Hasar süreçlerinde güçlenen şeffaflık ve denetim anlayışı, Sigorta Tahkim Komisyonu’nda da hakemden bilirkişiye, vekilden başvuru süreçlerine kadar sistemin bütün aktörlerini kapsamalı.
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (SEDDK), sigorta hasar süreçlerinin istismar edilmesine karşı ortaya koyduğu kararlı iradenin sigorta sektörü açısından önemli bir dönemin başladığını gösterdiğini belirten Sigorta Eksperi ve Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişisi Ali İhsan Balta, gerçek zarar ilkesinin güçlendirilmesinin, eksper atama sisteminin yeniden yapılandırılmasının, hasar süreçlerinin düzenlenmesinin, merkezi ihbar mekanizmalarının geliştirilmesinin ve suistimale yönelik denetimlerin artırılmasının önemli adımlar olduğunu açıkladı. Atılan adımların daha şeffaf, güvenilir ve sürdürülebilir bir sigorta sistemi açısından önem taşıdığı dile getiren Balta, Sigortamedya için hazırladığı yazısında önemli değerlendirmelerde bulundu.
“Bu mücadele yalnızca hasarın ihbarı, ekspertizi ve tazminat süreciyle sınırlı kalmamalıdır. Şimdi şu soruyu açıkça sormanın zamanıdır:
Hasar sisteminde suistimalle mücadele ediyorsak, uyuşmazlığın Sigorta Tahkim Komisyonu’na taşınmasıyla bu mücadele sona erebilir mi?
Elbette hayır. Çünkü sigorta sistemi; hasar ihbarından ekspertize, sigorta şirketinin değerlendirmesinden tazminat talebine, temsil ve vekâlet süreçlerinden Sigorta Tahkim Komisyonu’na yapılan başvuruya, hakeme ve bilirkişiye kadar birbirine bağlı büyük bir bütündür. Bir halkayı güçlendirirken diğer halkalardaki yapısal sorunları görmezden gelirsek, gerçek anlamda bütüncül bir reformdan söz edemeyiz.
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU, SİSTEMİN EN ÖNEMLİ GÜVEN KAPILARINDAN BİRİDİR
Sigorta Tahkim Komisyonu, sigorta uyuşmazlıklarının daha hızlı ve etkin biçimde çözülebilmesi açısından son derece önemli bir kurumsal mekanizmadır.
Bu nedenle sigorta tahkim sistemindeki sorunları konuşmak, Komisyonu yıpratmak olarak görülmemelidir.
Tam tersine; Sigorta Tahkim Komisyonu’nu güçlendirmenin yolu, sistem içerisindeki eksiklikleri açıkça konuşabilmek ve gerekli düzenlemeleri zamanında yapabilmekten geçer.
İhtiyacımız olan; sigorta tahkim sisteminin bütün aktörlerine aynı mesafeden yaklaşan, hak arama özgürlüğünü korurken suistimale alan bırakmayan, bağımsızlığı ve mesleki itibarı güvence altına alan daha şeffaf, ölçülebilir ve denetlenebilir bir yapıdır.
1 — HASAR DOSYASININ DİJİTAL HAFIZASI SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU’NA BAŞVURULDUĞUNDA SIFIRLANMAMALIDIR
Bir hasar dosyasının hikâyesi, Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurulduğu gün başlamaz.
Kazanın, hasar ihbarının, ekspertizin başlangıç ve tamamlanma tarihlerinin, sigorta şirketine yapılan başvuruların, verilen cevapların ve gerçekleştirilen ödemelerin dijital izi kesintisiz şekilde görülebilmelidir.
Böylece uyuşmazlığın ne zaman, hangi nedenle ve hangi aşamada gerçekten doğduğu somut veriler üzerinden ortaya konulabilir.
Sigorta Tahkim Komisyonu’na intikal eden dosya, hasar dosyasından kopuk yeni bir süreç değil; aynı sürecin devamı olarak ele alınmalıdır.
