Sigorta sektöründe büyümenin odağı güven ve dayanıklılık

Türkiye Sigorta Birliği’nin Sigorta Haftası kapsamında düzenlediği 5. Uluslararası Sigorta Zirvesi’nde, koruma açığının azaltılması, iklim risklerinin yönetimi ve sektöre duyulan güvenin güçlendirilmesi öne çıktı. Açılış konuşmalarında COP31’e yönelik hazırlıklar, hasar süreçlerindeki iyileşmeler, sektörün mali görünümü ve yeni düzenlemeler ele alındı.

SİGORTAMEDYA ÖZEL

Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) Sigorta Haftası kapsamında düzenlediği 5. Uluslararası Sigorta Zirvesi, 8 Ekim’de İstanbul Finans Merkezi Ziraat Bankası Oditoryumu’nda başladı. “Riskten Dayanıklılığa: COP31 Yolunda Sigorta” temasıyla düzenlenen zirve, Türkiye’den ve dünyadan sigorta ve reasürans sektörü temsilcilerini, kamu kurumlarını, uluslararası kuruluşları ve akademisyenleri bir araya getirdi.

Zirvenin açılış konuşmalarını İstanbul Finans Merkezi (İFM) Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem, Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş yaptı. Konuşmalarda sigortacılığın iklim dayanıklılığına katkısı, koruma açığının azaltılması, sektörün mali görünümü ve düzenleme gündemi ele alındı.

Ahmet İhsan Erdem: “Dönüşüm için sigortalanabilir projeler gerekiyor”

Zirvenin ilk açılış konuşmasını yapan İstanbul Finans Merkezi (İFM) Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem, güçlü bir finansal sistemin riskleri doğru ölçen, yöneten ve belirsizliklere karşı dayanıklılığı artıran bir sigorta piyasasına ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliğinin, sektörün iklim dayanıklılığı ve finansmanı konusundaki deneyimini paylaşması için önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.

İklim değişikliğinin yatırımları, altyapıyı, ekonomik faaliyetleri ve finansal kararları doğrudan etkilediğini söyleyen Erdem, COP31 sürecinde finansman, risk yönetimi ve sigortacılığın birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. “Düşük karbonlu bir ekonomiye geçiş yalnızca sermayeyle değil; finanse edilebilir, sigortalanabilir ve hayata geçirilebilir projeler gerektiriyor” diyen Erdem, güvenilir bilgi ve etkili risk yönetiminin önemine dikkat çekti.

İFM vizyonuyla COP31 hedefleri örtüştü

İFM’nin bankaları, katılım finans kuruluşlarını, düzenleyici kurumları, finansal teknoloji ve sigorta şirketleriyle profesyonel hizmet sağlayıcılarını buluşturduğunu belirten Erdem, bu ekosistemin fiziki ve mevzuat altyapısıyla desteklendiğini söyledi.

Merkezde 22 ofis binasında yaklaşık 1,3 milyon metrekarelik modern ofis alanı bulunduğunu aktaran Erdem; akıllı bina sistemleri, LEED sertifikalı yapılar, enerji verimliliği, yeşil alanlar ve sorumlu su ve atık yönetimine işaret etti. Enerji ve sürdürülebilirlik girişiminin yeşil finans, enerji ve sürdürülebilirlik alanlarına odaklandığını belirtti.

Türkiye Varlık Fonu’nun stratejik liderliğinde hayata geçirilen İFM’nin uluslararası finans merkezi olma vizyonunun COP31 hedefleriyle doğrudan örtüştüğünü kaydetti.

Yüzde 100’e varan vergi indirimi

Tek Durak Ofis aracılığıyla katılımcı şirketlerin izin ve lisans süreçlerinin tek elden takip edilebildiğini söyleyen Erdem, yabancı personel için istisnai çalışma izni, belirli koşullarla hukuk seçimi ve yabancı para biriminde defter tutma imkânlarının bulunduğunu aktardı.

Finansal hizmet ihracatı, transit ticaret ve nitelikli hizmet merkezleri alanlarında faaliyet gösteren şirketlere çeşitli muafiyetler ve yüzde 100’e varan kurumlar vergisi indirimleri sunulduğunu belirten Erdem, İFM’de uluslararası operasyonlar yürüten sigorta sektörü temsilcilerinin de bu teşviklerden yararlandığını söyledi.

