“Acentenin emeğinin hakkı korunmalı”

İTO Sigortacılık Meslek Komitesi seçimlerine Sarı Liste ile katılan SAB Başkanı Ayhan Çalık, acentelerin mesleki güvencesini güçlendirmek için 20 proje hazırladıklarını açıkladı. Asgari komisyon, fesih süreçlerinin yeniden düzenlenmesi ve portföyde yenileme hakkının korunmasına odaklandıklarını belirten Çalık, İstanbul Acente Meclisi kurarak meslektaşlarının karar ve denetim süreçlerine katılımını sağlamayı hedeflediklerini söyledi.

SİGORTAMEDYA ÖZEL

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meslek Komitesi ve Meclis Üyeliği Seçimleri, 27 Ekim 2026 Salı günü İstanbul Fuar Merkezi’nde yapılacak. Sigortacılık sektörünün oda bünyesindeki temsilcilerinin belirleneceği seçimler, mesleki sorunların gündeme taşınması ve çözüm önerilerinin ilgili kurumlara iletilmesi açısından önem taşıyor. Acentelerin gelirleri, portföy hakları, artan maliyetleri ve temsil gücü de seçim sürecinde tartışılan konular arasında yer alıyor. Acentelerin mesleki bilgi ve deneyimlerini geliştirmek ve sigortacılığın yaygınlaşmasına katkıda bulunmak amacıyla faaliyet gösteren Sigorta Acenteleri Derneği (SAB) de Sarı Liste ile seçim yarışında. Sigorta Ekranı’nda Sigorta Medya Genel Yayın Yönetmeni Can Kantar’ın konuğu olan SAB Başkanı Ayhan Çalık, dernek bünyesinde yürüttükleri çalışmaları İTO’ya taşımak istediklerini belirterek acentelerin ekonomik ve mesleki güvencelerini güçlendirmeyi öncelikleri arasında gösterdi. Seçim süreci, asgari komisyon, acentelik sözleşmelerinin feshi, portföy hakları, sorgu ücretleri ve yetkisiz aracılıkla mücadele konusunda açıklamalarda bulunan Çalık, İstanbul Acente Meclisi önerisini ve acentelerin üzerindeki mali ve bürokratik yüklerin azaltılmasına yönelik projelerini anlattı.

“Kaybettiğimiz hakları ve saygınlığı geri kazanabiliriz”

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meslek Komitesi ve Meclis Üyeliği Seçimleri’nde Sigortacılık Meslek Komitesi için dört listenin yarışacağını söyleyen Çalık, komitede görev almanın acentelerin temsili açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. İTO 20 No’lu Sigortacılık Meslek Komitesi’ni SAİK’ten sonra acentelerin en yoğun biçimde yer aldığı yapı olarak değerlendirdi. SAB’ın İstanbul’da ve Türkiye genelinde ciddi bir üye sayısına ulaştığını belirten Çalık, acentelerin sicil ve kayıtlarının bulunduğu İTO Sigortacılık Meslek Komitesi’nin daha geniş bir kesimi kapsadığına dikkat çekti. Askıda olan ve olmayanlarla birlikte İstanbul’da 4 bin 751 acentenin bulunduğunu, diğer paydaşlarla beraber komiteye kayıtlı şirket sayısının 7 bin 162’ye ulaştığını aktardı. Çalık, bu büyüklüğü nedeniyle komiteyi sigortacılık alanında Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu olarak gördüğünü ifade etti. İTO’nun kurumsal gücünün acentelerin sorunlarının çözümünde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Çalık, “Acentelerin birçok alanda kaybettiği haklarının ve hatta kaybettiği saygınlığın geri kazanılabileceği, sesimizin güçlü bir şekilde duyurulabileceği bir kurum” dedi

“Acentelerin bir devrime ihtiyacı var”