2 — GERÇEK UYUŞMAZLIK İLE GEREKSİZ UYUŞMAZLIK AYRILMALIDIR
Sigorta şirketinin eksik veya hatalı değerlendirmesi nedeniyle hakkını alamayan vatandaşın Sigorta Tahkim Komisyonu’na erişiminin önüne gereksiz hiçbir engel konulmamalıdır.
Hak arama özgürlüğü vazgeçilmezdir.
Ancak henüz sonuçlandırılabilecek bir hasar sürecinin, çözüm imkânları tüketilmeden uyuşmazlığa taşınması da sistem tarafından görülebilmelidir.
Sigorta tahkim sistemi gerçek uyuşmazlıkların etkin çözüm mekanizması olmalı; uyuşmazlığın kendisinin ekonomik değer üreten bir sürece dönüşmesine izin verilmemelidir.
Bu ayrım doğru kurulmadığında hem gerçek hak sahipleri hem de sigorta tahkim sisteminin etkinliği zarar görür.
3 — HAK SAHİBİ KENDİ DOSYASININ DIŞINDA BIRAKILMAMALIDIR
Sigortalı veya hak sahibi; kendisi adına ne talep edildiğini, talep edilen tutarı, gerçekleştirilen işlemleri ve dosyasının hangi aşamada olduğunu açıkça görebilmelidir.
Temsil ve vekâlet, hukukun tanıdığı haklardır ve korunmalıdır.
Ancak temsil edilen kişinin kendi dosyasına yabancılaştığı, adına yürütülen süreci bilmediği veya yapılan işlemleri takip edemediği bir yapı da sağlıklı değildir.
Hak arama özgürlüğü korunurken, hak sahibinin kendi dosyası üzerindeki bilgi ve iradesi de korunmalıdır.
4 — SERİ BAŞVURULAR VE OLAĞAN DIŞI DOSYA ÖRÜNTÜLERİ VERİYLE İZLENMELİDİR
Teknolojinin geldiği noktada binlerce dosyanın yalnızca tek tek incelenmesi yeterli değildir.
Benzer talepler, tekrar eden dosya yapıları, olağan dışı başvuru yoğunlukları, mükerrerlik ihtimalleri ve sistematik örüntüler veri analitiği kullanılarak takip edilebilmelidir.
Ancak burada çok önemli bir sınır korunmalıdır:
Yüksek dosya sayısı veya yoğun faaliyet, tek başına usulsüzlük anlamına gelmez.
Veri, insanları peşinen suçlamak için değil; incelenmesi gereken olağan dışı durumları objektif biçimde belirlemek için kullanılmalıdır.
Denetim güçlendirilirken meşru hak arama faaliyeti baskı altına alınmamalıdır.
5 — SİGORTA ŞİRKETLERİ DE DENETİMİN DIŞINDA TUTULMAMALIDIR
Suistimalle mücadele tek yönlü yürütülemez.
Sigorta Tahkim Komisyonu’na taşınan uyuşmazlıkların sayısı kadar, bu uyuşmazlıkların neden doğduğu da incelenmelidir.
Aynı veya benzer uyuşmazlıkların sürekli tekrar ettiği durumlarda; eksik ödeme, geç ödeme, farklı değerlendirme yöntemleri, iletişim eksiklikleri veya gereksiz yere uzayan hasar süreçlerinin bunda etkili olup olmadığı analiz edilmelidir.
Eğer çok sayıda benzer dosya aynı nedenle Sigorta Tahkim Komisyonu’na taşınıyorsa yalnızca başvurulara değil, bu başvuruları doğuran nedenlere de bakılmalıdır.
Adil ve bütüncül denetim bunu gerektirir.
6 — BİLİRKİŞİNİN BAĞIMSIZ TEKNİK KANAATİ GÜVENCE ALTINA ALINMALIDIR
Sigorta tahkim sisteminde bilirkişiden bağımsız ve tarafsız teknik değerlendirme bekleniyorsa, bilirkişinin uzmanlık alanı ve mesleki kanaati de aynı ölçüde güvence altında olmalıdır.
