Vizyon Reasürans ve Sigorta Brokerliği Kurucusu Hasan Ekmen, Türkiye Sigorta Birliği’nin 2026 yılı Ocak-Temmuz dönemi prim üretimi ile ilk yarı poliçe verilerini değerlendirdi. Nominal prim üretimindeki artışa karşın reel daralmaya dikkat çeken Ekmen, sektörün teknik kârlılığı, gerçekçi risk fiyatlamasını ve dağıtım kanallarının sürdürülebilirliğini merkeze alan bir yapıya yönelmesi gerektiğini söyledi.
Vizyon Reasürans ve Sigorta Brokerliği Kurucusu Hasan Ekmen, Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) açıkladığı 2026 yılı Ocak-Temmuz dönemi prim üretimi ile Ocak-Haziran dönemi poliçe sayılarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye Sigorta Birliği tarafından açıklanan verileri hatırlatan Ekmen, sigorta sektörünün toplam prim üretiminin 2026’nın ilk yedi ayında 859 milyar 212,7 milyon TL’ye ulaştığını, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28,4 artış gösterdiğini aktardı. Ancak enflasyondan arındırıldığında tablonun farklılaştığına dikkat çeken Ekmen, sektörün reel olarak yüzde 2,5 daraldığını vurguladı.
Hayat dışı sigortalardaki görünümün daha belirgin bir reel daralmaya işaret ettiğini belirten Ekmen, bu alanda 723 milyar 794,5 milyon TL’ye ulaşan prim üretiminin nominal olarak yüzde 25,7 artmasına karşın reel olarak yüzde 4,6 gerilediğini kaydetti. Hayat branşında ise 135 milyar 418,2 milyon TL’lik prim üretimiyle nominal yüzde 45,4, reel yüzde 10,4 büyüme gerçekleştiğini aktardı.
Kaskoda reel daralma yüzde 5,79
Branş bazındaki gelişmelere de dikkat çeken Ekmen, özellikle kasko tarafındaki görünümü değerlendirdi. Kasko prim üretimi Ocak-Temmuz döneminde 96 milyar 627,8 milyon TL’ye ulaştı. Branşta nominal büyüme yüzde 24,12 olurken reel olarak yüzde 5,79 daralma yaşandı.
Kara Araçları Sorumluluk branşında ise prim üretimi 198 milyar 440,7 milyon TL olarak gerçekleşti. Nominal artış yüzde 16 olurken reel olarak yüzde 11,95 gerileme kaydedildi.
Hayat dışındaki 20 branşın 12’sinde reel daralma yaşandığına dikkat çeken Ekmen, “Yılın ilk yedi ayında prim üretiminde kâğıt üzerinde yüzde 28,4’lük bir artış görünse de enflasyonla arındırıldığında sektörün reel olarak yüzde 2,5, hayat dışı branşların ise yüzde 4,6 oranında küçüldüğünü görüyoruz. Özellikle kasko pazarındaki yüzde 5,79’luk reel daralma ve kasko ile yangın poliçelerinde adet bazında yaşanan ciddi düşüşler, alarm zillerinin çoktan çalmaya başladığını işaret ediyor. Hayat dışındaki 20 branşın 12’sinin reel anlamda küçülmesi, sektörün geneline yayılan bir daralma trendinin kanıtıdır” dedi.
Poliçe sayılarındaki gerilemeye dikkat çekti
Prim üretiminin yanı sıra yılın ilk yarısındaki poliçe adetlerini de değerlendiren Ekmen, bazı branşlardaki gerilemeye dikkat çekti.
TSB verilerine göre hastalık-sağlık branşındaki poliçe sayısı, 2025’in aynı dönemindeki 4 milyon 789 bin 597’den 2026’nın ilk yarısında 5 milyon 119 bin 702’ye yükselerek yüzde 7,34 arttı.
Kaskoda ise poliçe sayısı 5 milyon 401 bin 812’den 5 milyon 266 bin 190’a gerileyerek yüzde 2,51 azaldı. Yangın ve doğal afetler branşındaki poliçe sayısı da 3 milyon 483 bin 738’den 3 milyon 92 bin 430’a düşerek yüzde 11,23 geriledi.
