin 2025 performansını, 2026 hedeflerini ve sektöre ilişkin güncel gelişmeleri değerlendirdi. 2025 yılını ekonomik dinamiklerin hızlı değiştiği, bazı branşlarda zorlukların yaşandığı ancak sektörün genelinde hareketliliğin sürdüğü bir dönem olarak değerlendiren Gölpınar, sektörde rekabetin belirleyici olmaya devam ettiğini vurguladı. “Sigorta sektörü her dönem hareket halinde ve dinamikler sürekli değişiyor ama değişmeyen tek şey rekabet” diyen Gölpınar, “Rekabetin olması faydalı ancak doğru boyutlarda olması önemli. İki şirket arasında çok büyük uçurumlar oluştuğunda sigortalı ve tüketici tarafında soru işaretleri ortaya çıkabiliyor” diye konuştu. 

“2026 hedeflerinde değişiklik yok, büyüme hedefi korunuyor”

Gölpınar, 2026 yılına ilişkin hedeflerin bir önceki yılın son çeyreğinde belirlendiğini ve mevcut gelişmelere rağmen bu hedeflerde şimdilik bir revizyona gidilmediğini belirterek “2026 yılı hedeflerimizi 2025’in Eylül-Ekim döneminde tüm bölge müdürlüklerimiz ve ilgili departmanlarla çalışarak oluşturduk ve yönetim kuruluna sunduk. Son 5-6 ayda küresel ölçekte önemli gelişmeler yaşanmasına rağmen şirket olarak hedef değiştirme konusunda temkinliyiz. En yoğun kriz dönemlerinde bile en fazla bir iki küçük revizyon yapılmıştır” diye konuştu. Belirlenen hedeflerin mevcut koşullarda daha zorlayıcı hale geldiğini dile getiren Gölpınar, “2025 Ekim’inde 2026 için koyduğumuz hedefler bugün bakıldığında daha yüksek ve agresif görünüyor. Ancak bunların gerçekleştirilebilir olduğuna inanıyoruz” dedi. Şirketin 2026 sonu için büyüme hedefinin yüzde 55-60 seviyesinde olduğunu belirten Gölpınar, “Şu anda bu hedeflerden çok büyük bir sapma yok. Ancak gelişmelere bağlı olarak mart-nisan döneminde yeniden değerlendirme yapılabilir” ifadelerini kullandı. 

“Tüm branşlarda faaliyet gösteriyoruz”

Doğa Sigorta’nın 2025 performansına ilişkin açıklamalarda bulunan Gölpınar, şirketin tüm branşlarda aktif olduğunu belirterek “Hava araçlarından kara araçlarına, su araçlarından teknik branşlara; yangın, mühendislik, nakliyat ve tamamlayıcı sağlık gibi alanlarda yoğun faaliyet gösteriyoruz” ifadelerini kullandı.  Hayat dışı 65 sigorta şirketinin faaliyet gösterdiği rekabetçi ortamda pazar payını artırmanın önemine dikkat çeken Gölpınar, “27,8 milyar liralık üretim ve yüzde 71 büyümeyle 2025’i kapattık. Pazar payımızı yüzde 2,2’den 2.6-2,7 seviyelerine çıkardık. Bu bizim için önemli bir artış” dedi. 

Sektör genelinde hayat dışı branşlarda büyümenin yaklaşık yüzde 41 seviyesinde gerçekleştiğini belirten Gölpınar, “Biz yüzde 71 büyüdük. Bu da pazar payımızın artmasını sağladı. Tüm branşlarda faaliyet gösterdiğimiz, rekabete ayak uydurduğumuz ve sektörün üzerinde büyüdüğümüz bir yıl oldu” diye konuştu. 

