Dalış tutkusu ile sigorta brokerliğini aynı disiplin anlayışında buluşturan Nen Sigorta Brokerliği sahibi Yavuz Önen, “Dalışta nasıl hava, ekipman ve risk analizi yapılmadan suya girilmiyorsa, sigortacılıkta da doğru analiz yapılmadan poliçe düzenlenemez” diyor. Önen, özellikle ucuz poliçe yerine doğru risk yönetimi ve danışmanlığın uzun vadede herkesi kurduğunu vurguladı.
SİGORTAMEDYA ÖZEL
Risk yönetimi, güvenli yaşamın en temel unsurlarından biri… Sigorta brokerliği ve su altı dünyası tutkusunu aynı disiplin anlaşılında buluşturan Nen Sigorta Brokerliği sahibi Yavuz Önen, bu anlayışın hem sigortacılıkta hem de dalışta başarının anahtarı olduğunu anlatıyor. Her iki alanda da doğru kararların ancak kapsamlı risk analiziyle alınabileceğini söyleyen Önen, Sigorta Ekranı’nda Sigorta Medya Genel Yayın Yönetmeni Can Kantar’a konuk olarak sualtı aşkını, sigorta sektöründeki gelişmeleri paylaştı. Dalış ve sigortacılık arasındaki benzerliklere dikkat çeken önemli açıklamalarda bulunan Önen dalış öncesinde yapılan hava, akıntı, ve ekipman kontrollerinin sigortacılıktaki riziko analizinden farklı olmadığını vurguluyor. Önen, “İki meslek arasında çok güçlü benzerlikler var. Bu nedenle dalışın disiplinine yabancılık çekmedim ve kurallara titizlikle uymaya özen gösteriyorum” diyor.

Her dalış yeni bir tecrübe kazandırıyor
Önen’in su altı tutkusu, çocukluk yıllarında evinde kurduğu akvaryum ve izlediği su altı belgeselleri ile başlıyor. Özellikle belgeselci Savaş Karakaş’ın yapımlarından etkilenen Önen, sosyal medyada takip ettiği profesyonel su altı fotoğrafçısı Hakan Özgüler’in de yönlendirmesiyle Türk Balıkadamlar Spor Kulübü’nde dalış eğitimlerine başlıyor. İlk eğitimlerde maske içerisindeki suyu tahliye etmekte zorlandığını ve sporu bırakmayı düşündüğünü anlatan Önen, bunun fiziksel değil zihinsel bir engel olduğunu fark ederek eğitimlerini başarıyla tamamlıyor. İstanbul Adalar ve Marmara Denizi’nde gerçekleştirdiği eğitimlerin ardından önce 1 yıldız, daha sonra 30 metreye kadar dalış yapma imkânı sağlayan 2 yıldız brövesini alıyor. Asıl hedefinin çocukluğunda belgesellerde gördüğü rengârenk deniz canlılarını doğal yaşam alanlarında keşfetmek olduğunu belirten Önen, Sharm El Sheikh’te yaptığı dalışların bu tutkusunu daha da pekiştirdiğini söylüyor. Önen, “Tuzlu su akvaryumlarında hayranlıkla izlediğim canlıları denizin içinde görünce su altına âşık oldum. O an, dalışın hayatımın vazgeçilmez bir hobisi olmasına karar verdim” diyor. Türk Balıkadamlar Spor Kulübü’nde aldığı eğitimlerin ardından Marmara Denizi’nin zorlu koşullarında brövesini alan Önen, çocukluk hayali olan tropikal denizleri keşfetme fırsatını Shark El Sheikh’te yakalıyor. Yıllar içinde dalış tutkusunun daha da arttığını dile getiren Önen, dalışın kendisi için yalnızca bir spor olmadığını vurguluyor. Sharm El Sheikh’te de eğitim almaya devam ettiğini ifade eden Önen, her dalışın yeni bir tecrübe kazandırdığını söylüyor. Meksika ve Kızıldeniz’de köpek balıklarıyla gerçekleştirdiği dalış deneyimlerinden de bahseden Önen, açık denizde kafes kullanmadan köpek balıklarıyla (bull shark) dalmanın hayatındaki en unutulmaz deneyimlerden biri olduğunu söylüyor. Öncelikli hedefinin dünyanın öne çıkan dalış noktalarını keşfetmek olduğunu ve su altı belgeselleri çekmek istediğini ifade eden Önen, ardından daha özel rotalara yönelmek için sabırsızlandığını belirtiyor.