İklim hedeflerini somut yatırımlara dönüştürmek için kurumlar arası iş birliğinin önemini vurgulayan Erdem, finans, sigorta ve teknoloji kuruluşlarının COP31 sürecinde daha yakın çalışmasına katkı sunmayı hedeflediklerini ifade etti.

Ahmet Yaşar: “Asıl hedefimiz Türkiye’nin koruma açığını azaltmak”

TSB Başkanı Ahmet Yaşar, sektörün büyüme hedefinin merkezinde Türkiye’nin koruma açığını azaltmanın bulunduğunu vurguladı. Sigortacılığın riskleri önceden gören, ölçen, azaltan, paylaşan ve toplumun dayanıklılığını artıran bir rol üstlenmesi gerektiğini belirten Yaşar, “Hasarı ödemekten riski yönetmeye, riskten dayanıklılığa geçmek zorundayız” dedi.

Sigorta Haftası’nın 15. yılında, İstanbul Finans Merkezi’nde Ziraat Bankası’nın ev sahipliğinde sektörün tüm paydaşlarıyla buluştuklarını belirten Yaşar, ortak risklere ortak akılla çözüm üretmenin önemine dikkat çekti. Bu yılın “Dört Element. Tek Güvence.” mesajını hatırlatarak toprak, su, hava ve ateşin hayatın ve üretimin temel unsurları olduğunu; deprem, sel, fırtına, kuraklık ve yangın gibi riskleri de hatırlattığını söyledi.

2030 için 50 milyar dolarlık prim hedefi

Sektörün 2026’nın ilk sekiz ayında yaklaşık 972 milyar liralık prim üretimine ulaştığını açıklayan Yaşar, sigorta ve emeklilik sektörünün ekonomiye sağladığı fonların 3,6 trilyon lira düzeyinde olduğunu aktardı.

2030 için belirlenen 50 milyar dolarlık prim üretimi hedefinin daha fazla insanın, işletmenin ve ekonomik değerin güvence altına alınmasını ifade ettiğini belirten Yaşar, başarıyı değerlendirirken ilk kez sigortayla tanışan ailelerin, ihtiyacına uygun teminata kavuşan işletmelerin ve hasar sonrasında hakkına hızlı ulaşan vatandaşların da dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Deprem kayıplarının yüzde 5–6’sı sigortayla karşılandı

Orta Vadeli Program’daki (OVP) ekonomik güvenlik ve dayanıklılığın güçlendirilmesi başlığını sigortacılığa yapılmış bir atıf olarak değerlendirdiklerini belirten Yaşar, riskleri azaltmanın ve finansal kapasiteyi risk gerçekleşmeden hazırlamanın önemini vurguladı.

6 Şubat depremlerinin bu ihtiyacı ağır biçimde ortaya koyduğunu söyleyen Yaşar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın OVP sunumunda paylaştığı 116 milyar dolarlık tutara karşılık sigortalı hasarın yaklaşık 6 milyar dolar olduğunu hatırlattı. Ekonomik kayıpların sigortayla karşılanma oranının yüzde 5–6 düzeyinde kaldığını belirtti.

DASK ve TARSİM’in önemli deneyimler olduğunu ifade eden Yaşar, riskin finansmanıyla birlikte azaltılmasının da gerekli olduğunu söyledi. Daha güvenli yapılar, nitelikli kentsel dönüşüm, yangın güvenliği ve risk mühendisliğinin Türkiye’nin ekonomik dayanıklılığını güçlendireceğini kaydetti.

“Resmî açıklamaları esas almalıyız”

Son günlerde bazı şirketlerle ilgili yaşanan gelişmelere değinen Yaşar, bu süreçlerin şirketlerin yönetimine, mali yapısına veya sigortacılık faaliyetlerine ilişkin olmadığının doğru anlaşılmasının önem taşıdığını söyledi.

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (SEDDK) resmî açıklamalarının süreçlerin kapsamını ortaya koyduğunu belirten Yaşar, kapsamı aşan yorumlarla başka şirketlere veya sektörün geneline ilişkin sonuçlar çıkarılmasının vatandaşların güvenine zarar vereceğini vurguladı. Şirketlere ve dağıtım kanallarına, söylentiler veya ticari kaygılar yerine yetkili kurumların açıklamalarını esas alma çağrısı yaptı.

