TSB, COP31 yol haritasını açıkladı

Türkiye Sigorta Birliği, COP31 öncesinde sigorta sektörünü iklim risklerinin ölçülmesi, azaltılması ve finansmanında etkin bir aktör olarak konumlandıran yol haritasını açıkladı. “Sigorta Evi” projesinin ayrıntılarının paylaşıldığı toplantıda, sektörün 2026 yılının ilk yarısına ilişkin göstergeleri ve 2030 hedefleri de kamuoyuna duyuruldu.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB), bugün İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında sigorta sektörünün güncel görünümünü ve COP31 vizyonunu açıkladı.

Türkiye’nin 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı öncesinde hazırlanan yol haritasının merkezinde “Sigorta Evi” yer aldı. TSB, Sigorta Evi’ni yalnızca COP31 süresince faaliyet gösterecek bir etkinlik alanı olarak değil, konferans sonrasında da uygulanabilecek modeller, iş birlikleri ve kalıcı projeler üreten bir platform olarak konumlandırdı.

TSB’nin COP31 yaklaşımı; iklim risklerinin doğru ölçülmesi, etkin biçimde azaltılması ve sürdürülebilir yöntemlerle paylaşılması yoluyla iklim eyleminin ölçeklendirilmesine dayanıyor.

Sigorta sektörünün prim üretimi 744 milyar liraya ulaştı

Toplantıda paylaşılan verilere göre, Türkiye sigorta sektörünün prim üretimi 2026 yılının ilk yarısında 744 milyar liraya ulaştı. Prim üretimi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 arttı.

Haziran 2026 itibarıyla hayat dışı branşlarda 629 milyar lira, hayat branşında ise 115 milyar lira prim üretildi. Sektörün toplam prim üretimi 2021’de 106 milyar lira, 2022’de 235 milyar lira, 2023’te 483 milyar lira, 2024’te 839 milyar lira ve 2025’te 1 trilyon 223 milyar lira olarak gerçekleşmişti.

Sektörün 2026 yılının ikinci çeyreği itibarıyla ekonomiye sağladığı fon 3,6 trilyon liraya, aktif toplamı ise 4,4 trilyon liraya ulaştı. Sağlanan teminat tutarı da 2025 yıl sonu itibarıyla 1,3 katrilyon lira olarak açıklandı.

Türkiye’de faaliyet gösteren 67 sigorta, emeklilik ve reasürans şirketinin 44’ünü hayat dışı sigorta şirketleri, 19’unu hayat ve emeklilik şirketleri, dördünü ise reasürans şirketleri oluşturdu.

Aktif sigortalı sayısı 34,7 milyona ulaşırken, Bireysel Emeklilik Sistemi ve Otomatik Katılım Sistemi’ndeki toplam tekil katılımcı sayısı 16,9 milyon olarak kaydedildi.

Trafik branşı prim üretiminde ilk sırada

2026 yılının ilk yarısında 152 milyar liralık üretime ulaşan trafik sigortası, yüzde 20’lik payla prim üretiminden en yüksek payı alan branş oldu. Trafik branşındaki prim üretimi yıllık bazda yüzde 33 arttı.

Hastalık-sağlık branşı 145 milyar liralık prim üretimi ve yüzde 19’luk payla ikinci sırada yer aldı. Bu branştaki yıllık artış yüzde 35 olarak gerçekleşti.

Hayat branşında prim üretimi yüzde 46 artarak 115 milyar liraya ulaştı. Yangın ve doğal afetler branşında yüzde 23 artışla 97 milyar lira, genel zararlar branşında yüzde 52 artışla 83 milyar lira, kasko branşında ise yüzde 25 artışla 82 milyar lira prim üretildi. Diğer branşların toplam üretimi yüzde 10 azalarak 69 milyar lira oldu.