Acentelerin seçimlere ilgisinin önceki dönemlere göre arttığını belirten Çalık, bu ilginin meslekte yaşanan sorunlara son verme ve değişim arayışından kaynaklandığını söyledi. Son 20 yıllık döneme ilişkin eleştirilerini dile getiren Çalık, kendi ifadesiyle “seçilmiş üstün aristokrat acentelerle” bu dönüşümün gerçekleştirilemediğini savundu. Değişimin, sahada çalışan acentelerin katılımıyla başarılabileceğine yönelik inancın güçlendiğini belirterek “Devrimin, mesleği sahada canla başla çalışan emektar, cefakâr acentelerle birlikte başarılabileceğini bütün acenteler artık hissediyor” diye konuştu. Daha önce de SAB bünyesinde seçimlere katıldığını hatırlatan Çalık, geçmiş dönemlerde karşılaştığı “Kim gelirse gelsin” yaklaşımının yerini daha kararlı bir tutuma bıraktığını ifade etti. Çalık, “Artık ‘Buna bir son vermek gerekir’ noktasındalar. Çünkü çok mevzi kaybettik” sözleriyle seçimlerdeki değişim talebine dikkat çekti.

“Sektör millî servetin korunmasında sorumluluk üstleniyor”

Meslek odalarını ahilik geleneğinin günümüzde yeniden şekillenmiş hâli olarak gördüğünü belirten Çalık, bu yapıların meslekleri bilimden ve teknolojiden yararlanarak geleceğe hazırlaması gerektiğini söyledi. Daha iyi hizmet ve ürünlerin geliştirilmesine öncülük etmesi gereken komitelerin birer “kartvizit dağıtma merkezine” dönüşmesini eleştiren Çalık, mesleğin gelişimi yerine kişisel kariyer hedeflerine odaklanılmasının sektöre kayıplar yaşattığını savundu. Sigorta acentelerinin, sigorta şirketlerinin ve reasürans şirketlerinin millî servetin korunmasında sorumluluk üstlendiğini vurgulayan Çalık, bu görevi Atatürk’ün ülke için ortaya koyduğu hedeflerin korunmasıyla ilişkilendirdi. Böyle bir sorumluluk taşıyan sektörün daha ileri hedeflere yönelmesi gerektiğini ifade etti.

“20 projemizin yalnızca dördü için kanuna ihtiyacımız var”

Hazırladıkları 20 projeye ilişkin “Bu kadar kanunu nasıl yapacaksınız?” sorusuyla karşılaştıklarını aktaran Çalık, önerilerin yalnızca dördünün kanuni düzenleme gerektirdiğini söyledi. Diğer 16 projenin yönetmelik, genelge veya mevcut sistem içindeki uygulamalarla hayata geçirilebileceğini belirterek, “Hangisinde kanuna, hangisinde hükümetin veya kamu otoritesinin desteğine ihtiyacımız olduğunu tek tek çalıştık. Hangilerini sektörel mutabakatlarla, hangilerini SEDDK’nın yetkileriyle, hangilerini de TSB ve SAİK’in mutabakatıyla yapabileceğimizi madde madde belirledik” dedi. Meslek komitesinin ve SAİK’in bugüne kadar yeterince etkin çalışmadığını düşündüğünü belirten Çalık, öncelikle mevcut yapıların kanun ve yönetmeliklerde tanımlanan görevlerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Bu işleyiş sağlandıktan sonra mevcut temsil sisteminin yeterliliğinin ve acentelerin ayrı bir oda çatısı altında örgütlenmesinin değerlendirilebileceğini ifade etti. Çalık, “5684 sayılı Kanun’la yapılandırdığımız bu sistem, bu gömlek bize dar geliyorsa acenteler olarak gerekirse oda olmanın şartlarını yerine getirmek için de çalışırız. Çünkü artık acentenin dayanacak hâli kalmadı” ifadelerini kullandı.

“Sorgu maliyetinin acentelere yüklenmesinin yüzde 100 karşısındayız”