“Bu mücadele vatandaşın hakkını koruma mücadelesidir”

SEDDK’nın hasar yönetiminin standartlaştırılması, değer kaybı süreçleri, eksperlik uygulamaları ve doğru başvuru kanallarına yönlendirme konusunda attığı adımları desteklediklerini belirten Yaşar, düzenleme ve tedbirlerin sektörün yasa dışı yapılarla mücadelesini de güçlendirdiğini söyledi.

Gerçek hasarın doğru ve zamanında karşılanmasının sigortacılığın temel görevi olduğunu vurgulayan Yaşar, destekledikleri mücadelenin hasarı kazanç alanına dönüştüren, sürece yetkisiz katılan, gerçek dışı talepler üreten ve haksız kazanç peşinde olan yapılara yönelik olduğunu ifade etti.

“Bu mücadele, her şeyden önce vatandaşın hakkını koruma mücadelesidir” diyen Yaşar, TSB ve üyelerinin veri paylaşımı, teknik çalışmalar, bilgilendirme ve uygulama alanlarında sorumluluk üstlenmeye hazır olduğunu belirtti.

Tahkim başvuruları yüzde 17,36 azaldı

Eylül 2026’da Sigorta Tahkim Komisyonu’na yapılan başvuruların geçen yılın aynı ayına göre yüzde 17,36 azaldığını açıklayan Yaşar, ekim ayının öncü göstergelerinin de düşüşün hızlandığına işaret ettiğini söyledi. Tek bir aylık veriden kesin sonuç çıkarılamayacağını belirterek bunu hasar süreçlerinde daha sağlıklı bir yapıya geçiş açısından izlenmesi gereken bir öncü gösterge olarak değerlendirdi.

Hasar prim oranlarının aylık gelişiminde önceki yıllara kıyasla yaklaşık üç-dört aylık bir öne gelme gözlemlediklerini aktaran Yaşar, bunun hasar süreçlerinin hızlandığına ve vatandaşların tazminatlarına daha erken ulaşmaya başladığına işaret ettiğini ifade etti.

Yaşar, “Hedefimiz daha az hak arama değil; daha az uyuşmazlık, daha hızlı çözüm ve vatandaşımızın hakkına doğrudan ulaşabilmesidir” dedi.

“Mıntıkamızı temiz tutacağız” yaklaşımına destek

SEDDK Başkanı Davut Menteş’in 21 Ocak’taki toplantıda dile getirdiği “Mıntıkamızı temiz tutacağız” yaklaşımını önemsediklerini söyleyen Yaşar; sektöre girişlerin, sermaye yapılarının ve fon hareketlerinin gözetimiyle mali bünyelerin güçlendirilmesinin sürdürülebilir gelişim açısından önem taşıdığını belirtti.

SEDDK’nın 7 Ekim’de paylaştığı S&P Global Ratings değerlendirmesinde sektörün güçlü özkaynak kârlılığı, reel büyümesi, ürün yönetimindeki iyileşmeler ve katastrofik riskleri yönetme kapasitesinin vurgulandığını aktardı. Sektör risk değerlendirmesindeki iyileşmeyi önemli bulduklarını belirten Yaşar, güçlü bilançoların yanında sağlıklı işleyen süreçlerin de gerekli olduğunu söyledi.

BES’in fon büyüklüğü 2,7 trilyon liraya yaklaştı

Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES) fon büyüklüğünün 2,7 trilyon liraya yaklaştığını açıklayan Yaşar, bu birikimin vatandaşların geleceği ve Türkiye’nin uzun vadeli tasarruf kapasitesi açısından önem taşıdığını belirtti.

Katılımcıların birikimlerinin ve haklarının korunması, sisteme güvenin güçlendirilmesi ve uzun vadeli tasarrufun teşvik edilmesinin önemini vurgulayan Yaşar, BES’in güçlü gözetim mekanizmaları ve uzun vadeli yapısıyla güvenli bir liman olduğunu ifade etti. OVP’de Otomatik Katılım Sistemi’nin güçlendirilmesine yönelik yaklaşımı ve şeffaflığı artıran adımları desteklediklerini söyledi.

Yapay zekâ ve veri analitiğinin risklerin daha iyi ölçülmesine, hasar süreçlerinin hızlandırılmasına ve suistimallerin erken tespitine imkân sağladığını belirten Yaşar, teknolojinin değerinin vatandaşların hayatında yarattığı kolaylık ve güvenle ölçülmesi gerektiğini vurguladı.

