Sivil Toplum Kuruluşlarını (STK) önemsemiyorum sanılmasın. İşlevlerini doğru yerine getirdiklerinde çok değerliler tabii ki. “STK’lar ne işe yarar?” derseniz; Öncelikle temsil ettikleri kesim ile ilgili onların menfaatleri veya mağduriyetlerinin çözümü için çaba sarf etmelerini bekleriz. Çözüm için ise bunu çözecek kurumlar ile bir iletişimde bulunulması gerekiyor.
Konuyu tabii ki acentelere getireceğim. Sigorta acenteleri kocaman bir aile ve sigorta sektörünün vazgeçilmez bir temel direği diyebiliriz. Acenteler bu sektörü ilk takip ettiğim dönemlerde bir “Birlik” olma peşindeydi. İllerde dernekler vardı, sigorta acenteliği sadece İstanbul’dan ibaret değildi. Bunun için genel olarak bir çatı altında gathered toplanmak amacıyla TÜSAF kurulmuştu. Rahmetli Levent Ergun bu yapının sağlam temellerde kurulması için büyük emek ve kendi cebinden para harcadı. Burada yoğun bir birlikteliği gören otorite de “Yarın öbür gün Birlik falan isterler, en iyisi bunları bir çatı altında toplayalım” dedi ve TOBB bünyesi içerisinde SAİK ve SEİK organizasyonuna gidildi.
Sonrasında Ticaret Odalarının meslek komitelerine seçilenler sektör meclisini oluştursunlar, en sonunda da bunlar İcra Komitesi’ni seçsinler denildi. Böyle olunca Meslek Komitelerine ilgi bir hayli arttı. İlk başlarda mesleklerini yüceltmek isteğiyle buralara aday olundu. Sonrasında başkan ve üyeler “Biz bu konumumuzu kendi portföyümüzü genişletmek için neden kullanmayalım?” dediler. Sigorta potansiyeli olan diğer oda üyelerine “Sizin sigortalarınızı ben yapayım” diye yazılar bile yazıldı.
İş buraya gidince olay “meslektaşlarım için çalışayım”dan başka yerlere uzandı. Bana sorarsanız bir işlevi kalmadı. Bu kişiler TOBB logolu kartvizitlerle, yakalarına taktıkları rozetlerle iş peşine koştular. Bunlara kızmamak lazım; SAİK Başkanı Levent Korkut’un şirketindeki makam odasında Çağrı Sigorta bayrağı veya flama gören var mı? Arkalara bir yerlere iliştirmiş mutlaka ::)) Masasının arkasında kocaman TOBB logosu var. Sayın Başkan daha ne yapsın gelen misafirlerine? “Kartvizit mi istediniz? Ne gerek var, duvara baksanıza! :)”
Korkut, acentelere zaman kaybettirdi
Konumuz aslında farklı. Acentelerin sorunları belli. Bunun için yapılması gerekenler belli. Başkan Korkut ve ekibi bugüne kadar meslektaşları için ne yapmıştır? Koca bir hiç. En etkin olduğu dönemde bir düzenlemeyi önce alkışlayıp tebrik ettiği, sonra aynı düzenlemenin iptali için dava açtığı iddia ediliyor. Hepsi bu tutarsızlıkta. Acenteler için yapılması gereken en önemli iki konu; yetkisiz kişilerin sigorta poliçesi kesmesi ve dağıtım kanalları arasında haksız rekabetin önlenip adil bir rekabet ortamının sağlanmasıdır. Bunların ikisinde de şimdiki yönetim sınıfta kalmıştır. Bir de günün gerçekleriyle örtüşmeyen, hayata geçmeyecek istekler var. Bu gibi istekler işin ciddiyetini bozuyor, orası ayrı.
Kır düğününe gider gibi Bakanlık ziyareti
Yeni yönetime talip olan bir arkadaş “Sigortacılık sistemi acenteler merkeze alınarak tekrar düzenlenmeli” diyerek otoriteye çağrıda bulunuyor. Bunu söyleyen kişiyi ne Otorite ne de şirketler ciddiye alır mı? Ya nasıl ciddiye alınsınlar ki? Geçenlerde önüme bir fotoğraf düştü; SAİK üyeleri Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i ziyarete gitmişler. Hem de Bakanlığa… O zaman nasıl olmuşsa Sayın Bakan Şimşek bu kişilere randevu vermiş. Adamlar akrabalarının kır düğününe gider gibi beyaz takım elbise ile gitmişler. 🙂 Bunları bile düşünemeyen birilerinden nasıl ciddiye alınmalarını bekleyebilirsin ki?
