Sessiz başlayan, büyük hasara dönüşen “Teker Yangınları”

Ağır vasıta taşımacılığında bazı riskler vardır ki, ilk anda fark edilmez; ancak fark edildiğinde çoğu zaman iş işten geçmiş olur. Sigorta Eksperleri Dayanışma ve Eğitim Vakfı’nın (SEDEV) başkanı Tamer Topal konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Teker bölgesinde başlayan yangınlar genellikle geç belirti verir, fark edildiğinde ise hasar çoğu zaman büyümüş olur.Dağlık bölgelerde, inişli çıkışlı şehirlerarası yollarda, özellikle uzun rampaların bulunduğu güzergâhlarda ağır vasıta sürüşünün kendine özgü bir disiplini vardır. Bu yolları bilenler, eski yol kültüründe hafızalara yer etmiş bir uyarıyı da hatırlar: “Çıktığın vitesle in.” Bu cümle, basit bir trafik uyarısından ibaret değildir; ağır vasıta tekniğinin, fren güvenliğinin ve yol tecrübesinin özetidir.

Adana-Tekir-Pozantı hattı gibi uzun inişlerin bulunduğu bölgelerde seyir halindeyken bazen aracın camını açarsınız; temiz hava beklerken burnunuza keskin bir yanık balata kokusu gelir. İşte o koku, çoğu zaman sadece kötü bir koku değildir. O an, önünüzde ya da arkanızda ilerleyen çekici-römork gruplarına artık sıradan bir araç gibi bakmazsınız. Çünkü deneyimli olan herkes bilir ki, bu tür yol şartlarında fren tertibatı bakımsızsa, sürücü tecrübesi yetersizse ve araç doğru kullanılmıyorsa senaryo bellidir, teker yangını.

Bu yangınların en tehlikeli tarafı da burada başlar. İlk anda olay büyük görünmez. Bazen bir koku, bazen hafif bir duman, bazen de sadece kısa süreli bir ısı yükselmesi vardır. Ancak yangın teker bölgesinde başladıysa, çoğu zaman sessiz, sinsi ve gecikmeli şekilde büyür. 

Erken fark edilirse araç geneline yayılmadan söndürülebilir. Fakat geç kalınırsa olay çok kısa sürede dingil grubundan lastiğe, oradan çamurluk çevresine, tesisata ve üst yapıya doğru ilerler. Küçük başlayan hadise, kısa sürede büyük bir hasar zincirine dönüşür.

Peki, bu yangınlar neden çıkar?

Bu soruya sadece teknik kitaplardan cevap vermek yetmez. Bu işe asıl netliği; yolu bilenler, ağır vasıtayla yaşayanlar, servis içinde çalışanlar, bakım sürecini yönetenler ve hasarın başında duranlar kazandırır. Çünkü teker yangınının özü çoğu zaman tek bir kelimede toplanır: kızışma. Yangın bir anda “yoktan” çıkmaz; çoğunlukla önce aşırı ısınma olur, sonra o ısı bir noktada sistemi taşır.

Bu çerçevede en sık karşılaşılan nedenler arasında;

Fren körüğü arızası veya körük yayı sistemindeki bozulmalar

Fren sisteminin tam bırakmaması, balata ile tambur ya da disk arasındaki temasın sürmesine neden olabilir. Araç ilerledikçe sürtünme devam eder, ısı birikir ve bu birikim kritik seviyeye ulaşabilir.

Balatanın bitmesi ve metalin metale sürtmesi

Balata görevini yapamaz hale geldiğinde artık frenleme kontrollü bir yüzey üzerinden değil, doğrudan metal temasları üzerinden yürür. Bu durumda oluşan sürtünme ısısı çok daha agresif hale gelir.

Kaliper sıkması, kaliper ayağı arızası veya istem dışı frenleme

Frenin fark edilmeden sürüklemesi, sürücü tarafından her zaman hemen anlaşılmaz. Araç yürür, yük taşır, yol alır; fakat teker grubunda sürekli çalışan gizli bir ısı kaynağı vardır. Bu da yangına giden en klasik yollardan biridir.

Kaliper ile balata arasına taş veya yabancı cisim girmesi

Yol şartlarına bağlı olarak kaliper-balata hattına taş, metal parçası ya da benzeri yabancı bir cismin girmesi, fren sisteminde anormal sürtünmeye ve dengesiz ısı oluşumuna neden olabilir. Bu tür durumlar ilk anda açık bir arıza gibi görünmese de, sistemin normal çalışmasını bozarak kısa sürede kızışma ve yangın riskine yol açabilir.

Rulman arızası

Burada özellikle dikkat edilmesi gereken konu; rulmanın sadece “bozulması” değil, aynı zamanda yağsız kalması, boşluk yapması, sıkışması, keçe hasarı nedeniyle kirlenmesi veya göbek içinde aşırı sürtünmeyle dönmeye başlamasıdır. Rulman arızalarında ısı çoğu zaman içeriden büyür. Bu nedenle dışarıdan ilk anda çok net belirti vermeyebilir; ama kritik noktaya ulaştığında sonuç ağır olur.Göbek içinde gres veya yağın ısı ile birlikte risk haline gelmesi

Aşırı ısınan sistemlerin çevresinde bulunan yağlayıcı maddeler, sızan gres, kirlenmiş yağlı yüzeyler veya ısıya maruz kalmış lastik bileşenleri yangının büyümesini kolaylaştırabilir. Bazen doğrudan tutuşma, bazen de yüksek ısının lastiği zayıflatması ve patlama-tutuşma zinciri devreye girer.