Antalya’da Sigorta Evi planı

Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’i sektörün risk bilgisi ve uygulama deneyimini uluslararası çözüm gündemine taşıyacak bir platform olarak gördüklerini belirten Yaşar, Antalya’da oluşturmayı planladıkları Sigorta Evi’nde sigortacıları, reasürörleri, kamu otoritelerini, yatırımcıları, kalkınma finansmanı kuruluşlarını, reel sektörü ve akademiyi buluşturmak istediklerini söyledi.

İklim finansmanında riskin, risk tartışmalarında ise sigorta ve reasüransın birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Yaşar, sektörün iklim risklerini yönetmek ve dönüşüm yatırımlarını güvence altına almak için sorumluluk almaya hazır olduğunu belirtti.

Türkiye’nin bölgesel sigorta ve reasürans merkezi olma hedefinin güçlü sermaye, teknik disiplin, nitelikli insan kaynağı, güvenilir veri ve uluslararası iş birliği gerektirdiğini ifade eden Yaşar, “Güven konusunda rekabet olmaz. Vatandaşın sektöre duyduğu güven hepimizin ortak değeridir” dedi.

Davut Menteş: “Yetkisiz aracılığa yıl bitmeden ağır tedbirlerle müdahale edeceğiz”

SEDDK Başkanı Davut Menteş, sektörün mali görünümünü ve düzenleme gündemini değerlendirdi. Yetkisiz aracılığa imkân sağlayan yapılara yıl bitmeden ağır tedbirlerle müdahale edeceklerini açıklayan Menteş, hasar süreçlerindeki yasa dışı yapılanmalarla mücadelenin sonuç vermeye başladığını, Sigorta Tahkim Komisyonu’na yapılan günlük başvurularda yüzde 50’ye yakın düşüş görüldüğünü söyledi.

“Çok yakında yanı başınızdayız”

Yetkisiz aracılık, sistemlere yetkisiz erişim ve kişisel verilerin kötü niyetli biçimde depolanması veya işlenmesine karşı çalışmalar yürüttüklerini belirten Menteş, ocak ve şubat aylarında sektör paydaşlarıyla üzerinde uzlaşılan teknoloji çözümünü uyguladıklarını aktardı.

Yetkisiz aracılıktan en fazla şikâyet edenlerin aracılar olduğunu, bu faaliyetlere imkân sağlayanların da aracılar arasında bulunduğunu söyleyen Menteş, “‘Organizasyon acentesiyim’ diyen, ‘çok şubeli acentelik yapıyorum’ diyen, göstermelik 10 tane şube açıp 2 bin tane şubeyle işlem gerçekleştirenlere sesleniyorum: Çok yakında yanı başınızdayız” dedi.

Vatandaşların sektöre emanet ettiği bilgilerin istismarına karşı devletin farklı kurumlarının da kararlı bir irade ortaya koyduğunu belirten Menteş, yetkisiz aracıları ilanlarla bu yapılara davet edenlere yıl bitmeden ağır tedbirlerle müdahale edeceklerini açıkladı. “Şu anda açık bir denetim faaliyetimiz var. ‘Neden müdahale etmiyorsunuz?’ demeyin, sonuçlarını bekleyin” dedi.

Şirket tedbirleri aykırılıklar giderilene kadar sürecek

Son iki haftada birkaç sigorta şirketine uygulanan tedbirlerin, denetim ve gözetim sırasında tespit edilen mevzuata aykırı işlemlere dayandığını açıklayan Menteş, bunların sermaye piyasalarında son dönemde yaşanan gelişmelerle ilgisi bulunmadığını vurguladı.

Aykırılıklara mevzuatta öngörülen karşılık doğrultusunda ve ölçülü biçimde müdahale ettiklerini belirten Menteş, “Tedbirler geçici niteliktedir. Geçiciliğin ölçüsü ise aykırılığın giderilmesidir” dedi.

Finansal yatırımlara ilişkin şubat ayında tamamlanan yaygın denetimleri eş zamanlı sıkılaştırma tedbirleriyle desteklediklerini söyleyen Menteş, yatırılan varlıkların önemli bölümünün vatandaşların emanet ettiği paralardan oluştuğuna dikkat çekti. Varlıkların hangi araçlara, hangi oran, süre, risk düzeyi ve getiri beklentisiyle yönlendirildiğini günlük izlediklerini, son iki haftada tüm sektörü üç kez taradıklarını açıkladı.