Acenteler bu dönem saf dışı kaldı
Neyse, özetle… Acentelerin, brokerlerin, eksperlerin sorunları belli; bunu çözecek olan Otorite ile bir araya gelerek, istişare ederek çözebilir. Son bir anekdot… SEDDK Başkanı ve Kurul üyeleri brokerleri (SBD) kabul ediyor, eksperlerle (SEİK) son düzenlemeler için çok daha fazla bir araya geldiklerini paylaşımlardan görüyoruz. Son bir yılda SEDDK ve Başkan Davut Menteş’in SAİK üyelerini makamında kabul ettiğini gördünüz mü ?
Bu fırsat kaç yılda geliyor!
Söylemek istediğim şu: Bu Oda seçimlerinde siz acenteler için, kendileri için değil ! meslek için çalışacak birileri varsa onları seçin. Bu seçtiğiniz kişilerin iletişimi güçlü olmalı. Gerek bulunduğu Oda’nın Başkanı ile tabii ki SAİK oluştuğunda da… Gerek SEDDK, gerekse TSB ile bu iletişimi makul şekilde istişare edecek ve meslektaşlarının menfaatlerini artırmak için çaba sarf eden kişilerden olmasına dikkat edin. TOBB’un “Fuarlara götürüyorum” diye İstanbul ve İzmir’de gezdireceğim jestine tav olmayan kişilerden oluşmalı. İleride oluşacak SAİK üyelerinin de “Baden-Baden’e gidelim de iki sauna, masaj yapturalım” isteğinde bulunmayacak kişilerden oluşmasını dilerim.

Bit pazarına nur yağmış
Bu arada bu seçimlere hazırlanan eski başkanların da olduğunu duyuyorum. Yani eskiden büyüklerimizin dediği gibi “Bit pazarına nur yağmış.” Bu kişiler eskiden ne yapmışlar ki tekrar gelmek istiyorlar? “Kaş yapayım derken göz çıkaran” bu insanların peşine neden düşer acente dostlarım, anlamış değilim. Bir de bunlar işin kolayını bulmuşlar; şube organizasyonlarını arkalarına alarak bu işlere kalkışıyorlar. Garantiye gidiyorlar akıllarınca. “İki üç acente organizasyonu kafalasam 300 oy demek.” Hesap bu. Bunların peşinden gidenleri de hayretle izliyorum.
Bu kişiler bir yerlere kendilerini seçtirdiklerinde “Başkan” denilmesine alışıp görevi bırakınca hüsranı yaşayan insanlar. Bu arkadaşlara görevden ayrıldıktan sonraki acente toplantılarında rastladım; arkalarda, tek başlarına masalarda içkilerini yudumluyorlar. Çok yazık, çok… Şimdi de eski günlerinin özlemi ile bu işlere tekrar girmeye çalışıyorlar.
Özetle demek istediklerim sanırım doğru anlaşılacaktır. Bu tarif ettiğim kişilerin dışındakileri tenzih ederim. “Biz böyle değiliz” diyorlarsa alınmasınlar lütfen. Bu seçimlerde kim seçilirse seçilsin, mesleğini bir üste taşıyacaksa benim de başımın üzerinde yeri var. Hayırlı olsun şimdiden.
Hayatımız Sigortalı Dergisi’nde Sovtajyeri Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Osman Hanbarcı ile yapılan röportaj, Sovtaj’ın sigortacılık ekosistemindeki yerini bir kez daha düşünmemize vesile oldu. Sektörde güçlü bir marka oluşturmak, yalnızca bilinirlik kazanmak değil; paydaşlar arasında güven inşa etmek ve bu güveni kalıcı kılmaktır. Sovtaj’ın bu yöndeki katkılarını ve deneyimlerini içtenlikle paylaşan Osman Bey’e teşekkür ediyorum.

Sayın Ekmen’e ilgi büyük
Yazı baskıya gitmeden İTO Sigortacılık Meslek Komitesine adaylığını açıklayan Hasan Ekmen’i Sigorta Ekranı’nda konuk ettik. Tutarlı yaklaşımı, herkesi kucaklayıcı tavrı ile beni etkiledi. Kendisinin siyaset geçmişi de var, işi biliyor yani. Mesleği ile ilgili gelişmeleri hem ülkemizde hem dünyada yakından takip ediyor. “Seçilirsem projelerimizle İTO Sigortacılık Meslek Komitesini başka boyutlara taşıyacağım” diyor. Gerekli yerlerin desteğini de aldığını gördüm. STK’lar sigortacılık ekosisteminin her kesimini temsil etmeli. Elbette çoğunluk acentelerde olacaktır. Bu yarışa katılacak tüm adaylara “Yolunuz açık olsun” diyorum. Bu işin kazananı yok; sonuçta tüm sigortacılık ekosistemi kazanmalı.