“Yangın branşında ilk 10’dayız”

Branş bazlı performansa değinen Gölpınar, “Yangın branşı en güçlü olduğumuz alanlardan biri. Büyük ve orta ölçekli ticari işletmeler, KOBİ’ler, DASK ve konut sigortalarını içeren bu branşta yüzde 70-71 büyüme sağladık. Sektörde ise büyüme yaklaşık yüzde 36 seviyesindeydi” dedi. Söz konusu performansın pazar payına da yansıdığını belirten Gölpınar, “Yangın branşında pazar payımızı 3.3 seviyesine çıkardık ve 2025’i sektörde ilk 10 içerisinde tamamladık” diye konuştu. Nakliyat branşında da uzun yıllardır güçlü bir performans sergilediklerini dile getiren Gölpınar, “Nakliyatta 2025’i 6. sırada kapattık. Özellikle FF ve CMR branşlarında yoğun faaliyet gösteriyoruz” dedi. TARSİM tarafında da son 4-5 yıldır aktif bir büyüme süreci yürütüldüğünü belirten Gölpınar, “Toplam sıralamada TARSİM’de 9. sırada yer aldık” ifadelerini kullandı. Genel sıralamaya da değinen Gölpınar, “Toplamda 27,8 milyar liralık üretimle pazar payımızı yaklaşık yüzde 2,3 seviyelerine taşıyarak yılı 12. sırada kapattık” diye konuştu. 

“Oto branşında dengeli portföy yapısı öne çıktı”

Oto sigortalarının sektör prim üretimindeki ağırlığına dikkat çeken Gölpınar, trafik ve kasko branşlarında dengeli bir portföy oluşturduklarını ifade etti. “Sektörde toplam primin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturan oto branşında varlığımız sürüyor. Trafikte geçmişte ilk 10’da yer aldık, sonrasında daha dengeli bir portföy yapısına yöneldik” dedi. 2025 yılı itibarıyla trafik branşının portföy içindeki payının yüzde 46-47 seviyesinde gerçekleştiğini belirten Gölpınar, “Kasko ile birlikte toplam ağırlık yüzde 62-63 oldu” diye konuştu. Trafik branşında ihtiyari mali mesuliyet ile birlikte değerlendirildiğinde ilk 10’daki konumun korunduğunu ifade eden Gölpınar, “Pazar payımız yaklaşık yüzde 4,70 seviyesinde gerçekleşti” dedi. 

“Finansal göstergelerde güçlü büyüme sağlandı”

Finansal sonuçlara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Gölpınar, “Aktif büyüklüğümüz 25 milyar liraya ulaştı. 2025’i 1,5 milyar lira net kârla kapattık. Öz sermayemiz ise yüzde 104 büyüyerek 4 milyar liraya çıktı. Yangın ve tamamlayıcı sağlık gibi güçlü olduğumuz alanlarla birlikte dengeli bir portföy ve iyi finansal sonuçlarla 2025’i kapattık” diye konuştu. 

“Reasürans tarafında kapasite arttı, fiyat düşüşü sınırlı kaldı”

Gölpınar, reasürans maliyetlerine ilişkin değerlendirmesinde, “2026 reasürans anlaşmalarını 2025 Eylül-Ekim döneminde başlatıp Kasım civarında tamamladık. Bu süreçte hem trete hem de excess of loss tarafında reasürörlerle yoğun temas halindeydik” dedi. 2025’ten 2026’ya geçişte dile getirilen “rahatlama” söylemine temkinli yaklaşan Gölpınar, fiyatlarda belirgin bir gevşeme olmadığını vurgulayarak, “Küçük indirimler oldu ancak esas rahatlama kapasite tarafında yaşandı” ifadelerini kullandı. Reasürans piyasasında kapasitenin yeniden genişlediğine dikkat çeken Gölpınar, “Sektörden ayrılan bazı reasürörler geri döndü ve özellikle trete anlaşmalarında yer almaya başladı. Kapasite açısından bir sorun yaşanmadı, iştirakler tamamlandı” dedi.Fiyatlama tarafındaki iyileşmenin sınırlı kaldığını belirten Gölpınar, “Yaklaşık yüzde 3-5 seviyesinde indirimler oldu. Bunu geniş çaplı bir fiyat düşüşü olarak değerlendirmek doğru olmaz” diye konuştu.