“Moorea’da balinalarla dalmak en büyük hayallerimden biri. Ayrıca Galápagos Adaları da eşsiz deniz canlılarıyla mutlaka görmek istediğim yerler arasında” diyor. Dalış sporunun doğru planlama ve profesyonel rehberlik sayesinde güvenli ve unutulmaz bir maceraya dönüştüğünü söyleyen Önen, derin maviye gönül verenlere ve özellikle gençlere seslenerek hayallerini ertelememeleri gerektiğini söylüyor.




Dalış disiplini ile sigorta brokerliği arasında önemli benzerlikler var
Dalış disiplini ile sigorta brokerliği arasında önemli benzerlikler bulunduğunu dile getiren Önen, her iki alanda da risk analizinin temel unsur olduğunu vurguladı. Dalış öncesinde hava durumu, akıntı, ekipman ve buddy kontrollerinin eksiksiz yapıldığını belirten Önen, uygun olmayan koşullarda dalışa kesinlikle başlanmadığını söyledi. Sigortacılıkta da benzer şekilde riziko teftişi yapılarak müşterinin risklerinin analiz edildiğini ve buna uygun çözümler üretildiğini ifade eden Önen, “İki meslek arasında çok güçlü benzerlikler var. Bu nedenle dalışın disiplinine yabancılık çekmedim ve kurallara titizlikle uymaya özen gösteriyorum” diyor.
Çok ucuz alınan poliçe uzun vadede daha fazla prim ödetebilir
Sigortacılık sektöründeki güncel gelişmeleri de değerlendiren Önen, artan primlerin bütçeleri zorladığını ancak yükselen sağlık ve hasar maliyetleri nedeniyle sigortaya olan ihtiyacın devam ettiğini söylüyor. Piyasada yeni iş üretiminde bir daralma yaşandığını belirten Önen, özellikle tamamlayıcı sağlık sigortasının erişilebilir yapısıyla Türkiye’de önemli bir dönüşüm yarattığını ifade ederek, herkesin en azından bir tamamlayıcı sağlık sigortasına sahip olması gerektiğini vurguluyor. Grup sağlık sigortalarında ise en kritik unsurun, poliçenin yalnızca düşük fiyatına odaklanmak değil, grubun tazminat/prim oranını sürdürülebilir şekilde yönetmek olduğunu belirten Önen, kısa vadede ucuz görünen poliçelerin sonraki yıllarda çok yüksek prim artışlarına yol açabileceğine dikkat çekiyor. Doğru sigorta şirketi seçimi, çalışanların hastane kullanım alışkanlıklarının analiz edilmesi ve etkin risk yönetiminin uzun vadeli maliyetleri düşürdüğünü ifade eden Önen, brokerlerin danışmanlık rolünün bu süreçte büyük önem taşıdığını söyledi. Bazı finans yöneticilerinin sadece düşük prim hedefiyle hareket ettiğini, bunun ise işverenler için uzun vadede daha yüksek maliyetlere neden olabildiğini dile getiren Önen, sağlık sigortacılığının Türkiye’de başarılı bir noktada olduğunu ve mevcut fiyatların genel olarak makul seviyelerde bulunduğunu sözlerine ekliyor.