Yol şartları ve kullanım biçimi

Uzun inişlerde yanlış vites kullanımı, sürekli servis freni ile aracı tutmaya çalışma, motor freni/retarder kullanımındaki yetersizlik ve yük durumunun doğru yönetilememesi de yangın senaryosunu hızlandıran faktörlerdir.Özetle; bu sistemlerin ortak noktası sürtünme, ısı birikimi ve kontrolsüz kızışmadır. Isı bir noktadan sonra sadece parçayı bozmaz; çevresindeki lastiği, hortumu, gresli yüzeyleri, tesisatı ve yakınındaki diğer elemanları da tehdit eder. Önce duman çıkar, sonra patlama sesi gelebilir, ardından lastik ya da çevre bileşenlerden biri tutuşur. O andan sonra artık olay sıradan bir arıza olmaktan çıkar; alevli yangın senaryosu başlamış olur.

Burada kritik bir başka soru daha vardır: Yangın olduktan sonra “suçlu parça” kesin olarak tespit edilebilir mi?

Açık söylemek gerekir ki bu her zaman kolay değildir. Çünkü yangın yalnızca hasar bırakmaz; çoğu zaman delili de tüketir. Parçalar erir, şekil bozuklukları artar, yüzey izleri kaybolur, birbiriyle bağlantılı sistemler aynı anda zarar görür. Bu nedenle her olayda tek bir parçayı mutlak kesinlikle işaret etmek mümkün olmayabilir. Ancak bu durum, teknik değerlendirme yapılamayacağı anlamına gelmez. Eksperlik ve Sigorta mantığında önemli olan; hasarın karakterini, başlangıç bölgesini, ısı yayılımını, yol şartlarını, bakım geçmişini ve kullanım senaryosunu birlikte okuyabilmektir.

Dikkat Gerektiren Ayrıntı, Rücu

İşin devam eden araç garantisi tarafı ise tam burada başlar.

Araç yeni modelse ve garanti kapsamı devam ediyorsa, konu artık sadece “bir yangın hasarı” olmaktan çıkar. Dosya aynı zamanda bir kök neden araştırması haline gelir. Çünkü harici bir darbe, dış etken veya kullanıcı kaynaklı açık bir olağan dışılık yoksa olayın sistem içi teknik arıza karakteri gösterip göstermediği önem kazanır. Özellikle yeni araçlarda meydana gelen teker-aks grubu kaynaklı ısınma ve yangın hadiselerinde, üretim hatası, montaj kusuru, malzeme problemi veya gizli teknik arıza ihtimali mutlaka değerlendirilmelidir.

Burada yol şartları da belirleyici bir anlam taşır.

Eğer olay uzun ve sert rampaların bulunduğu bir hatta yoğun fren kullanımının doğal olarak arttığı bir senaryoda meydana gelmişse; bakım zafiyeti, kullanım hatası, sistemde sıkma veya aşırı yüklenme gibi olasılıklar daha güçlü şekilde tartışılır. Buna karşılık olay düz yolda, fren kullanımının sınırlı olduğu bir güzergâhta ortaya çıkıyorsa; bu kez fren sisteminde normal dışı sıkma, rulman arızası, aks grubundaki gizli bir teknik kusur ya da üretim kaynaklı problem ihtimali çok daha fazla önem kazanır. Başka bir ifadeyle; yolun karakteri, yangının sebebini okumada başlı başına teknik bir veridir.

Sahadaki gözlem şunu gösteriyor: Fren sisteminde sıkma, rulman arızası veya aks grubunda aşırı ısınma kaynaklı bu tür olaylar çoğunlukla rampa inişlerinde, yoğun kullanım altında ve özellikle bakım kalitesi düşmüş araçlarda daha sık görünür. Ancak bu genel gözlem, yeni model ve garanti kapsamındaki araçlarda üretici sorumluluğunu geri plana itmez. Tam tersine; böyle dosyalarda garanti ve olası rücu boyutu daha dikkatli ele alınmalıdır.

Sonuç olarak teker yangını, dışarıdan bakıldığında küçük bir bölgesel olay gibi görünse de, teknik gerçek çok daha ağırdır. Bu tür yangınlar genellikle küçük başlar, geç belirti verir, hızlı büyür ve doğru okunmazsa komple kayba kadar gider. Yangının başladığı nokta teker olabilir; ama etkisi çoğu zaman yalnızca tekerle sınırlı kalmaz. Bu nedenle her teker yangını dosyasına sadece söndürülmüş bir yangın olarak değil; ısı, sürtünme, kullanım, bakım, garanti ve rücu zincirinin birlikte değerlendirilmesi gereken çok katmanlı bir teknik hadise olarak bakmak gerekir.

Çünkü bazen mesele yalnızca bir lastiğin yanması değildir.

Bazen mesele, sistemin nerede hata verdiğini zamanında görebilmektir.

Ve bazen gerçekten de alev küçük başlar. Ama sonu komple kayıptır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SON EKLENEN HABERLER