“Günü kurtaran faiz gelirleri sürdürülebilir sigortacılık altyapısını inşa edemez”
Sektörün büyüme ve kârlılık yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ekmen, sigortacılık faaliyetlerinden elde edilen teknik sonuçların yeniden merkeze alınması gerektiğini vurguladı.
Ekmen, “Yalnızca faiz geliri ve finansal enstrümanlar üzerinden sigortada büyüme sağlanamayacağı artık idrak edilmelidir. Sermayedara şirin gözükmek, kısa vadeli bilanço makyajlarıyla durumu kurtarmak uğruna teknik kârlılıktan uzaklaşan stratejiler, sektörün temel dinamiklerini aşındırmaktadır. Günü kurtaran faiz gelirleri, yarının sürdürülebilir sigortacılık altyapısını inşa edemez. Bizim odağımız; geçici finansal rüzgârlar değil, ‘sürdürülebilir kâr’ ve ‘sürdürülebilir sigorta’ olmalıdır” diye konuştu.
Acenteler ve brokerler için sürdürülebilir gelir vurgusu
Pazardaki daralmanın dağıtım kanalları üzerindeki etkisine de değinen Ekmen, sigorta şirketlerinde yaşanan daralmanın acente ve brokerler açısından daha büyük bir gelir kaybına dönüşebileceğini ifade etti.
Ekmen, “Bugün yüzleştiğimiz poliçe sayılarındaki düşüş ve negatif büyüme sarmalı, önümüzdeki dönemde çok daha yıkıcı boyutlara ulaşacaktır. Üstelik bu daralmanın faturası, ekosistemin en zayıf halkası gibi görünen ama aslında omurgasını oluşturan aracılara; yani acente ve brokerlere çok daha ağır kesilmektedir. Sigorta şirketlerindeki kısmi negatif büyüme, aracıların dünyasında çarpan etkisiyle devasa bir gelir kaybına ve küçülmeye dönüşmektedir” ifadelerini kullandı.
Pazardaki rekabet anlayışını da eleştiren Ekmen, yalnızca hacim yaratmaya odaklanan ve kârlılıktan vazgeçen yaklaşımın sürdürülebilir olmadığını belirterek şöyle devam etti: “Pazardaki pastanın küçüldüğü bu zorlu dönemde, kendi hayatta kalma enerjisini tüketerek gelirinden feragat eden ‘çılgın’ aracıların yarattığı yıkıcı rekabet ortamı sektöre en büyük zararı vermektedir. Kârından vazgeçerek sadece hacim yaratmaya odaklanan bu çılgınlığın hiçbir tarafı rasyonel değildir ve bu yıkıcı tutum artık son bulmalıdır.”
“Gerçekçi risk fiyatlaması yapılmalı”
Sektörün önümüzdeki dönemde gerçekçi risk fiyatlamasına ve teknik kârlılığa odaklanması gerektiğini belirten Ekmen, çıkış yolunun fiyatların piyasa dengesine oturmasından geçtiğini ifade etti.
Ekmen, “Çıkış yolu bellidir: Fiyatların bir an önce piyasa dengesine oturması ve sektörün acilen fabrika ayarlarına dönüş sağlaması gerekmektedir. Gerçekçi risk fiyatlaması yapılmadan, aracılar hak ettikleri sürdürülebilir geliri elde etmeden ve şirketler teknik kârlılığı merkeze koymadan bu krizden çıkılamaz. Sektör olarak ya köklerimize ve gerçek sigortacılığa döneceğiz ya da her geçen gün daralan bir pazarda kendi içimizi kemirmeye devam edeceğiz” dedi.
Ekmen, sektörün geleceği açısından sürdürülebilirliğin önemini ise “Unutmayalım; sürdürülebilirlik bir tercih değil, var olmanın tek koşuludur” sözleriyle vurguladı.