“Jeopolitik gelişmeler deniz taşımacılığını etkiledi’

Suriye ve İran kaynaklı jeopolitik gelişmelerin nakliyat sigortalarına etkisine değinen Gölpınar, son dönemde yaşanan savaşın ağırlıklı olarak deniz taşımacılığı üzerinde baskı yarattığını belirtti. Harp teminatlarına ilişkin kısıtlamaların beklendiğini vurgulayan Gölpınar, “Harp teminatı gibi teminatların verilmemesi zaten doğru bir yaklaşım. Savaşın yoğunlaştığı bir ortamda teminatların kısıtlanması kaçınılmaz. Dünya reasürörlerinin bu risklere girmeyeceği de belliydi” diye konuştu. Held covered kapsamında değerlendirilen bölgeler hariç tutulduğunda kara taşımacılığında belirgin bir daralma yaşanmadığını ifade eden Gölpınar, “Türkiye’nin yoğun taşımacılık yaptığı bölgeler belli. Bu hatlarda, özellikle Batı ve Asya tarafında ciddi bir olumsuzlukla karşılaşmadık” dedi. 

“Talep daralması rekabeti artırıyor, fiyatlama baskısı oluşuyor”

Ekonomik koşullar ve küresel gelişmelerin talep üzerinde baskı yarattığını ifade eden Gölpınar, “Hem yurt içindeki ekonomik sıkıntılar hem de dünyadaki gelişmeler çerçevesinde talep daralması söz konusu” dedi. Talep daraldığında sektörün ilk başvurduğu nokta rekabetin şiddetlenmesi oluyor. Bu da hasar-prim oranlarında ani değişikliklere yol açabiliyor” diye konuştu. Şirketlerin fiyatlama ve underwriting politikalarında tutarlı bir duruş sergilemesi gerektiğini vurgulayan Gölpınar, “Rekabette hangi ölçüde kalınacağı önemli. Sürekli zikzaklar çizmek, aşırı oynaklıklar yaratmak doğru değil. Doğru fiyatlama ve dengeli underwriting yaklaşımı korunmalı” dedi. 

“Kriz dönemlerinde sigortadan çıkış eğilimi artıyor”

Talep daralmasının özellikle bireysel ve küçük ölçekli sigortalarda daha belirgin hale geldiğini ifade eden Gölpınar, “Bazı sigortalılarda daralma, hatta tamamen sigortadan çıkma eğilimi görüyoruz. Takip ettiğinizde poliçelerin hiç yenilenmediğini de görebiliyorsunuz” dedi. Bu eğilimin ekonomik koşullar ve bilinç düzeyiyle ilişkili olduğunu belirten Gölpınar, “Sigorta genellikle kriz dönemlerinde ilk vazgeçilen kalemlerden biri olarak görülüyor. Orta ölçekli işletmelerde bile gider kalemi olarak hızlıca gözden çıkarılabiliyor. Aslında tam tersine, kriz dönemlerinde sigortaya daha fazla ihtiyaç var. Çünkü mal varlıklarının korunması ve yerine konması çok daha zor hale geliyor” ifadelerini kullandı. 

“SEDDK’nın değer kaybı düzenlemeleri sektörde olumlu karşılandı”

Trafik ve kasko tarafında Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından yürütülen değer kaybı çalışmalarını sektör açısından kritik bir adım olarak değerlendiren Gölpınar, “SEDDK’nın bu alandaki yükü azaltmaya yönelik çabalarını takdirle karşılıyoruz” dedi. Değer kaybının sigorta şirketleri için önemli bir maliyet kalemine dönüştüğünü vurgulayan Gölpınar, “Sigorta şirketlerinin aşırı ödeme yaptığı bir gider boyutuna ulaştı” diye konuştu. 

“Tek primle iki yük taşınıyor”

Değer kaybı ödemelerinin mevcut trafik sigortası primiyle karşılanmasının sürdürülebilir olmadığını dile getiren Gölpınar, “Bir trafik primiyle iki farklı yükü karşılıyorsunuz. Alınan prim böyle bir yükü taşımaya yeterli olmuyor” dedi.  Geçmişte bu soruna yönelik alternatiflerin de tartışıldığını belirten Gölpınar, “Değer kaybının opsiyonel hale getirilmesi, isteyen sigortalının bu teminatı ek primle alması gibi öneriler gündeme geldi. Ancak tüketici boyutu da dikkate alındığı için bu yönde bir uygulamaya geçilmedi ve yük sigorta şirketlerinin üzerinde kaldı” diye konuştu. 