Gündeme gelen sorgu limit aşım ücretlerini de değerlendiren Çalık, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nin (SBM) maliyetlerinin acentelere aktarılmak istendiğini savundu. TRAMER adıyla takip ve izleme amacıyla kurulan yapının zaman içinde önemli bir gelişim gösterdiğini ve sektöre ciddi katkılar sağladığını belirten Çalık, sorgulama süreçlerinde Türkiye Noterler Birliği’ne verilen yetkiyi ise eleştirdi. Sektörün kendi veri tabanını güvenli biçimde yönetmesi gerektiğini düşündüğünü söyleyen Çalık, Türkiye Noterler Birliği üzerinden yürütülen sorgulamaların maliyetlerinin arttığını ve bu yükün acentelere yansıtılmaya çalışıldığını ileri sürdü. SBM’nin ortaklarının sigorta şirketleri olduğunu ve yöneticilerinin SEDDK’dan geldiğini ifade eden Çalık, maliyetlerin acentelere aktarılmasının yıllardır karşılaştıkları bir yaklaşım olduğunu söyledi. Sigorta şirketlerinin milyarlarca lira kâr açıkladığı bir ortamda sorgu maliyetlerinin acentelere yüklenmesini hakkaniyetli bulmadığını belirten Çalık, “Cefakâr, emektar, şirketleri temsil eden acentelere bu maliyetin yüklenmeye çalışılması hiç hakkaniyetli değil. Biz SAB olarak bu işin yüzde 99,9 değil, yüzde 100 karşısındayız” diye konuştu.

“Gerçek ve tüzel acente ayrımı eşitliğe aykırı”

Sorgu limitlerinde gerçek ve tüzel kişi acenteler arasında ayrım yapıldığını belirten Çalık, bu yaklaşımın hukuka uygunluğunu da sorguladı. Türk Ticaret Kanunu’nun 12 ve 16’ncı maddelerinin her iki grubu da tacir olarak tanımladığını söyleyen Çalık, aynı ruhsatlandırma çerçevesinde faaliyet gösteren acentelere farklı sorgu limitleri uygulanmasını eleştirdi. Söz konusu ayrımın Anayasa’nın 10, 13 ve 48’inci maddeleri bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini savunan Çalık, uygulamayı eşitlik ilkelerine aykırı bulduklarını ifade etti. Çalışmanın yeterli hazırlık yapılmadan ve maliyetlerin acentelere devredilmesine odaklanılarak oluşturulduğunu düşündüğünü söyledi. Sorgu limitlerinin ayrıntılarına ilişkin bilgi veren Çalık, tüzel kişi acentelerde 4 bin, şahıs işletmelerinde ise bin sorgunun aşılması halinde ücret doğduğunu söyledi.

Maliyetler aşamalı olarak hep acentelere yüklendi

1983 yılından bu yana poliçe düzenlediğini söyleyen Çalık, sigorta şirketlerinin geçmişte acentelere ruhsat kabı, poliçe kâğıdı, kalem ve ajanda gönderdiğini hatırlattı. Zaman içinde bu desteklerin azaltıldığını, promosyonların önce yalnızca özel müşterilere verilecek sayılarla sınırlandırıldığını, ardından deprem harcamaları gerekçe gösterilerek tamamen kaldırıldığını söyledi. Deprem sonrasında da bu bütçelerin nerede kullanıldığına ilişkin bilgi sahibi olmadıklarını belirten Çalık, bu durumu deprem sonrasında getirilen özel iletişim vergisinin kalıcılığına benzetti. Daha sonra poliçe kâğıtlarının gönderilmesinden de vazgeçildiğini ve acentelerden poliçeleri kendi temin ettikleri A4 kâğıtlara basmalarının istendiğini aktaran Çalık, maliyetlerin aşamalı olarak acentelere yüklendiğini savundu. “Biz ‘Kaç tane sorgu aşılırsa kaç para ödenir?’ kısmından değil, bu mantığa tamamen karşıyız” dedi. Acentelerin düzenlediği poliçelerden sigorta şirketlerinin de kâr elde ettiğini vurgulayan Çalık, bu üretimin maliyetlerinin acentelerin komisyonlarından karşılanmaya çalışılmasını etik bulmadığını söyledi.

 “Çok seslilikten rahatsız değiliz, daha etkin olabiliriz”

Acentelerin taleplerinin meslek komiteleri ve SAİK üzerinden ortak bir süreçle kamu otoritesine iletilmesi konusunda değişim hedeflediklerini belirten Çalık, bu konunun kendi gündemlerinde de bulunduğunu söyledi. Sektörde çok sayıda dernek olmasından rahatsızlık duymadıklarını ancak mevcut dağınıklığın enerjilerini azalttığına inandıklarını ifade etti. “Çok seslilikten rahatsız olmak cumhuriyetin dokusuna aykırı. Ama bu noktada daha etkin olabiliriz tabii” dedi. İTO’daki toplantılarda söz almak istediklerinde zamanın daraldığı gerekçesiyle soruların yazılı alınmasına geçildiğini ve konuşma imkânı bulamadıklarını ileri süren Çalık, sundukları projelerin SEDDK’ya iletilmemesine de kendileriyle istişare edilmeden karar verildiğini savundu. Bu deneyimlerin mevcut kanallar üzerinden sonuç alınabileceğine ilişkin inançlarını zayıflattığını söyledi.

 “Emeklerinin görülmediğine inananlar katkıdan uzaklaşır”

İTO ve SAİK’in bazı gelişmeleri ve meslektaşlarının projelerini sunuş biçimini de eleştiren Çalık, olumlu sonuçların yalnızca bu yapıların çalışmalarıyla elde edilmiş gibi aktarılmasını doğru bulmadığını söyledi. MASAK limitlerindeki artışları örnek göstererek bankalar ve diğer finans kuruluşlarını da ilgilendiren bir sürecin, yalnızca acente temsilcilerinin girişimiyle sonuçlanmış gibi sahiplenildiğini savundu. İTO ve SAİK’teki bazı temsilcilerin birbirlerinin öğrencileri olduğunu da belirten Çalık, iki yapıda benzer yaklaşımlar gördüğünü ifade etti. Meslektaşlarının ve derneklerin geliştirdiği projelerin, katkı sunanların adı belirtilmeden sahiplenilmesinin kırgınlık yarattığını dile getiren Çalık, bu tutumun ortak çalışmalara katılımı zayıflattığını söyledi. “Beraber çalışan, emek veren arkadaşlar emeklerinin görülmediğine inanırlarsa bir süre sonra verdikleri katkıdan uzaklaşırlar” diyen Çalık, öncelikle önerilerin değerlendirilmesi, katkıların görünür olması ve ilgili kuruluşlara geri dönüş yapılması konusundaki işleyişi değiştirmek istediklerini vurguladı.

“Acentenin emeğinin karşılığını korumak istiyoruz”

Hazırladıkları 20 maddelik çalışma kapsamında önceliklerini anlatan Çalık, acentelerin emeklerinin karşılığını yeterince alamadığını düşündüklerini söyledi. Günün ekonomik koşullarında acentelerin faaliyetlerini ve geleceklerini destekleyecek bir asgari komisyon üzerinde mutabakat sağlanması için hazırlık yaptıklarını belirtti. Bu çalışmanın TSB’ye sunulmasını istediklerini ifade etti.

Acentelik sözleşmelerinin feshine ilişkin yöntemlerin de yeniden düzenlenmesi gerektiğini savunan Çalık, “Acentenin acenteliği bir kişinin iki dudağının arasında olmamalı” dedi. Sigorta şirketlerinin bir acenteyle çalışmayı bırakabileceğini ancak “Portföyü yeterince büyütemedin” veya “Hasar prim oranı yükseldi” gerekçeleriyle fesih yapılmasını kanuna aykırı bulduklarını söyledi.

 “Sigortacılığı yetkinliği olanlar yapmalı”

Bankalar ve özel kanunlarla sigortacılık yapmasına izin verilen diğer dağıtım kanallarının hangi poliçeleri düzenleyebileceğinin yeniden değerlendirilmesini isteyen Çalık, bu kanallarda çalışan personelin yetkinliklerinin ve faaliyet sınırlarının açıkça belirlenmesi gerektiğini söyledi. Acentelerin yıllar içinde kazandığı deneyime sahip olmayan, teknik personel niteliği de taşımayan banka ve PTT çalışanlarının sigortacılık faaliyetlerine ilişkin sınırların gözden geçirilmesini talep etti. Sigorta poliçelerinin promosyon malzemesi olarak kullanılmasına, başka bir ürünün yanında ücretsiz verilmesine ve komisyon iadesi uygulamalarına da değinen Çalık, mevcut yönetimin yıllardır dile getirdiği bu konularda somut bir sonuca ulaşılması gerektiğini savundu. Yetkisiz sigortacılıkla birlikte bunun dijital ortamdaki biçimlerine de karşı olduklarını belirten Çalık, “Merdiven altı sigortacılığın dijitaldeki versiyonlarının da farkındayız. Bunlar için çalışmalarımız var” dedi.

 “Bir mesleğin iki ayrı ruhsatı olamaz”

Acentelerin hem belediye hem de TOBB ve SEDDK süreçleri kapsamında karşılaştıkları ruhsat yükümlülüklerini eleştiren Çalık, “Bir mesleğin iki ayrı ruhsatı olamaz. Artık bu bitmek zorunda” dedi. Konunun yıllardır vaatler arasında bulunduğunu, mevcut yönetimin paylaştığı 72 maddelik çalışmada da yeniden yer aldığını belirtti.Bu sorunun nasıl çözülebileceğine ilişkin hazırlıkları olduğunu söyleyen Çalık, önceki yönetimlerin neden sonuç alamadıklarını açıklamadığını savundu. Acente tescili ve acentelik sözleşmesinin feshi süreçlerinde vekâletnamelerin ticaret sicilinden geçirilmesi zorunluluğunu da doğru bulmadıklarını ifade etti.

Sigortanın koruma alanları genişletilmeli

Çalık, acentelerin sigorta şirketlerine verdiği teminatların ve komisyonların güvence altına alınması gerektiğini belirtti. Acentelerin banka teminat mektupları ve gayrimenkul teminatlarının yanı sıra TL, dolar ve diğer döviz cinsinden verdiği teminatların sigorta şirketleri tarafından kullanıldığını, ancak bu durumun acenteler lehine bir getiri sağlamadığını ifade eden Çalık, teminat tutarlarının belirli aralıklarla artırılmasının da acenteler üzerinde ek mali yük oluşturduğuna dikkat çekti. Söz konusu paraların emanet niteliğinde olduğunu vurgulayan Çalık, sigorta şirketlerinin iflas etmesi durumunda acentelerin kendi teminatlarını tahsil etmek için mağduriyet yaşadığını dile getirdi. Teminatların SEDDK’nın uygun göreceği ayrı bir yapıda veya garanti fonları kapsamında açılacak bir hesapta tutulmasını öneren Çalık, ilgili fonları yöneten şirketlerin danışmanlığında ve sektör paydaşlarıyla iş birliği içinde bir sistem kurulabileceğini kaydetti.

İstanbul Acente Meclisi kurulacak

İstanbul Acente Meclisi’ni kurmayı hedeflediklerini belirten Çalık, “Dört yılda bir oy istemek için ortaya çıkanlara karşı, dört ayda bir hesap soran bir sistem kurmamız lazım” dedi. Kurulacak meclisin, yürütülen çalışmaların takibini sağlamanın yanı sıra meslektaşların sürece katkı sunmasına da imkân tanıyacağını ifade eden Çalık, dört aylık dönemlerde gelinen aşamanın ve karşılaşılan sorunların acentelerle paylaşılacağını kaydetti. Sigortacıların ülkenin toplam korumasının en az yüzde 50’sini üstlendiğine dikkat çeken Çalık, “Meslektaşlarımız sahip olduğu bağlantı ve ilişkiler aracılığıyla sorunların çözümüne katkı sağlayabilir. İstanbul Acente Meclisi’nin kurulmasının zamanı geldi, hatta geçiyor bile” ifadelerini kullandı.

Kefalet sigortaları acenteler için de geliştirilmeli

Çalık, kefalet sigortalarının her sektör için sunulmasına rağmen sigorta acentelerinin acentelik teminatlarını bu yolla sağlayamamasına dikkat çekti. Acentelerin teminat ihtiyaçlarının kefalet sigortaları aracılığıyla karşılanabilmesi gerektiğini belirten Çalık, uzun yıllardır sektörde faaliyet gösteren acenteler için bu uygulamanın sigorta şirketleriyle birlikte ele alınarak geliştirilmesini hedeflediklerini ifade etti. Çalık, kefalet sigortalarının acenteler için de uygulanabilir hale getirilmesinin doğru bir adım olacağını vurguladı.