Günlük tahkim başvuruları yüzde 50’ye yakın azaldı

Hasar süreçlerine müdahil olan yasa dışı yapılarla mücadelede olumlu sonuçlar almaya başladıklarını belirten Menteş, eylül ayının tamamına ilişkin düşüş ile günlük verilerin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Son günlük başvuru sayılarının 1.600–1.800 düzeyinde olduğunu aktaran Menteş, önceki yılın aynı günleriyle ve temmuz-ağustos aylarındaki aynı günlerle karşılaştırıldığında yüzde 50’ye yakın azalma bulunduğunu kaydetti. Günlük yaklaşık 1.600 başvurunun 1.000–1.100 kadarının değer kaybı ve buna bağlı hasarlara ilişkin olduğunu belirtti.

Bir önceki zirvede ilk yıl yüzde 50, takip eden yıl da yüzde 50 azalma sağlama sözü verdiklerini hatırlatan Menteş, “Sözümüzde durduk, sözümüzü tuttuk” dedi. Türkiye’de günlük yaklaşık 5 bin trafik kazasına karşılık 3 bini aşkın dosyanın ihtilafa dönüşebildiğini söyleyerek vatandaşların “Sigorta şirketleri hasarınızı ödemez” söylemiyle yönlendirilmesini eleştirdi.

Kazazedelere ulaşarak yasa dışı faaliyet yürüten yapılarla ve kişisel bilgileri bu yapılara satan kişilerle mücadele kapsamında denetim raporlarını adli mercilere ilettiklerini açıkladı. Mücadelenin 2027 denetim gündeminin ilk sırasında kalacağını, bu yapılar tamamen tasfiye edilene kadar süreceğini vurguladı.

Alo 193’e günde yaklaşık 300 başvuru

1 Eylül’de devreye alınan Ortak Hasar İhbar Merkezi Alo 193’ün günlük yaklaşık 300 başvuru ve 30 şikâyet aldığını açıklayan Menteş, sayıların beklentilerinin üzerinde olduğunu söyledi. Vatandaşların kaza ve hasar bilgilerini doğrudan sigorta sistemine iletebildiği merkezin tanıtımını güçlendireceklerini belirterek sektör paydaşlarından destek istedi.

Değer kaybının eksperler tarafından hesaplanması ve şirketlerce ayrıca talep beklenmeden ödenmesine imkân sağlandığını hatırlatan Menteş, hesaplamalarda ortak standart geliştirildiğini de aktardı. Bu çalışma için Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı ve yönetimine teşekkür etti.

Kanunun ek 6’ncı maddesine dayanılarak hazırlanan genelgeyle hak sahipleri ve avukatlar dışındaki tarafların hasar süreçlerine müdahalesinin önüne geçildiğini belirtti. Yasa dışı yapılarla mücadeledeki iradesi ve cesareti nedeniyle Hakan Doğan’a da teşekkür etti.

Yıl sonunda 1,7 trilyon lira prim beklentisi

Sigorta ve özel emeklilik sektörünün finans kesiminin ikinci büyük oyuncusu olduğunu belirten Menteş, 2026 sonunda aktif büyüklüğünün yüzde 41 artışla 5,5 trilyon liraya, prim üretiminin yüzde 38 artışla 1,7 trilyon liraya ulaşmasını beklediklerini açıkladı. Aktiflerin yaklaşık 4 trilyon lirasının likit pozisyonlardan oluşacağını söyledi.

Özsermayenin yüzde 40 artışla 659 milyar liraya, net kârın yüzde 32 artışla 240 milyar liraya, BES büyüklüğünün yüzde 24 artışla 3 trilyon liraya ulaşacağını öngördüklerini kaydeden Menteş, konsolide hasar prim oranının 2025 sonundaki yüzde 70,3’ten yüzde 67’ye, özkaynak kârlılığının ise yüzde 48’den yüzde 42’ye gerilemesini beklediklerini belirtti. Tahminlerde yüzde 1–2 aşağı veya yukarı yönlü sapma olabileceğini ifade etti.