‘İyi ki sigortam var’ diyen yüzlerce sigortalımız var
Türkiye’;deki sağlık sigortacılığı sistemini yurt dışındaki uygulamalarla karşılaştıran Önen, Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’nın (TSS) sunduğu fiyat avantajı ve hizmet kalitesine dikkat çekti. Almanya’da özel sağlık sigortası primlerinin aylık yaklaşık 500 euro, ABD’de ise dört kişilik bir aile için aylık yaklaşık 2 bin dolar seviyesinde olduğunu hatırlatan Önen, Türkiye’de ise yıllık çok daha erişilebilir maliyetlerle kapsamlı sağlık güvencesi sağlanabildiğini belirtti.
Sağlık hizmetlerindeki yüksek maliyetler düşünüldüğünde TSS’nin önemli bir güvence sunduğunu vurgulayan Önen, sigortasız kalmanın basit bir tetkikte dahi ciddi masraflar doğurabileceğini ifade ediyor. Sigortanın yalnızca finansal koruma değil, aynı zamanda önemli bir yaşam konforu sağladığını belirten Önen, poliçeyi kullanan sigortalıların büyük bölümünün “İyi ki sigortam var” dediğini sözlerine ekliyor.
Tamamlayıcı Sağlık Sigortası sektöre olan güveni tazeledi
Önen, Türkiye’deki Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’nın (TSS), küresel ölçekte değerlendirildiğinde tüketiciler için önemli bir avantaj sunduğunu belirtiyor. ABD’de sosyal güvenlik sisteminin Türkiye’deki SGK yapısından farklı olduğunu ve özel sağlık sigortalarının zorunlu bir ihtiyaç haline geldiğini hatırlatan Önen, aylık yaklaşık 2 bin dolarlık sağlık sigortası primlerinin ciddi bir maliyet oluşturduğunu söylüyor. Buna karşılık Türkiye’de TSS’nin çok daha erişilebilir olduğunu vurgulayan Önen, dünya ile kıyaslandığında bu ürünün ‘bulunmaz bir nimet’ olduğunu ifade ediyor.
TSS’nin yalnızca bireylere sağlık güvencesi sağlamadığını, aynı zamanda sigorta sektörüne olan güveni de artırdığını dile getiren Önen, bu ürünün sektör için adeta bir dönüm noktası olduğunu söylüyor. Vatandaşların TSS sayesinde sigorta şirketlerinin ihtiyaç anında gerçekten destek sağladığını gördüğünü belirten Önen, bunun diğer sigorta branşlarına olan ilgiyi de olumlu etkilediğini ifade ederek, bugün sektörün lokomotif ürününün Tamamlayıcı Sağlık Sigortası olduğunu sözlerine ekliyor.
Grup Sağlık Sigortasında asıl değer danışmanlıktır
Bankaların kredi olanakları sunarak sigortalılara poliçe satma yönünde baskı yaptığını, bazı finansçıların ise işi ucuza kapatmak adına bankalara yöneldiğini belirten Önen, sigortalıyaq kalıcı ve kaliteli danışmanlık vermenin önemine dikkat çekti. Grup sağlık sigortalarında en kritik konunun şirketin başarı karnesi sayılan ‘tazminat prim oranı’ olduğunu vurgulayan ünlü broker, konunun mali arka planını ve sektörel işleyiş hatalarını şu sözlerle aktardı: “Grup sağlıkta bir kere en önemli konu tazminat prim oranı, bizim karnemiz. Bu karnenin başarılı olması gerek. Danışmanlık burada. Ucuz sigortacılık, yani prim sigortacılığı ile danışman arasındaki fark bu. 10 yıllık bir periyot içerisinde sigortaya ne kadar para ödeyeceğini geriye dönük bir hesaplasa bir işveren, sizin doğru yönlendirmenizle çok ciddi para tasarrufu olur.
Dolayısıyla bu sene alırsınız çok ucuz bir poliçeyi grupta ama önümüzdeki yıl o karneniz bozuk çıkarsa yüzde 300, yüzde 500 prim artışları ile çok ciddi paralarla, maliyetlerle karşı karşıya kalabilirsiniz bir sene tasarruf
ettiniz diye. Burada önemli olan şey danışmanlık hizmeti.”