Branşların toplam üretimdeki payları trafik sigortasında yüzde 20, hastalık-sağlıkta yüzde 19, hayatta yüzde 15, yangın ve doğal afetler ile genel zararlarda yüzde 13’er, kaskoda yüzde 11 ve diğer branşlarda yüzde 9 olarak gerçekleşti.

Sektörün aktifleri ve özsermayesi büyüdü

TSB verilerine göre, hayat dışı sigorta şirketlerinin teknik kârı 2025 yılının ikinci çeyreğindeki 66,7 milyar liradan 2026 yılının aynı döneminde 75,6 milyar liraya çıktı. Dönem sonu kârı 54,9 milyar liradan 67,5 milyar liraya, brüt ödenen hasar tutarı ise 206,2 milyar liradan 286,1 milyar liraya yükseldi.

Hayat dışı şirketlerin toplam aktifleri aynı dönemde 1 trilyon 76 milyar liradan 1 trilyon 519 milyar liraya, özsermayesi de 252,7 milyar liradan 394,5 milyar liraya ulaştı. Sermaye yeterlilik oranı yüzde 159,4’ten yüzde 173,4’e yükseldi.

Hayat ve emeklilik şirketlerinin teknik kârı ise 14,4 milyar liradan 25,3 milyar liraya çıktı. Dönem sonu kârı 24,1 milyar liradan 36,1 milyar liraya, brüt ödenen hasar tutarı 12,1 milyar liradan yaklaşık 21 milyar liraya yükseldi.

Bu şirketlerin toplam aktifleri 1 trilyon 856 milyar liradan 2 trilyon 862 milyar liraya, özsermayeleri ise 71,5 milyar liradan 117,4 milyar liraya ulaştı. Sermaye yeterlilik oranı yüzde 297,7’den yüzde 300,9’a çıktı.

2026 yılının ikinci çeyreğinde hasar/prim oranı hayat dışı şirketlerde yüzde 70,6, hayat ve emeklilik şirketlerinde yüzde 21,8 oldu. Bileşik rasyo hayat dışında yüzde 91,7’ye, hayat ve emeklilikte yüzde 58’e yükseldi. Özkaynak kârlılığı hayat dışında yüzde 37,1, hayat ve emeklilikte yüzde 63,9; aktif kârlılığı ise sırasıyla yüzde 9,4 ve yüzde 16,3 olarak gerçekleşti.

BES ve OKS fon büyüklüğü 2,4 trilyon lirayı aştı

Emeklilik Gözetim Merkezi’nin Haziran 2026 verilerine göre, BES ve OKS’deki toplam fon büyüklüğü 2 trilyon 401 milyar liraya ulaştı. Bu tutarın 2 trilyon 248 milyar lirası BES, 153 milyar lirası ise OKS fonlarından oluştu.

Toplam fon büyüklüğü 2022’de 433 milyar lira, 2023’te 756 milyar lira, 2024’te 1 trilyon 227 milyar lira ve 2025’te 2 trilyon 163 milyar lira düzeyindeydi. Böylece sistemin fon büyüklüğü beş yılda yaklaşık 5,5 katına çıktı.

BES ve OKS’de toplam tekil katılımcı sayısı Haziran 2026 itibarıyla 16,9 milyon oldu. Bunun 9,2 milyonunu BES, 7,7 milyonunu OKS katılımcıları oluşturdu. BES’ten emekli olanların sayısı da 2024’te 339 bin 524, 2025’te 432 bin 793 iken Haziran 2026’da 487 bin 118’e yükseldi.

Sigorta penetrasyonunda 2030 hedefi yüzde 4,7

Sunumda, Türkiye’de sigorta penetrasyon oranının 2025 yılı için yüzde 2,62 düzeyinde tahmin edildiği belirtildi. OECD ortalaması ise 2024 itibarıyla yüzde 6,2 seviyesinde bulunuyor. Buna göre Türkiye’nin sigorta penetrasyonu OECD ortalamasının yaklaşık 3,6 puan altında kalıyor.