Hakem; rapordaki eksikliklerin giderilmesini, çelişkilerin açıklanmasını veya gerektiğinde ek rapor hazırlanmasını isteyebilir. Ancak bu yetki, bilirkişinin uzmanlık alanındaki teknik sonucu veya ulaşacağı rakamı yönlendirme aracına dönüşmemelidir.
Hakemin hukuki takdiri hakeme, bilirkişinin teknik kanaati bilirkişiye ait olmalıdır.
Bilirkişilere yönelik disiplin ve yaptırım mekanizmaları da teknik kanaati baskı altına alan bir araca dönüşmemelidir. Teknik görüş farklılığı tek başına disiplin ihlali sayılamaz.
Bilirkişi, ortaya koyacağı bağımsız teknik kanaatin hakem tarafından benimsenmemesi veya farklı değerlendirilmesi nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonu’na şikâyet edilebileceği ve bunun sonucunda disiplin yaptırımıyla karşılaşabileceği endişesiyle rapor hazırlamamalıdır.
Bilirkişinin teknik kanaati; şikâyet veya yaptırım kaygısıyla değil, uzmanlığı, dosya kapsamındaki somut veriler ve mesleki değerlendirmesi doğrultusunda özgürce şekillenmelidir.
Kurumsal yazışma, mesleki nezaket ve sorumluluk kuralları da yalnızca bilirkişiler için değil, hakemler dâhil sigorta tahkim sisteminin bütün aktörleri için geçerli olmalıdır.
Bilirkişiye yönelik mesnetsiz suçlama, itham veya mesleki itibarını zedeleyici davranışlar karşılıksız bırakılmamalı; görev ve statüye uygun etkili inceleme ve gerektiğinde yaptırım mekanizmaları bulunmalıdır.
Disiplin tek taraflı, saygı tek yönlü, sorumluluk yalnızca bilirkişiye yüklenen bir sistem olmamalıdır.
Bilirkişilik bir bağlı personel ilişkisi değildir. Bilirkişi, hakemin istediği sonucu üretmek için değil; uzmanlık alanındaki teknik gerçeği bağımsız biçimde ortaya koymak için görevlendirilir.
Güçlü bir Sigorta Tahkim Komisyonu; baskı altında çalışan bilirkişiyle değil, yetki alanına saygı duyulan, mesleki itibarı korunan ve teknik kanaatini özgürce ortaya koyabilen bağımsız bilirkişiyle mümkündür.
7 — HAKEMİN BAĞIMSIZLIĞI KADAR UYGULAMADA TUTARLILIK DA ÖNEMLİDİR
Hakem bağımsızlığı, sigorta tahkim sisteminin temelidir ve mutlaka korunmalıdır.
Ancak benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda birbirinden önemli ölçüde farklı uygulamaların ortaya çıkması, hukuki öngörülebilirlik açısından ayrıca değerlendirilmelidir.
Hakemlerin bağımsızlığına müdahale edilmeden; mevzuat, yerleşik yargı kararları ve uygulama ilkeleri bakımından kurumsal bilgi altyapısı güçlendirilmelidir.
Amaç hakemin kararını belirlemek değil;aynı hukuk düzeninde birbirinden kopuk uygulamaları mümkün olduğunca azaltmak ve öngörülebilirliği güçlendirmektir.
8 — DENETİM VE SORUMLULUK BÜTÜN AKTÖRLER İÇİN GEÇERLİ OLMALIDIR
Sigorta şirketleri, temsil ve vekâlet yapıları, bilirkişiler, hakemler ve Sigorta Tahkim Komisyonu sürecinde görev alan diğer aktörler; kendi görev, yetki ve sorumlulukları ölçüsünde şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine tabi olmalıdır.
Denetimin gücü, herkese aynı mesafede durmasından gelir.
Kişiye, unvana veya mesleğe göre değil; işleme, belgeye, veriye ve somut olguya göre denetim yapılmalıdır.