Doğru fiyatlama olmadan sürdürülebilir sigortacılık mümkün değil
Grup sağlık sigortalarında hasar/prim oranının yalnızca sigortalı kullanımına bağlanamayacağını belirten Önen, sigorta şirketlerinin fiyatlandırma politikalarını eleştirdi. Yanlış fiyatlamanın hasar/prim dengesini bozduğunu ifade eden Önen, yüksek hasar oranına ulaşan grupların farklı sigorta şirketlerinden de yüksek prim teklifleri almak zorunda kaldığını söylüyor. Sigorta şirketlerinin konuya zaman zaman robotik bir bakış açısıyla yaklaştığını savunan Önen, sağlıklı risk yönetimi için doğru fiyatlandırmanın temel unsur olduğunu vurguladı. Bazı şirketlerin zarar etmeyi baştan kabul eden fiyatlama anlayışını da eleştiren Önen, sürdürülebilir bir sigortacılık için poliçelerin en baştan doğru maliyetlerle fiyatlandırılması gerektiğini ifade ediyor. Grup sağlık sigortalarında sürdürülebilirliğin doğru risk yönetimiyle mümkün olduğunu belirten Önen, sigorta şirketlerinin ‘zarar bütçesi’ anlayışıyla poliçe düzenlemesini eleştiriyor. Yanlış fiyatlama ve plansız uygulamaların hem sigortalıya hem de sigorta şirketine zarar verdiğini ifade eden Önen, her poliçenin her sigorta şirketi için uygun olmadığını belirtiyor. Doğru sigorta şirketi seçiminin de büyük önem taşıdığını vurgulayan Önen, şirketlerin grubun hasar/prim oranını etkin şekilde yönetebilmesi, çalışanların sağlık hizmeti kullanım alışkanlıklarını analiz etmesi ve ihtiyaçlara uygun çözümler sunması gerektiğini belirtiyor. Amaçlarının işverenlere uzun vadede en uygun maliyetle en yüksek hizmet kalitesini sağlamak olduğunu ifade eden Önen, başarılı grup sağlık sigortacılığının temelinde doğru danışmanlık ve sürdürülebilir risk yönetiminin yer aldığını vurguluyor.
Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ve Kasko artık lüks değil
Artan sağlık ve araç bakım maliyetleri karşısında Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS) ile kasko poliçelerinin öneminin her geçen gün arttığını söyleyen Önen, sağlık sigortasının genç ve sağlıklı yaşlarda yaptırılmasının hem daha ekonomik olduğunu hem de özel sağlık hizmetlerine hızlı erişim sağlayarak önemli bir konfor sunduğunu belirten Önen, en azından yatarak tedavi teminatını içeren bir TSS poliçesinin herkes için gerekli olduğunu vurguluyor. Kasko sigortasında da benzer bir tablo yaşandığını ifade eden Önen, günümüzde yalnızca bir aracın ön camı değişiminin dahi 30-40 bin lirayı bulabildiğini, hasarsız sürücüler için yıllık kasko primlerinin çoğu zaman bu maliyet seviyesinde olduğunu belirtti. Bu nedenle kasko yaptırmanın, olası yüksek onarım giderlerine karşı önemli bir güvence sağladığını söyledi.
Parça ve işçilik maliyetlerindeki artışın sigortayı her zamankinden daha önemli hale getirdiğini kaydeden Önen, özellikle orta gelir grubundaki bireylerin sigortadan vazgeçmemesi gerektiğini belirtti. Hasar anında poliçenin değerinin daha iyi anlaşıldığını ifade eden Önen, doğru ürün seçimi ve uzman danışmanlığın sigortacılıkta en önemli unsurlardan biri olduğunun altını çizdi.
Sigorta Ekranı:

