Yapay zekâ, genetik analizler ve kişiye özel tedavilerle kanserle mücadelede yeni bir döneme girilirken, Münih Re’ye göre önümüzdeki 10 yılda kanser ölümlerinde önemli düşüşler bekleniyor; bu dönüşüm sigorta sektöründe ürün, fiyatlama ve risk yönetimini de yeniden şekillendirecek.
Münih Re’nin Yaşam Bilimi Raporu 2025, hayat ve sağlık sigortacılarını yakından ilgilendiren küresel sağlık trendlerini mercek altına alırken, raporun “Kanser Sonuçlarının İyileştirilmesi” başlıklı bölümünde kanserle mücadelede yaşanan çığır açıcı gelişmelere dikkat çekiliyor. Rapora göre, yapay zekâ destekli tanı sistemleri, kişiselleştirilmiş tedaviler ve yeni nesil kanser aşıları sayesinde önümüzdeki 10 yıl içinde kanser ölümlerinde kayda değer düşüşler bekleniyor.
Raporda, kanserin artık yalnızca ortaya çıktığı organa göre değil, hücresel düzeydeki genetik yapısına göre sınıflandırılmasının tedavide yeni bir çağ başlattığı vurgulanıyor. Bu yaklaşım, daha etkili ve kişiye özel tedavilerin önünü açarken; bağışıklık sistemini doğrudan harekete geçiren kanser aşıları ve CAR-T hücre tedavileri gibi yenilikçi yöntemler öne çıkıyor.
Yapay zekânın rolü yalnızca tedaviyle sınırlı kalmıyor. “Liquid biyopsi” (sıvı biyopsi) olarak adlandırılan yöntemler sayesinde, basit bir kan testiyle birçok kanser türünün erken evrede tespit edilmesi mümkün hale geliyor. Erken tanı oranlarındaki bu artışın, tedavi başarısını önemli ölçüde yükseltmesi bekleniyor.
Raporda ayrıca, yaşam tarzı, genetik ve çevresel faktörlerin birlikte analiz edilmesiyle kişiye özel kanser risk profilleri oluşturulabileceği belirtiliyor. Böylece hastalık henüz ortaya çıkmadan risk grubundaki bireyler için önleyici stratejiler geliştirilebilecek.
Münih Re, bu gelişmelerin toplum sağlığı açısından umut verici olduğuna dikkat çekerken, sağlık sistemleri ve sigorta sektörünün bu hızlı dönüşüme uyum sağlamasının kritik önem taşıdığını vurguluyor. Rapora göre, dünya genelinde sigortalılar için başlıca ölüm nedeni olmaya devam eden kanserle mücadelede, son 20-30 yılda önemli ilerlemeler kaydedildi. Bu iyileşmede, tütün kullanımının azalması ve teşhis-tedavi alanındaki gelişmeler belirleyici oldu.
Genç nüfusta artan kanser vakaları ve COVID-19 pandemisinin ilk dönemlerinde tarama ve tedavide yaşanan aksaklıklara rağmen, kanser mortalitesindeki iyileşme eğiliminin önümüzdeki 10 yılda daha da hızlanması bekleniyor. Kanser genetiğinin daha iyi anlaşılması ve bağışıklık sisteminin tedavide etkin şekilde kullanılması, yapay zekâ teknolojileriyle birleşerek kanserlerin köken aldıkları dokudan ziyade altta yatan genetik nedenlere göre yeniden sınıflandırılmasını mümkün kılacak.
Raporda, genetik teknolojiler ve yapay zekânın kanser risk yönetiminde kullanımının, erken tarama programlarını güçlendireceği ve korunma stratejilerini daha etkili hale getireceği ifade ediliyor. Ancak bu dönüşümün, yüksek sağlık harcamalarını da beraberinde getireceği uyarısı yapılıyor. Önceden terminal kabul edilen bazı kanser türlerinin kronik hastalıklara dönüşmesinin, hayat sigortası ürünleri, poliçe fiyatlaması ve uzun vadeli risk rezervleri üzerinde önemli etkiler yaratacağına dikkat çekiliyor.
Münih Re’ye göre, sigorta şirketlerinin tanı kriterlerindeki değişimleri ve bu değişimlerin finansal yansımalarını sürekli analiz etmesi, yeni dönemde sürdürülebilir risk yönetimi açısından hayati önem taşıyor.

