Can Kantar: “Uzayan yaşama finansal olarak hazır mıyız?”

Uzun yaşamak insanlığın en eski hayallerinden biri. Tıp, teknoloji ve yaşam koşullarındaki gelişmeler sayesinde bu hayal giderek gerçeğe dönüşüyor. Ancak ömrün uzaması, yalnızca daha fazla doğum günü kutlamak anlamına gelmiyor. Emeklilikte geçirilecek sürenin, sağlık ve bakım ihtiyaçlarının, dolayısıyla finansal gereksinimlerin de artması demek. Bu nedenle artık “Ne kadar yaşayacağım?” sorusunun yanına “Uzayan ömrüm boyunca birikimlerim bana yetecek mi?” sorusunu da eklememiz gerekiyor.

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Ekonomik Araştırmalar Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Uzun Yaşam Ekonomisi” raporu, önümüzdeki dönemin çarpıcı tablosunu ortaya koyuyor. Bugün dünyada her 10 kişiden biri 65 yaşın üzerindeyken, 2050 yılında bu oranın her altı kişiden bire yükselmesi bekleniyor. Küresel ölçekte 65 yaş üstü nüfusun 862 milyondan 1,6 milyara ulaşacağı öngörülüyor. Başka bir ifadeyle dünya yalnızca yaşlanmıyor; emeklilik, sağlık ve sosyal güvenlik sistemlerini baştan düşünmek zorunda kalacağı yeni bir döneme giriyor.

Türkiye, gelişmiş ülkelerin önemli bir bölümüne kıyasla hâlâ genç bir nüfusa sahip. Fakat bu demografik avantajın sonsuza kadar sürmeyeceği açık. Üstelik bugün ülkemizde her emekliye yalnızca 1,6 çalışan düşüyor. Çalışan nüfus ile emekliler arasındaki dengenin giderek bozulması, sosyal güvenlik sistemi üzerindeki yükü artırırken emeklilik dönemindeki refahın yalnızca kamu kaynaklarıyla korunmasını da zorlaştırıyor.

Tam da bu noktada Bireysel Emeklilik Sistemi’nin önemi belirginleşiyor. BES, yalnızca çalışma hayatının sonunda kullanılacak ek bir gelir kaynağı değildir. Düzenli tasarruf alışkanlığı kazandıran, birikimleri uzun vadeli yatırıma yönlendiren ve devlet katkısıyla destekleyen güçlü bir finansal hazırlık aracıdır. Küçük görünen katkı payları, uzun yıllar boyunca devam ettirildiğinde bileşik getirinin etkisiyle anlamlı bir emeklilik birikimine dönüşebilir. Buradaki en değerli unsur ise zamandır. Emekliliğe birkaç yıl kala büyük tutarlar ayırmaya çalışmak yerine mümkün olduğunca erken başlamak, finansal güvenceyi çok daha ulaşılabilir kılar.

Uzayan yaşamla birlikte emeklilik dönemi artık beş-on yıllık kısa bir süreç olarak düşünülemez. İnsanların emeklilik sonrasında 20, hatta 30 yılı aşkın süre yaşamaları giderek olağan hale geliyor. Bu yıllarda yalnızca temel giderlerin değil; sağlık harcamalarının, bakım ihtiyaçlarının, sosyal yaşamın ve yaşam kalitesini koruma isteğinin de finanse edilmesi gerekiyor. Dolayısıyla emeklilik planlamasının amacı sadece geçinmek değil, bağımsızlığı ve tercih özgürlüğünü mümkün olduğunca uzun süre korumak olmalı.

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’in hazırladığı raporun güçlü mesajı da burada karşılık buluyor: Asıl hedef, insan ömrüne eklenen yılları sağlıklı, üretken ve finansal açıdan güvenceli hale getirmek. Bunun için kamu, özel sektör ve birey arasında dengeli bir sorumluluk paylaşımına ihtiyaç var. Kamunun sunduğu sosyal güvence temel zemini oluştururken, sigorta ve emeklilik sektörünün geliştirdiği çözümler bu zemini güçlendirecek; bireyin düzenli tasarrufu ise gelecekteki yaşam standardını belirleyecek.

Elbette uzun ömür yalnızca finansal bir risk değil, doğru hazırlanıldığında önemli bir kazanımdır. Daha fazla zaman; aileyle geçirilen yıllar, yeni uğraşlar, üretmeye devam etmek ve ertelenen hayalleri gerçekleştirmek anlamına gelebilir. Fakat bu fırsatların kullanılabilmesi, sağlığın yanında yeterli bir maddi güvenceye de bağlıdır.

Geleceğin ne kadar uzun olacağını kesin olarak bilemeyiz. Ama o geleceğe ne ölçüde hazır olacağımızı bugünkü kararlarımızla belirleyebiliriz. BES’e erken katılmak, katkı paylarını gelir arttıkça yükseltmek ve birikime kesintisiz devam etmek, uzun yaşamın finansal kaygıya değil huzura dönüşmesi için atılabilecek en somut adımlar arasında yer alıyor. Çünkü uzun bir ömrün gerçek değeri, yalnızca yılların sayısıyla değil, o yılların ne kadar özgür ve güvenceli yaşandığıyla ölçülüyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SON EKLENEN HABERLER