TSB, 2030 yılına kadar sigorta penetrasyon oranını yüzde 4,7’ye, toplam prim üretimini ise 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Sunumdaki projeksiyona göre, 2025’te 30,9 milyar dolar olan prim üretiminin beş yılda yüzde 62 artması öngörülüyor.

Türkiye’nin sigorta penetrasyon oranı 2014’te yüzde 1,72 düzeyindeyken 2020’de yüzde 2,20’ye yükselmiş, 2021’de yüzde 1,91’e gerilemişti. Oran 2022’de yüzde 1,94, 2023’te yüzde 2,30 ve 2024’te yüzde 2,48 olarak gerçekleşti.

Sektör doğrudan 27 bin 757 kişiye istihdam sağlıyor

Sigorta sektörü 2025 yılı itibarıyla Türkiye’de doğrudan 27 bin 757 kişiyi istihdam ediyor. Sektörün 200 binden fazla kişiye de dolaylı istihdam sağladığı belirtildi.

Sektör çalışanlarının yüzde 56’sını kadınlar oluştururken, üniversite ve üzeri eğitim düzeyine sahip çalışanların oranı yüzde 80’e ulaştı.

Türkiye’de sigorta sektöründe her 1 milyon kişiye yaklaşık 323 çalışan düşerken, Avrupa’da bu sayı yaklaşık 1.770 seviyesinde bulunuyor. Buna göre Avrupa’daki sigorta istihdam yoğunluğu Türkiye’nin yaklaşık 5,5 katına ulaşıyor. TSB, sigorta penetrasyonu ve ürün çeşitliliği arttıkça sektörün istihdam kapasitesinin de genişleyeceğini öngörüyor.

Sigorta sektörü, doğrudan veya dolaylı biçimde 35’in üzerinde endüstriyle etkileşim içinde bulunuyor. Sektör; risklerin yönetilmesi, sermayenin korunması, yatırımların mümkün hâle getirilmesi ve sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi bakımından ekonomide önemli bir rol üstleniyor.

Sigortaya iklim eyleminde üç temel işlev

TSB’nin COP31 vizyonunda sigortanın iklim eylemindeki rolü koruma, finansman ve dönüşüm olmak üzere üç temel işlev üzerinden tanımlandı.

Koruma işlevi; veri, modelleme, erken uyarı sistemleri ve risk mühendisliği aracılığıyla risklerin azaltılmasını kapsıyor. Finansman işlevi; sigorta, reasürans, risk havuzları, parametrik çözümler ve alternatif risk transferi mekanizmalarıyla risklerin paylaşılmasına dayanıyor. Dönüşüm işlevi ise temiz enerji, yeşil sanayi, dirençli altyapı ve doğa temelli yatırımların finansmana uygun hâle getirilmesini içeriyor.

TSB, iklim riskinin artık yalnızca çevresel bir sorun değil; kamu bütçelerini, şirket bilançolarını ve hanehalkını doğrudan etkileyen bir bilanço riski olduğuna dikkat çekti. Sigorta koruma açığı büyüdükçe afet ve iklim kaynaklı kayıpların haneler, işletmeler ve kamu bütçeleri üzerinde kaldığı belirtildi.

Bu çerçevede sigorta sektörünün rolü, hasar gerçekleştikten sonra tazminat ödeyen bir yapıdan; riski gerçekleşmeden önce gösteren ve azaltan, şehir planlama ve tasarım süreçlerine veri sağlayan proaktif bir risk yönetimi ortağına doğru genişliyor.

Sigorta Evi beş alana odaklanacak

COP31 kapsamında kurulacak Sigorta Evi’nin çalışmaları beş uygulama alanında yürütülecek.

İklime dirençli şehirler ve afet risk finansmanı başlığı altında, şehirlerin iklim afetleri karşısında kamu bütçelerini ve kritik hizmetleri nasıl koruyabileceği ele alınacak. Temiz enerji ve yeşil sanayileşme alanında, sigorta kapasitesinin yatırımların ölçeklenmesinde bir darboğaza dönüşmesinin önüne geçecek çözümler üzerinde çalışılacak.

