17 Şubat 2026, Salı

Eksper atama yönetmeliği sektörde yeni dönemin çerçevesini çizdi

Sigorta Eksperi ve Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişisi Ali İhsan Balta, 12 Şubat 2026’da yayımlanan Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği’nin sektörde şeffaflık, objektiflik ve kurumsal güveni güçlendirecek yapısal bir adım olduğunu belirterek özellikle performans değerlendirmesi, rapor standardizasyonu ve merkezi ödeme sistemine ilişkin düzenlemelerin uygulama esaslarının netleştirilmesinin kritik önem taşıdığına dikkat çekti.

Sigorta eksperlerinin atama, performans, raporlama ve ücretlendirme süreçlerine yeni bir çerçeve getiren Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sigorta Eksperi ve Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişisi Ali İhsan Balta, düzenlemenin sektörde şeffaflık, ölçülebilirlik ve kurumsal güveni güçlendirecek önemli bir adım niteliği taşıdığını belirtti. Balta, özellikle yönetmeliğin 10, 11 ve 14’üncü maddelerinin uygulama esaslarının açık, denetlenebilir ve teknik altyapı ile desteklenmesinin kritik olduğuna dikkat çekti.

Balta’nın konuya ilişkin değerlendirme yazısının tamamına aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği

Madde 10 / 11 / 14

12 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği, eksperlik müessesesinin kurumsal altyapısını güçlendiren ve sektörde uzun süredir ihtiyaç duyulan sistematik çerçeveyi netleştiren önemli bir düzenleme niteliğindedir.

Bu kapsamda; başta SEİK Başkanı Sayın Ahmet Nedim Erdem olmak üzere, düzenlemenin hazırlanmasında emeği bulunan tüm kurul üyelerini, teknik komisyonları ve katkı sunan kurumları sektör adına tebrik etmek gerekir.

Yeni yönetmelik;

• Atama süreçlerinde şeffaflık ve izlenebilirlik,

• Objektif kriterlere dayalı görevlendirme sistemi,

• Mesleki disiplin ve standartların güçlendirilmesi,

• Operasyonel verimliliğin artırılması

bakımından yapısal bir dönüşüm perspektifi sunmaktadır.

Özellikle tüm hasar süreçlerinin merkez tarafından kayıt altına alınması ve sıralı atama modelinin sistematik bir çerçeveye oturtulması; hasar süreçlerinin ölçülebilir, denetlenebilir ve sürdürülebilir bir zemine taşınması açısından stratejik önemdedir.

Bu çalışma aynı zamanda sektörde güven, liyakat ve kurumsal istikrar kültürünü destekleyen güçlü bir yapısal adım niteliği taşımaktadır.

Sigorta sektöründe hasar süreçlerinin sağlıklı işlemesi; sigortalı, sigorta şirketi ve eksper üçgenindeki güven dengesinin korunmasına bağlıdır. Bu yönetmelik, söz konusu dengeyi hukuki ve idari zeminde daha net kurallarla tanımlayarak sistem bütünlüğünü güçlendirmektedir.

Madde 10 / 11 / 14 – Uygulama Esaslarının Önemi

Yeni yönetmelik çerçevesinde özellikle 10, 11 ve 14’üncü maddelerin uygulama esaslarının açık, ölçülebilir ve denetlenebilir biçimde detaylandırılması kritik önem taşımaktadır.

Bu maddelerin alt düzenlemeler, uygulama yönergeleri ve teknik altyapı kılavuzları ile somutlaştırılması; yönetmeliğin amacına uygun biçimde hayata geçirilmesini sağlayacaktır.

Aksi halde düzenlemenin normatif çerçevesi güçlü olmakla birlikte, uygulama pratiğinde farklı yorumlara açık alanlar oluşabileceği; bunun da denetim, yönetim ve standartlaşma hedeflerini zayıflatabileceği ihtimali göz ardı edilmemelidir.

Nihayetinde düzenlemenin etkinliği, normatif gücünden ziyade uygulama esaslarının netliği ve teknik detayların sağlamlığı ile ölçülecektir.

MADDE 10 – Eksper Performans Değerlendirmesi

Eksper bağımsızlığı, sigorta sektörünün teknik güven mekanizmasının merkezinde yer alır. Bu bağımsızlık yalnızca etik bir meslek ilkesi değil; sigorta sözleşmesinin uygulanmasında taraflar arasındaki dengeyi sağlayan yapısal bir zorunluluktur.

Eksper; sigorta şirketi, sigortalı ve onarım firması arasında beklentiye göre değil, teknik gerçekliğe göre konumlanır. Kanaatini; poliçe hükümleri, fiziki hasar bulguları, piyasa rayiçleri ve objektif hesap yöntemleri doğrultusunda oluşturur.

Bu nedenle eksperin fonksiyonu “memnuniyet üretmek” değil, teknik doğruluğu tesis etmektir.

Gündeme gelen performans temelli değerlendirme sistemleri; kaliteyi artırmak, süreçleri hızlandırmak ve standartları güçlendirmek amacı taşımaktadır. Doğru tasarlandığında sektör açısından olumlu sonuçlar doğurabilir. Ancak burada kritik bir eşik bulunmaktadır:

Performans ölçümü kaliteyi artırırken, teknik kanaatin bağımsızlığını zayıflatma riski taşır mı?

