2 Şubat 2026, Pazartesi

İklim krizi sigorta sistemini zorluyor

İklim değişikliğiyle birlikte artan aşırı hava olayları, sigorta ve reasürans sistemlerinin kapasitesini zorlarken, küresel tedarik zincirlerinde giderek büyüyen sistemik riskleri de görünür hale getiriyor.

Dünya genelinde iklim değişikliğiyle birlikte artan aşırı hava olayları, sigorta ve reasürans sistemleri üzerinde ciddi baskı oluştururken, mevcut yapıların bu riskleri karşılamakta yetersiz kaldığı ortaya kondu. Stockholm Çevre Enstitüsü (SEI) tarafından hazırlanan yeni rapor, iklim krizinin küresel tedarik zincirlerinde sistemik risklere yol açtığını ve sigorta sisteminin iklim değişikliğine uyumlu biçimde yeniden tasarlanması gerektiğini vurguluyor.

SEI’nin “İklim baskısı altındaki sigorta ve reasürans: Küresel tedarik zincirlerinde sistemik riskin yönetimi” başlıklı raporuna göre, sel, kuraklık, fırtına ve aşırı sıcaklık gibi afetlerin sıklığı ve şiddetindeki artış; yalnızca can kayıplarına değil, üretim, lojistik ve ticarette uzun süreli aksamalara da neden oluyor. Küresel ticaret ağlarının birbirine sıkı biçimde bağlı olması, iklim kaynaklı yerel bir felaketin kısa sürede küresel ekonomik etkilere dönüşmesine yol açıyor.

Raporda, sigorta sistemlerinin iklim şoklarını yönetmede önemli bir araç olduğu ancak art arda yaşanan ve birbirini tetikleyen afetlerin, geleneksel sigorta modellerinin kapasitesini aştığı ifade ediliyor. Bu durum, hem ekonomik istikrarı zorluyor hem de sigorta primlerinin hızla yükselmesine, bazı risklerin teminat dışı kalmasına ve sigortaya erişimin azalmasına neden oluyor.

Sigortalanmamış kayıplar büyüyor

Aşırı hava olaylarının Avrupa Birliği’ne (AB) yıllık maliyetinin yaklaşık 28 milyar avro olduğu belirtilirken, bu kayıpların büyük bölümünün sigorta kapsamında olmadığına dikkat çekiliyor. Almanya ve Belçika’da 2021’de yaşanan seller ile Güney Avrupa’da 2022’de görülen şiddetli kuraklık, lojistikten tarıma pek çok sektörde ciddi kayıplara yol açtı. Panama Kanalı’nda 2023’te yaşanan su seviyesi düşüşü ve ABD’deki aşırı kış fırtınalarının küresel çip krizini derinleştirmesi, tedarik zincirlerinin iklim riskleri karşısındaki kırılganlığını gözler önüne serdi.

“Dönüşüm sanılandan daha kolay”

Raporun yazarlarından Stockholm Çevre Enstitüsü Politika Araştırmacısı Mikael Allan Mikaelsson, iklim risklerinin artık yerel değil, sistemik bir sorun haline geldiğini belirterek, “Bir bölgede yaşanan sel ya da kuraklık, küresel ticaret ve lojistik ağları nedeniyle çok kısa sürede başka ülkelere üretim duruşu, girdi kıtlığı ve fiyat artışı olarak yansıyabiliyor. Tedarik zincirlerindeki iklim kaynaklı aksamaların küresel maliyetinin 2060’a kadar 25 trilyon dolara ulaşması bekleniyor” diye konuştu.

Mikaelsson, ABD’de Kaliforniya ve Florida gibi yüksek riskli bölgelerde sigortaya erişimin zorlaştığını, benzer bir tablonun Avrupa’nın bazı bölgelerinde de görülmeye başlandığını belirterek, iklim riskine uyumlu sigorta dönüşümünün yalnızca çevresel değil, doğrudan ekonomik bir zorunluluk haline geldiğini vurguladı.

Raporda, iklim risklerinin sigorta sektörü tarafından tek başına çözülemeyeceği; politika yapıcılar, düzenleyici kurumlar, finans sistemi ve reel sektörün birlikte hareket etmesini gerektiren kapsamlı bir dönüşüm ihtiyacına işaret ediliyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SON EKLENEN HABERLER