“Hasar ödemelerinde sektörel bir sorun bulunmuyor”

Sigorta sektöründe hasar ödeme süreçlerine ilişkin eleştirileri değerlendiren Gölpınar, “Hasar ödemelerinde şirketlerin bir sorunu olduğunu düşünmüyorum. Sektörde herkes ödemelerini zamanında ve düzgün şekilde yapıyor. Birkaç istisnai durum dışında hasar ödemeleriyle ilgili herhangi bir sorun yok” dedi.  Kendi şirketleri özelinde süreçlerin hızlı ilerlediğini vurgulayan Gölpınar, “Eksper limitinde olan hasarları çok hızlı şekilde eksper ataması yaparak sonuçlandırıyoruz. Limit dışındaki hasarları da faturalı masa kapsamında değerlendirerek sigortalının mağduriyetini hızlıca gideriyoruz” diye konuştu. 

“Büyük ve karmaşık hasarlarda süreçler daha uzun sürebiliyor”

Oto hasarlarının görece daha hızlı sonuçlandığını, ancak bazı branşlarda sürecin doğası gereği daha uzun olabildiğini belirten Gölpınar, “Yangın, mühendislik, makine kırılması ve kâr kaybı gibi hasarlar daha fazla uzmanlık gerektiriyor” diye konuştu. Büyük hasarlarda eksper incelemeleri ve veri toplama süreçlerinin zaman alabildiğini vurgulayan Gölpınar, “Hasarın oluş şekline göre emtia, bina veya makineye ilişkin verilerin sigortalı tarafından hazırlanması zaman alabiliyor. Bu süreç, hasar gören firmanın mali işler ve muhasebe tarafındaki veri akışıyla da doğrudan ilgili” dedi. 

“KVKK düzenlemeleri bağlayıcı, esnetilmesi mümkün değil”

Sağlık sigortalarında KVKK onay süreçlerine değinen Gölpınar uygulamaların tamamen yasal çerçeveye bağlı olduğunu vurgulayarak “Yönetmelikler ne diyorsa biz o çerçevede hareket ediyoruz. Kişisel verilerin paylaşılmaması, poliçe bilgilerinin sınırlı gösterilmesi, kredi kartı verilerinin silinmesi gibi uygulamalar zaten mevzuatta yer alıyor” diye konuştu. Sağlık sigortalarında hassas verilerin yalnızca ilgili taraflarla paylaşılabildiğini ifade eden Gölpınar, “Sigortalının sağlık bilgileri sadece gerekli ve yetkili kurumlarla paylaşılabilir. Bunun dışına çıkılması mevzuata aykırı olur” dedi. Gölpınar, kişisel verilerin korunmasının sektörde kritik öneme sahip olduğunu vurgulayarak “KVKK’nın belirlediği sınırlar dışında hareket etmek mümkün değil” değerlendirmesinde bulundu. 

“İMM ve yol yardım teminatları poliçelerde aktif olarak sunuluyor”

Gölpınar, ihtiyari mali mesuliyet (İMM) ve yol yardım sigortalarının hali hazırda aktif şekilde uygulandığını belirterek “İMM özellikle trafik poliçesi limitlerinin yetersiz kaldığı durumlarda devreye giriyor. Karşı tarafa verilen zararın mevcut limitleri aşması durumunda, şirketlerin sunduğu farklı opsiyonel limit alternatifleriyle teminat sağlanıyor” diye konuştu. Kasko tarafında da önemli düzenlemeler yapıldığını belirten Gölpınar, “Bireysel oto tarafında yaptığımız uygulama değişiklikleriyle kasko poliçeleri içinde sınırsız İMM teminatı sunuyoruz” ifadelerini kullandı. Yol yardım hizmetlerinin asistans kapsamında değerlendirildiğini belirten Gölpınar, “Yol yardım, yolda kalma gibi hizmetler zaten kasko poliçelerimizde yer alıyor ve sektörde de yaygın şekilde uygulanıyor” dedi. 