Gıda güvenliği ve doğa temelli çözümler kapsamında sigortanın hem geçim kaynaklarını hem de doğal sistemleri koruyabilmesine yönelik modeller değerlendirilecek. Veri, modelleme ve iklim risk haritası çalışmalarında risk verilerinin yalnızca raporlama amacıyla değil, yatırım ve fiyatlama kararlarını değiştirecek biçimde kullanılması hedeflenecek.

Kapsayıcı dayanıklılık alanında ise iklim politikalarının yalnızca varlıkları değil, insanları ve toplum sağlığını da koruyacak biçimde tasarlanmasına yönelik çalışmalar yürütülecek.

TSB ve UNEP FI iş birliğiyle iki aşamalı program

Sigorta Evi programının ilk bölümü 11-12 Kasım tarihlerinde “TSB Liderliğinde Sektör Buluşması” adıyla gerçekleştirilecek. Yerel ve sektörel kapasiteye odaklanacak buluşmanın teknik gündeminde şehir afetlerinin finansmanı, temiz enerji yatırımlarının sigortalanabilirliği, gıda güvenliği modelleri ve teşvik yapıları yer alacak.

Programın 13-14 Kasım tarihlerindeki ikinci bölümünde ise Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi (UNEP FI) iş birliğiyle “Global Sustainable Insurance Summit” düzenlenecek. Zirvede finansal istikrar, sigorta koruma açığı, sürdürülebilir risk kabulü, doğanın finansal sisteme entegrasyonu ve kapsayıcı dayanıklılık konuları ele alınacak.

TSB, programın başarısını katılımcı sayısıyla değil, COP31 sonrasında uygulanabilecek modeller, iş birlikleri ve kalıcı projeler üretilmesiyle ölçmeyi amaçlıyor.

COP31 sonrasında kalıcı iş birliği hedefleniyor

Sigorta Evi çalışmalarından beş somut çıktı elde edilmesi hedefleniyor. Bunların başında bölgesel ve sektörel risklerin bilimsel modeller ve ekonomik maruziyetler üzerinden raporlanacağı “Türkiye İklim Riski ve Sigorta Çalışması” geliyor.

Afet finansmanı, koruma açığı ve kamu-özel sektör modelleri için uygulanabilir politika çerçevelerinin oluşturulması; erken uyarı, tarım, enerji ve doğa temelli çözümlerde uluslararası ölçekte kanıtlanmış şirket uygulamalarının paylaşılması da hedefler arasında bulunuyor.

COP31 sonrasında araştırmalar ve uluslararası temaslarla faaliyetlerini sürdürecek kalıcı bir iş birliği platformu kurulması ve kamu, özel sektör ile uluslararası kuruluşların katılımıyla yeni risk transfer mekanizmalarının pilot uygulamalarının geliştirilmesi planlanıyor.

TSB’nin COP31 vizyonunda Türkiye, yalnızca başarılı uygulamaların sergileneceği bir ülke olarak değil; şehirleşme, afet, tarım, enerji ve sanayi dönüşümü gibi çok katmanlı risklerin eş zamanlı yönetildiği küresel bir “uygulama ve öğrenme alanı” olarak konumlandırılıyor. TARSİM’in tarımsal risklerdeki kamu-özel sektör iş birliği modeli ile DASK’ın büyük ölçekli afet risklerinin havuzlanması ve önceden finansmanındaki deneyimi de bu yaklaşımın kurumsal altyapısını oluşturuyor.

TSB, iklim dönüşümünün finansmanının riskin finansmanından ayrı düşünülemeyeceğini vurgularken; iklim risklerini ölçmeden ve azaltmadan sigortalamanın, sigorta mekanizması kurulmadan da sürdürülebilir finansmanın mümkün olmayacağı mesajını verdi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SON EKLENEN HABERLER