Yurt dışı gezilerinde genç acentelere öncelik verilmeli

Meslek komiteleri kapsamında düzenlenen yurt dışı seyahatlerinin genç acentelere yönelik planlanması gerektiğini belirten Çalık, bu ziyaretlerin sektöre katkı sağlayacak şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. 35 yaşını aşmamış ve en az beş yıllık sigortacılık deneyimine sahip acentelerin yurt dışı programlarına katılmasını öneren Çalık, “Talebin yüksek olması durumunda katılımcılar kura ile belirlenebilir. Genç acentelerin farklı ülkelerdeki sistemleri yerinde inceleyerek edindikleri deneyimleri Türkiye’de sigortacılığın gelişimine katkı sağlayacak şekilde kullanmalarını hedefliyoruz” diye konuştu.

Sigortacılık eğitimi somut adımlarla desteklenmeli

Çalık, sigortacılık alanında nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi için eğitim kurumlarıyla ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. İstanbul Ticaret Odası’nın lise düzeyinde hamilik yaptığı 54 okul arasında kaçında sigortacılık bölümü bulunduğunun bilinmediğini ifade eden Çalık, “İstanbul Ticaret Üniversitesi bünyesindeki sigortacılık bölümleriyle yürütülen ilişkilerin de netleştirilmesi gerekiyor. Sektörde teknik personel, acente çalışanı ve sigorta şirketlerinin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücü yalnızca akademisyenlerle bir araya gelerek fotoğraf çektirmekle yetiştirilemez. Eğitim iş birliklerinin somut ve sürdürülebilir projelere dönüştürülmesini hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

Yetkisiz aracılık ve haksız rekabetle mücadele edilmeli

Çalık, SEDDK Başkanı’nın sektörde daha güvenli, güçlü ve sağlam temellere dayanan bir yapı oluşturmak için yürüttüğü çalışmaları yakından takip ettiğini belirterek “SAB olarak bu çabalara destek vermeye hazırız. Sahadan elde ettiğimiz verileri ve meslektaşlarımızın yaşadığı sorunları paylaşarak sürece katkı sunabiliriz” dedi. Özellikle sigorta şirketlerinin satışlarının MASAK tarafından araştırılmadan onaylanmamasına yönelik son adımın sektörü ciddi bir riskten koruyabileceğini belirten Çalık, “Bu yaklaşımın öneminin anlaşılması lazım. Yetkisiz acentelik ve yetkisiz aracılık faaliyetleriyle mücadeleyi de değerli buluyoruz. Sektörün disiplin altına alınabilmesi için bu tür uygulamaların önlenmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Acenteler ve eksperler sektörün iki temel sütunu

Çalık, broker, acente ve sigorta şirketlerini bir araya getirmeyi amaçlayan girişimlere ilişkin değerlendirmesinde, sektördeki her kesimin kendi temsil yapıları üzerinden katkı sunabileceğini belirtti. Brokerların Sigorta Brokerları Derneği seçimlerine katılabileceğini, sigorta şirketi çalışanlarının ise Türkiye Sigorta Birliği bünyesindeki komisyon ve komitelerde görev alarak kendilerini ifade edebileceğini kaydeden Çalık, eksperlerin de kendilerini temsil edebilecekleri bir yapıya sahip olduğunu ifade etti. Eksperlerin yaşadığı sorunların acenteler açısından da hassasiyet taşıdığını vurgulayan Çalık, “Acenteler ve eksperler sektörün iki temel sütununu oluşturuyor. Biri üretim, diğeri ise hasar ödemeleri tarafında sektörün yükünü taşıyor” dedi.

Eksperler ve acenteler birlikte hareket etmeli

Çalık, sigorta eksperlerinin de acenteler gibi ekonomik ve mesleki sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirterek, iki kesimin daha yakın iş birliği içinde hareket etmesi gerektiğini söyledi. Eksperleri ve acenteleri sektörün yükünü birlikte taşıyan iki yapı olarak gördüğünü ifade eden Çalık, meslek komitesinin bir brokerin başkanlığında veya yönetiminde oluşturulmasının 4 bin 751 acentenin beklentisini yansıttığını düşünmediğini dile getirdi. Otomotiv sektöründeki uygulamaların acenteler açısından önemli sorunlar yarattığına dikkat çeken Çalık, müşterilerin yeni araç alımlarında otomobil bayileri ve finansman şirketleri üzerinden karşılaştıkları uygulamaların sektörde bilindiğini vurguladı. Bu sorunlara rağmen bazı dernek başkanlarının ve acentelerle birlikte hareket ettiğini belirten platform temsilcilerinin söz konusu yapılarla aynı platformda yer almasını eleştiren Çalık, “Bizim zaten çatıştığımız taraf orası. Çıkarlarımızın karşı karşıya geldiği tarafla aynı yerde olmalarını açıkçası anlamlandıramıyorum” ifadelerini kullandı.