“Acente Gelişim Akademisi ile mesleki gelişim destekleniyor”

Acentelere yönelik hayata geçirilen “Acente Gelişim Akademisi” ile ilgili açıklamalarda bulunan Gölpınar, “Sigorta ve eğitim alanındaki birikimimizi birleştirerek hem acentelerimizin gelişimine katkı sağlamak hem de şirket içi bilgi birikimini yaymak istedik” dedi. Doğa Sigorta’nın Türkiye genelinde yaklaşık 4 bin acenteden oluşan geniş bir dağıtım ağı bulunduğunu ifade eden Gölpınar, “2023 yılında başlatılan program kapsamında acentelere online eğitimler veriliyor. Bugüne kadar dört eğitim dönemini tamamladık, şu anda beşincisi devam ediyor” diye konuştu. 

96 saatlik eğitim programı 4 ana başlıktan oluşuyor

Eğitim programının kapsamına ilişkin bilgi veren Gölpınar, “Toplam 96 saatlik bir online eğitim veriyoruz. Dijital pazarlama, müşteri odaklı satış, fiyatlama-underwriting ile hasar ve hukuk süreçlerini içeren dört ana başlık bulunuyor. Program 24’er saatlik dört modülden oluşuyor. Eğitimler, üniversite akademisyenleri ve Türkiye Sigorta Enstitüsü Vakfı eğitmenleri tarafından veriliyor. Haftada 4-8 saatlik derslerle yaklaşık 3-3,5 aylık bir eğitim süreci yürütülüyor” açıklamalarında bulundu. 

Katılımın zorunlu olduğunu vurgulayan Gölpınar, “Adayların en az yüzde 75 devam sağlaması gerekiyor. Eğitim sonunda yapılan sınavda ise 70 ve üzeri puan alanlar başarılı sayılıyor” dedi. 

118 acente sertifika almaya hak kazandı

Program kapsamında bugüne kadar elde edilen sonuçları paylaşan Gölpınar, “Dört dönem sonunda toplam 315 acente eğitimlere katıldı. Bunlardan 118’i başarı göstererek YÖK onaylı e-Devlet sertifikası almaya hak kazandı” ifadelerini kullandı. Başarılı olan acenteler için üniversite iş birliğiyle diploma törenleri düzenlendiğini belirten Gölpınar, “Türkiye’nin farklı illerinden gelen acentelerimize törenle diplomalarını veriyoruz, hatta cübbe giydirerek bu süreci daha anlamlı hale getiriyoruz” diye konuştu. Programın ücretsiz olduğunu vurgulayan Gölpınar, “Herhangi bir ücret talep etmiyoruz. Bu tamamen acentelerimizin gelişimine katkı sağlamak amacıyla yürüttüğümüz bir çalışma” dedi. 

“Sigortacılık sadece oto branşından ibaret değil”

Sektörde teknik bilgi eksikliğine de dikkat çeken Gölpınar, özellikle yeni nesil acentelerin daha sınırlı branşlara odaklandığını ifade etti. “Türkiye’de yaklaşık 20-22 bin acente faaliyet gösteriyor ve büyük kısmı oto sigortalarına yoğunlaşmış durumda. Sigortacılık yalnızca trafik ve kasko branşından ibaret değil. Yangın, nakliyat, sorumluluk, ferdi kaza ve işveren sorumluluk gibi birçok branşta gelişim gerekiyor” diye konuştu. Teknik donanımın önemine dikkat çeken Gölpınar, “Acentelerin müşteriye giderken teknik bilgiyle donanmış olması gerekiyor. Özellikle underwriting bilgisi bu noktada kritik” ifadelerini kullandı. 

“Mobilim Doğa’da” uygulamasıyla acentelere sahada hız ve erişim imkânı

Gölpınar, acentelere yönelik geliştirilen mobil uygulamanın iş süreçlerini hızlandırmaya odaklandığını belirterek “Yaklaşık iki yıl önce devreye aldığımız ‘Mobilim Doğa’da’ uygulaması, uzun bir geliştirme sürecinin ardından hayata geçirilen bir yazılım” dedi. Doğa Sigorta’nın bilgi teknolojileri yatırımları kapsamında geliştirilen uygulamanın, acentelerin sahada kesintisiz hizmet verebilmesini amaçladığını vurgulayan Gölpınar, “Acentelerimiz cep telefonları üzerinden tüm poliçelerine ulaşabiliyor, teklif alabiliyor ve sahadayken zaman kaybetmeden bizimle iletişim kurabiliyor” diye konuştu. 