Suistimalle mücadelede esas olan meslek gruplarını karşı karşıya getirmek değil; yanlış yapanı somut verilerle ayırırken görevini doğru yapanı koruyabilmektir.
9 — YENİ DÖNEMİN ANAHTARI: ŞEFFAFLIK, VERİ VE BAĞIMSIZLIK
Sigorta Tahkim Komisyonu’nun ve sigorta tahkim sisteminin elinde son derece önemli bir güç bulunmaktadır:
Veri. Bu veri doğru kullanıldığında hangi uyuşmazlıkların arttığı, uyuşmazlıkların hangi aşamada doğduğu, hangi hasar türlerinin sürekli Komisyona taşındığı, süreçlerin nerede tıkandığı ve hangi yapısal sorunların tekrar ettiği görülebilir.
Kişisel veriler, mesleki sırlar ve karar bağımsızlığı korunarak hazırlanacak anonimleştirilmiş istatistiklerin sektörle paylaşılması dahi sistemin gelişimine önemli katkı sağlayabilir.
Çünkü; ölçemediğimiz problemi sağlıklı biçimde yönetemeyiz.
ŞİMDİ BÜTÜNCÜL DÖNÜŞÜM ZAMANI
SEDDK’nın ortaya koyduğu mücadele iradesi, yalnızca bazı yanlış uygulamaların ortadan kaldırılması olarak görülmemelidir.
Bu süreç, Türk sigorta sektörünün hasar ve uyuşmazlık mimarisini daha sağlam temeller üzerinde yeniden kurmak için önemli bir fırsattır.
Hasar süreçleri yeniden düzenleniyor, eksper atamaları sistemleşiyor, dijital takip imkânları gelişiyor ve suistimalle mücadele güçleniyor.
Şimdi aynı iradenin, uyuşmazlıkların Sigorta Tahkim Komisyonu’na intikalinden sonuçlandırılmasına kadar uzanan süreçte de somut, dengeli ve bütüncül düzenlemelerle devam etmesi gerekir.
Bunu yaparken hassas denge mutlaka korunmalıdır.
Vatandaşın ve gerçek hak sahibinin hak arama özgürlüğü, sigorta şirketlerinin hukuki hakları, hakemin karar bağımsızlığı, bilirkişinin teknik kanaati ve mesleki itibarı ile avukatlık ve temsil hakkı güvence altında olmalıdır.
Fakat aynı zamanda sistem, hiç kimsenin boşluklarından yararlanamayacağı kadar şeffaf, izlenebilir ve denetlenebilir hâle getirilmelidir.
Çünkü güçlü sistem, herkesi potansiyel suçlu gören sistem değildir.
Güçlü sistem; gerçek hak sahibinin hakkına ulaşabildiği ve sistemi kötüye kullananların sistemin boşluklarının arkasına saklanamadığı sistemdir.
SEDDK’nın hasar tarafında ortaya koyduğu irade, Sigorta Tahkim Komisyonu sürecinde de aynı bütüncül anlayışla devam ettirilirse bundan vatandaş, sigortalı, mağdur, sigorta şirketi, bilirkişi, hakem ve nihayetinde Türk sigorta sektörü kazanacaktır.
Artık ihtiyaç açıktır: Hasardan Sigorta Tahkim Komisyonu’na kadar uzanan süreç; aynı şeffaflık, aynı denetim anlayışı ve aynı sorumluluk ilkesiyle bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Gerçek hak sahibi korunmalı, görevini doğru yapan meslek mensubu güvence altında olmalı; sistemin boşluklarını kötüye kullanan kim olursa olsun aynı objektif ölçütlerle denetlenmelidir.
Çünkü gerçek reform, yalnızca denetimi artırmak değildir; adaleti, bağımsızlığı, mesleki itibarı ve sisteme duyulan güveni birlikte güçlendirmektir.
Hasarda başlayan şeffaflık zinciri, Sigorta Tahkim Komisyonu’nun kapısında kesilmemelidir.

