Bir acente olarak ofisinizin konumu, şehrin en işlek caddesinde olabilir. Tabelanız akşamları ışıl ışıl parlıyor, içeride çayınız her daim taze ve müşterilerinizi ağırladığınız o deri koltuklar da çok rahattır kesin. Ama acı bir gerçek var: Eğer bir müşteri akıllı telefonunu çıkarıp “en yakın sigorta acentesi” yazdığında sizin isminiz ekranda belirmiyorsa, o müşteri için yok hükmündesiniz.
Türkiye’de yıllarca ‘referansla’ iş yapan, babadan oğula geçen portföyleri yöneten geleneksel acentecilik, tarihinin en keskin virajını alıyor. Artık ‘tanıdık acente’ kavramı, yerini ‘ulaşılabilir ve puanı yüksek acente’ kavramına bırakıyor. Peki, devasa bütçeli sigorta karşılaştırma siteleriyle ve bankalarla rekabet ederken, bir yerel acente dijital dünyada nasıl ayakta kalır?
Cevap, sandığınızdan daha basit: Yerel gücünüzü dijitalle birleştirerek.
Yeni tabelanız: Google işletme profili
Eskiden esnaflar için dükkanın önünü süpürmek neyse, bugün Google Haritalar’daki (Google Business Profile) yorumları yönetmek odur. Bir kaza anında panikleyen müşteri veya yeni araç alan bir genç, sigorta yaptıracağı yeri seçerken önce ‘yıldızlara’ bakıyor.
- Müşterilerinizden Google yorumu istiyor musunuz?
- Çalışma saatleriniz orada doğru yazıyor mu?
- Ofisinizin fotoğrafları güncel mi?
Eğer bu sorulara cevabınız “Hayır” ise, potansiyel müşterinizi o caddenin diğer tarafındaki, dijitalde aktif olan rakibinize kendi ellerinizle teslim ediyorsunuz demektir.
‘Sadece Bayram Kutlayan’ sayfalar devri bitti
Facebook veya Instagram sayfanızda sadece kandil mesajları ve milli bayram görselleri paylaşıyorsanız, dijital bir ‘görültü’ yaratıyorsunuz demektir. Bilerek yazdım gürültü değil “görültü”. Müşteri, uzmanlık ister.
- “Kaza tespit tutanağı nasıl doldurulur?”
- “Konut sigortasında su basması neleri kapsar?”
- “Trafik sigortası tavan fiyatları ne oldu?”
Bu sorulara cevap veren kısa videolar veya görseller paylaşan bir acente, müşterinin gözünde ‘poliçe kesen satıcı’ değil, ‘bilgili bir risk danışmanı’ olur. Güven ise satışın yarısıdır.
WhatsApp: Yeni ofisiniz
Z Kuşağı ve Y Kuşağı telefonla konuşmayı sevmiyor. Onlar için aramak bir zaman kaybı, mesaj atmak ise özgürlük. WhatsApp Business kullanmak, otomatik cevaplar oluşturmak ve poliçe tekliflerini PDF olarak anında cebe indirmek artık lüks değil, standart bir hizmet. Müşteri gece 23.00’te aklına takılan soruyu yazabildiğinde (ve sabah ilk iş cevap aldığında), o müşteri sizindir.
Dijitalleşmek demek, insan dokunuşunu kaybetmek demek değildir. Aksine, dijital araçlar sizi müşteriye daha hızlı ulaştıran birer köprüdür. Büyük şirketlerin devasa çağrı merkezleri olabilir ama sizin de ‘yerel samimiyetiniz’ var. Bu samimiyeti dijital vitrine taşıyan acente, sadece ayakta kalmakla kalmayacak; bu dönüşümden güçlenerek çıkacaktır. Unutmayın, değişimden korkan değil, değişime direnen kaybeder.
Peki, siz bugün dijital tabelanızı parlattınız mı?