İlk dokuz ayda brüt prim üretiminin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26 artarak 781 milyar liradan 985 milyar liraya çıktığını aktaran Menteş, trafik, kasko ve sağlık branşlarındaki toplam poliçe adedinin de 37 milyondan 39 milyona yükseldiğini söyledi. Bazı branşlarda büyümenin yavaşlamasını 2025’teki fiyat düzeltmeleri ve baz etkisiyle açıklayarak sektörün adet bazında küçüldüğü yönündeki yorumları eleştirdi.

Sermaye yeterliliğinde üç yıllık dönüşüm

Sermaye yeterlilik rasyosu en düşük 10 şirketin rasyosunun 2022’de yüzde 34 iken 2025’te yüzde 108’e yükseldiğini, Haziran 2026’da yüzde 106 olduğunu belirten Menteş, bu şirketler dışındaki sektörün rasyosunun 2022’deki yüzde 174 seviyesinden Haziran 2026’da yüzde 210’a çıktığını aktardı.

Üretim sermaye çarpanı en yüksek 10 şirketin çarpanının ise 2022’de 10 seviyesinden Temmuz 2026’da 5’e, diğer şirketlerde 3’ten 2’ye gerilediğini kaydetti. Herhangi bir kanun değişikliği yapılmadan sağlanan toparlanmayı mali dayanıklılık başarısı olarak değerlendiren Menteş, üç yıllık programın mevzuat, uygulama, teknoloji ve denetim ayaklarında tavizsiz yürütüldüğünü vurguladı.

“Bu fiyattan bu iş olmaz” söylemine eleştiri

Sektör oyuncularının fiyatlamaya ilişkin açıklamalarını eleştiren Menteş, hayat dışı alanda 50, hayat ve emeklilikte 17 şirketin, reasürans şirketleriyle birlikte yaklaşık 70 oyuncunun bulunduğunu hatırlattı. “Bu fiyattan bu iş olmaz” şeklindeki söylemleri doğru bulmadığını belirterek özellikle ruhsatlı şirket sayısının 25–40 aralığında olduğu branşlarda önemli oyuncuların fiyatlara ilişkin açıklama yapmaması gerektiğini söyledi.

BES’te 16 milyon tekil katılımcı

İlk dokuz aylık verilere göre toplam BES varlığının geçen yılın aynı dönemindeki 1,838 trilyon liradan yüzde 39 artışla 2,56 trilyon liraya, tekil katılımcı sayısının ise 15,6 milyondan 16 milyona yükseldiğini aktaran Menteş, doygunluk düzeyi dikkate alındığında her yeni katılımcının kazanım olduğunu söyledi.

Büyüme hedefe tam ulaşmasa da pozitif seyrin sürdüğünü belirten Menteş, yatırım araçlarındaki fiyat hareketlerinin fon toplamlarına yansıdığını, yıl sonunda büyüklüğün 3 trilyon lirayı aşmasını beklediklerini ifade etti.

Son 12 iş gününü önceki 12 iş günüyle karşılaştırdıklarında katılımcı hareketleri ve parasal giriş-çıkışlarda olumlu değişim gördüklerini açıklayan Menteş, bunu sisteme duyulan güvenin göstergesi olarak değerlendirdi.

Emeklilik Gözetim Merkezi’nin geliştirdiği Fon Gözetim Platformu’nun 1 Ocak 2026’dan bu yana uygulamada olduğunu belirten Menteş, işlemlerin kurallara uygunluğunun işlem bazında, gün sonunda da kurallar ve değerleme fiyatları açısından kontrol edilerek SEDDK ile paylaşıldığını söyledi.

Yangın reasüransı ekim sonunda izlemeye alınacak

Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) bünyesindeki uygulamayla reasürans işlemlerinin mevzuata uyumunu ve yeterli koruma sağlanıp sağlanmadığını izlediklerini belirten Menteş, kefalet sigortalarına ilişkin ilk aşamanın geçen yıl tamamlandığını hatırlattı.

Yangın branşındaki çalışmanın bazı şirketlerin mücbir sebeplerle ek süre istemesi üzerine son kez ekim sonuna uzatıldığını söyledi. Bu tarihten itibaren tüm şirketlerin yangın reasürans korumalarının tutar ve nitelik açısından izleneceğini açıkladı.