“Yapamadıysanız bırakın”

Çalık, mevcut yönetime yönelik eleştirilerinde, 72 maddelik vaatlerin neden hayata geçirilemediğinin açıklanamadığını savundu. Seçimlere uzun süre olmasına rağmen bazı kişilerin yeniden acentelik yapabilmek amacıyla sigorta derneklerinin içine nüfuz ederek bu yapıları yeniden şekillendirmeye çalıştığını öne sürdü. Çalık, söz konusu yaklaşımın ahde vefa, dürüstlük, samimiyet ve meslektaşların sorunlarını anlama konularında eksiklikler barındırdığını ifade etti. Diğer adayın yeniden dört yıl görev istemesine rağmen yarım kalan işlerin neler olduğunu ve bunların nasıl tamamlanacağını açıklamadığını belirtti. Önceki dönemde de tamamlanamayan işler gerekçe gösterilerek görev istendiğini hatırlatan Çalık, bir ay içinde hayata geçirileceği belirtilen bir uygulama için dört yıllık yeni bir görev talep edilmesini eleştirdi.

 “Derneğimizde yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır”

Deprem hazırlıklarına yönelik projelerini de paylaşan Çalık, Marmara Bölgesi çevresinde bir telsiz sistemi kurmayı ve gönüllü acentelerden oluşan bir iletişim ağı oluşturmayı planladıklarını kaydetti. Bu sistemle deprem sonrasında öncelikli müdahale ihtiyaçlarının belirlenmesi, ilk 72 saatin ardından bölgedeki ihtiyaçların tespit edilmesi ve bölge dışında kalan acentelerin yardım toplama ve koordinasyon süreçlerine katılması amaçlanıyor. Çalık, projeye ilişkin AFAD’dan sorumlu vali yardımcısı ve valilikle görüşmeler gerçekleştirdiklerini, çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti. Çalık, “Derneğimizde yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır” sözleriyle yeni dönem hedeflerine ilişkin mesaj verdi.

Meslektaşlara yemin sözü

Çalık, Sarı Liste olarak yeni dönemde de meslektaşlarının hak ve menfaatlerini korumaya yönelik çalışmalarını sürdüreceklerini belirterek, göreve başlamadan önce bir yemin metni hazırladıklarını açıkladı. Metinde, görevlerin kişisel çıkarlar için kullanılmaması, ikili ilişkiler yerine kurumsal çalışma anlayışının benimsenmesi ve meslektaşların haklarının adalet ve hukuk çerçevesinde korunması ilkelerinin yer alacağını ifade eden Çalık, seçimleri kazanmaları halinde göreve zafer konuşmasıyla değil, bu yemini okuyarak başlayacaklarını söyledi. Sarı Liste olarak adaylıklarının temelinde mesleğin ihtiyaçlarına çözüm üretme hedefinin bulunduğunu vurgulayan Çalık, sigorta acenteliğinin saygınlığını artırmak, mesleği daha ileriye taşımak ve emek veren acentelerin haklarını savunmak için çalışacaklarını kaydetti. Çalık, “SAB olarak meslektaşlarımıza şunu söylüyoruz: Biz dernekte yaptık, orada da yapacağız” dedi.

Acentelere destek çağrısı

Çalık, meslektaşlarına 27 Ekim’de gerçekleştirilecek İstanbul Ticaret Odası 20 No’lu Meslek Komitesi seçimlerinde Sarı Liste’ye destek çağrısında bulundu. Acentelerin saygınlığını yeniden artırmak ve mesleki alanda kaybedilen hak ve kazanımları geri almak için çalıştıklarını belirten Çalık, “Sevgili meslektaşlarım, biz sizin için varız. Bu süreçte yanımızda olmanızı özellikle ve içtenlikle istiyorum” ifadelerini kullandı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SON EKLENEN HABERLER