Tekliften poliçeye, performanstan kampanyalara tek platform

Uygulamanın kapsamına ilişkin bilgi veren Gölpınar, “Acenteler, birçok işlemi mobil üzerinden gerçekleştirebiliyor. Seyahat, sağlık, DASK, trafik, kasko ve konut gibi branşlarda hızlıca teklif alıp poliçeleştirme yapılabiliyor” dedi. Ayrıca kampanya ve performans takibinin de sistem üzerinden yapılabildiğini belirten Gölpınar, “Acentelerimiz kampanyalardaki durumlarını, üretim hedeflerine ne kadar yaklaştıklarını ve performanslarını anlık olarak görebiliyor” ifadelerini kullandı. Sigorta sektöründe hızın belirleyici hale geldiğine dikkat çeken Gölpınar, “Artık satış tamamen hızla ilgili. Hem bizim hem acentelerimizin hızlı hareket etmesi gerekiyor. Bu uygulama acentelerimizin işini kolaylaştırmak ve hızını artırmak amacıyla geliştirildi” diye konuştu. 

“Dijitalleşmede öncelik doğru alanı seçmek”

Gölpınar, dijitalleşme ve yapay zekâ yatırımlarına ilişkin değerlendirmesinde, sektörde bu alanın yoğun şekilde konuşulduğunu ancak doğru başlangıç noktası seçmenin kritik olduğunu vurguladı. Gölpınar, “Yapay zekâ, robotik süreçler ve dijitalizasyon çok konuşuluyor ama nereden başlayacağınızı doğru belirlemek gerekiyor. Kaynakları zamanında ve akılcı kullanmak önemli” dedi. Sigorta şirketlerinin hâlihazırda geniş veri altyapılarına sahip olduğuna dikkat çeken Gölpınar, “Hasar, underwriting, müşteri analizi ve CRM süreçlerinde zaten çok ciddi veri ve iş yapısı mevcut. Bu nedenle bazı çözümler ilk bakışta yeni gibi görünse de mevcut sistemlerle benzer sonuçlara ulaşılabiliyor” diye konuştu. 

“Hasar süreçlerinde yapay zekâ denemeleri sürüyor”

Yapay zekânın hasar süreçlerinde kullanımına yönelik çalışmaların devam ettiğini belirten Gölpınar, “Uzaktan hasar tespiti gibi uygulamaları deniyoruz. Fotoğrafla hasar tespiti gibi çözümler üzerinde çalışıyoruz ancak henüz tam oturmuş bir yapıdan söz etmek zor” dedi. 

Bu alanda temkinli ilerlediklerini vurgulayan Gölpınar, “Yapmış olmak için bir uygulamayı devreye almak doğru değil. Doğru ve sağlıklı çalıştığından emin olmak gerekiyor” ifadelerini kullandı. 

“Chatbot ve robotik süreçler ön planda”

Şirketin dijitalleşme stratejisinde en somut ilerlemenin chatbot tarafında olduğunu belirten Gölpınar, “Şu anda en yoğun odaklandığımız alan AI destekli chatbotlar. Geniş dağıtım kanalımıza hızlı cevap verebilmek için bu sistemleri devreye almaya çalışıyoruz” dedi. Robotik süreçlerin de şirket içinde yaygınlaştırıldığını ifade eden Gölpınar, “Mali işler, tahsilat ve teknik operasyonlar dahil olmak üzere birçok alanda robotik süreçleri kullanıyoruz. Bu sayede hem operasyonel yükü azaltıyor hem de tekrar eden işleri otomatikleştiriyoruz” diye konuştu. Dijitalleşmenin yalnızca müşteri tarafıyla sınırlı olmadığını, iç operasyonları da kapsayan geniş bir dönüşüm olduğunu belirten Gölpınar, “Robotik süreçler ve chatbotlar birbirini tamamlayan yapılar olarak ilerliyor” dedi. 