Hasar süreçleri ve kusur oranları e-Devlet’e taşındı

e-Devlet Hasar Modülü’nün ikinci aşamasıyla vatandaşların hasar ve ekspertiz süreçlerini, ayrıca kusur oranlarını görüntüleyebildiğini belirten Menteş, ilk aşamada yürürlükteki ve sona ermiş özel sigorta poliçelerine erişim sağlandığını hatırlattı. Projeye öncülük eden Ömer Karum’a, SBM’ye ve kurumun bilgi teknolojileri çalışanlarına teşekkür etti.

Asistans firmalarına ilişkin yönetmeliğin yürürlükte olduğunu söyleyen Menteş, geçiş dönemi sonunda tüm firmaların mali, teknik ve mesleki kriterler açısından SEDDK akreditasyonuna tabi olacağını belirtti. Özel sağlık sigortasında ömür boyu yenileme garantisinin standartlaştırıldığını ve bekleme sürelerinde vatandaş lehine iyileştirme yapıldığını hatırlattı.

Kefalet sigortasının teminat kapasitesi, teknik altyapı ve insan kaynağı kriterleriyle uçtan uca düzenlendiğini, kurallara uymayan veya kapasiteyi aşan işlemlerin SBM sistemi tarafından engellendiğini aktardı. Sektör paydaşlarına kaynakları daha verimli kullanma ve gelişimi hızlandırma çağrısı yaptı.

Bütünleşik sigortalarda 100 milyar liralık hacim beklentisi

Bütünleşik sigortalardaki yasakların kaldırılmasına yönelik yönetmeliğin Resmî Gazete’ye gönderildiğini açıklayan Menteş, izin verilen üç kategoride yıllık üretimin 6 milyonu aşkın poliçe ve yaklaşık 20 milyar lira olduğunu söyledi. Yasakların kaldırılmasıyla özellikle e-ticaret ve perakende platformlarında hacmin 100 milyar liraya yaklaşmasını, poliçe adedinin 20 milyonu aşmasını beklediklerini belirtti.

Katılım sigortacılığı yönetmeliğinin de Resmî Gazete’ye gönderildiğini aktaran Menteş, tekafül modelinin seçenek olarak sunulacağını; katılımcıların uygulamalar ve sonuçlar hakkında daha şeffaf bilgilendirilmesinin sağlanacağını söyledi.

Sermaye yeterliliği, varlık yeterliliği ve muallak tazminat karşılığına ilişkin revizyon paketinin de Resmî Gazete’ye gönderildiğini belirtti. Zorunlu Afet Sigortası için 2024’te tamamlanan yasal düzenleme taslağının ilerlemesini beklediklerini ifade etti.

Alacak sigortasında 150 günlük ödeme süresine eleştiri

Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası’nın finans sistemine entegrasyonu için Türkiye Bankalar Birliği Başkanı ve yaklaşık 20 banka genel müdürüyle görüştüklerini açıklayan Menteş, ürünün kullanımının potansiyelinin gerisinde kaldığını söyledi.

Filtrelenmiş hedef kitlenin 450 bin KOBİ olduğunu belirten Menteş, poliçe üretimiyle teminat sağlanan işletme sayısının doğru aktarılması gerektiğini vurguladı. “100 tane poliçe üretip 50 bin KOBİ’ye teminat sağlıyoruz” şeklindeki açıklamaları yanıltıcı bulduğunu ifade etti.

Mevcut üründeki 150 günlük hasar ödeme süresini eleştiren Menteş, müşterisinin çeki karşılıksız kalan sigortalı KOBİ için korumanın daha hızlı devreye girmesini sağlayacak bir revizyon gerektiğini söyledi. Finans sisteminin diğer unsurlarının da bazı durumlarda sürece katılacağı bir yapı üzerinde çalışılması gerektiğini belirtti.

Otomatik Katılım Sistemi’ndeki seçenekleri gönüllü BES doğrultusunda zenginleştirecek paketi yakında sektörün görüşüne açacaklarını açıklayan Menteş, Oto Hasar Yönetmeliği’nin tamamlanmak üzere olduğunu, ardından oto dışı hasar düzenlemesine geçileceğini aktardı. Genel şart revizyonlarının 16 komite toplantısında alınan notlarla ilerlediğini; tarım sigortalarında iklim risklerine yönelik çalışmaların ve OVP’ye giren uzun süreli bakım sigortasına ilişkin hazırlıkların sürdüğünü söyledi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SON EKLENEN HABERLER