TSS’de geniş kapsam ve yeni ürünler öne çıkıyor

Gölpınar, tamamlayıcı sağlık sigortasının şirketin en güçlü odak alanlarından biri olduğunu belirterek bu branşta uzun süredir yoğun bir strateji izlediklerini vurguladı. Gölpınar, “Tamamlayıcı sağlık, daha yaygın ve daha ekonomik olması nedeniyle başından beri yoğunlaştığımız bir branş” dedi. Doğa Sigorta’nın sağlık ürünlerinde geniş bir poliçe yapısı sunduğunu ifade eden Gölpınar, “Plus ve klasik olmak üzere iki farklı segmentte ürünümüz var. Hem geniş kitlelere hem de daha üst gelir grubuna hitap eden bir yapı kurduk” diye konuştu. Sağlık sigortasında hizmet kalitesinin temel unsurlarından birinin network olduğunu belirten Gölpınar, “Yaklaşık 700’e yakın anlaşmalı kurum ağımız var. Provizyon süreçlerini yakından takip ediyoruz ve çok hızlı geri dönüş sağlıyoruz” dedi. Bu alanda müşteri memnuniyetine dikkat çeken Gölpınar, “Hastanelerle olan işleyişte ve provizyon süreçlerinde şu ana kadar herhangi bir şikâyet almadık” ifadelerini kullandı. 

Doğum teminatı ve “Hayata İlk Adım” ürünü devrede

Sağlık ürünlerinde yapılan yeniliklere de değinen Gölpınar, “Tamamlayıcı sağlık sigortalarına doğum teminatı ekledik ve bunu farklı gelir gruplarına hitap edecek şekilde dört ayrı hastane segmentine böldük” dedi. Yeni doğanlara yönelik ürünlere de dikkat çeken Gölpınar, “Doğumla birlikte ‘Hayata Adım’ veya ‘Hayata İlk Adım’ adı altında bebeğin sigortasını yapıyoruz. Doğuştan gelen hastalıkları da teminat altına alıyoruz. Bebekler 8 yaşına kadar bu kapsamda sigortalanabiliyor. 8 yaşından sonra ise bireysel olarak sigortalanma imkânı sunuyoruz” ifadelerini kullandı. 

Önleyici sağlık hizmetleri ve geniş teminat yapısı

Tamamlayıcı sağlık sigortalarının yalnızca tedavi değil, önleyici hizmetleri de kapsadığını vurgulayan Gölpınar, “7/24 doktor danışma hatları, online hizmetler, ambulans hizmetleri gibi birçok ek hizmet sunuyoruz” dedi. 40 yaş üzeri sigortalılara yönelik ek hizmetlere de değinen Gölpınar, “Kadınlarda mamografi, erkeklerde ürolojik kontroller gibi hizmetleri hediye olarak sunuyoruz” diye konuştu. Türkiye’de sağlık sigortası hizmetlerinin uluslararası ölçekte rekabetçi olduğunu belirten Gölpınar, “Yurt dışıyla kıyaslandığında çok güçlü bir hizmet sunulduğunu görüyoruz. Geniş teminatlar ve güçlü hastane ağı önemli bir avantaj” dedi. Gölpınar, sektörün en önemli ihtiyaçlarından birinin sigorta bilincinin artırılması olduğunu vurgulayarak “Bu ürünlerin sigortasız kesimlere doğru şekilde anlatılması ve yaygınlaştırılması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu. 

Sağlık sigortasında doğru anlatım talebi artırıyor

Gölpınar, sağlık sigortasında doğru bilgilendirmenin talebi doğrudan etkilediğini belirterek ürünlerin doğru anlatıldığında tüketici tarafından benimsendiğini ifade etti. Sektörde fiyat rekabetinin sağlık branşında da hissedilmeye başlandığını vurgulayan Gölpınar, bu durumun hastane ilişkileri ve hizmet süreçleri üzerinde etkiler yaratabileceğine işaret etti. 

Sigorta Ekranı:

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SON EKLENEN HABERLER