Bu soruya verilecek cevap yalnızca bir puanlama modelini değil; sektörün güven mimarisini ilgilendirmektedir.

Beklenti Kaynaklı İtiraz Gerçeği

Ekspertiz dosyalarında itirazların tamamı teknik hatadan kaynaklanmaz. Önemli bir bölümü beklenti farklılığından doğar.

Sigortalı Beklentisi

Sigortalı; daha yüksek tazminat, daha yüksek değer kaybı veya parça değişimi beklentisi taşıyabilir. Eksperin poliçe kapsamı ve hesap yöntemi doğrultusunda yaptığı teknik sınırlama, doğru olsa dahi itiraz doğurabilir.

Sigorta Şirketi Beklentisi

Sigorta şirketi; maliyet dengesi ve poliçe sınırları çerçevesinde rasyonel bir sonuç bekler. Eksperin piyasa rayicine uygun yüksek bir tespit yapması veya poliçe yorumunu geniş değerlendirmesi şirket açısından itiraz refleksi oluşturabilir.

Onarım Firması Beklentisi

Servis ve onarım firmaları; işçilik saatleri, parça değişimi ve operasyon kalemleri konusunda ticari beklenti içindedir. Eksperin gereksiz değişim yerine onarım önermesi veya bedel dengelemesi yapması itiraz ya da şikâyet doğurabilir.

Bu üç aktörün beklentileri doğası gereği farklıdır. Eksperin görevi bu beklentileri tatmin etmek değil; teknik gerçeği ortaya koymaktır.

Eğer performans sistemi itiraz sayısını doğrudan puan düşürücü kriter haline getirirse, eksper teknik doğruluğu değil; itiraz riskini minimize etmeye yönlendirilebilir. Bu ise bağımsızlık üzerinde dolaylı bir baskı oluşturur.

Eksper bağımsızlığının zedelendiği algısı sektöre duyulan güvenin aşınmasına neden olabilir.

Dolayısıyla mesele yalnızca performans puanı değildir.

Mesele, sistemik güven mimarisidir.

Performans Değerlendirmesine İtiraz Hakkı ve Hukuki Güvence

Performans değerlendirme sisteminin hukuka uygun, ölçülebilir ve adil bir yapıda işletilebilmesi için; eksperlere açık, yazılı ve denetlenebilir bir itiraz hakkı tanınması zorunludur.

Zira performans puanı;

• Atama sıklığını,

• Dosya dağılımını,

• Mesleki itibar algısını,

• Gelir akışını

doğrudan etkileyebilecek sonuçlar doğurmaktadır.

Bu nedenle performans değerlendirmesi salt idari bir tasarruf değil; mesleki faaliyet alanını etkileyen düzenleyici bir işlem niteliği taşımaktadır. Böyle bir işlemin;

• Gerekçeli olması,

• Objektif verilere dayanması,

• Ölçütlerinin önceden ilan edilmiş olması,

• Savunma ve itiraz hakkı tanıması

hukukun genel ilkelerinin doğal sonucudur.

İtiraz Mekanizmasının Asgari Unsurları

  1. Performans puanına esas alınan tüm kriterler ve alt veriler eksper ile paylaşılmalıdır.
  2. İtiraz süresi açıkça belirlenmeli ve makul bir süre tanınmalıdır.
  3. İtirazlar, ilk değerlendirmeyi yapan birimden bağımsız bir kurul veya komisyon tarafından incelenmelidir.
  4. İtiraz sonucu gerekçeli olarak yazılı biçimde bildirilmelidir.
  5. Teknik hata ile kanaat farklılığı açıkça ayrıştırılmalıdır.

Aksi halde performans sistemi, ölçme aracı olmaktan çıkar; denetlenemez bir idari takdir alanına dönüşür.

Performans değerlendirmesi kısa vadede hız kazandırsa bile, uzun vadede güven kaybı üretir.

Ve sigorta sektöründe güven kaybı, telafisi en zor risktir.

Özetle; eksper performans değerlendirme kriterlerinin objektif, açık ve herkes tarafından kabul edilebilir nitelikte belirlenmesi hayati önemdedir. Performansı etkileyen unsurlar yoruma mahal bırakmayacak netlikte tanımlanmalıdır.

MADDE 11 – Raporların Hazırlanması ve Saklanması

Bu madde kapsamında, eksper raporlarının içerik, format ve teknik standartlar bakımından tek tip (standartlaştırılmış) bir rapor şablonu üzerinden hazırlanmasının zorunlu hale getirilmesi gerekmektedir.

Hâlihazırda şirketler arasında kullanılan farklı sistem altyapıları, rapor yazım modülleri ve veri giriş formatları; uygulamada teknik uyumsuzluklara, zaman kayıplarına ve değerlendirme farklılıklarına yol açabilmektedir. Bu durum hem operasyonel verimliliği azaltmakta hem de raporların karşılaştırılabilirliğini güçleştirmektedir.

Tek tip rapor sistemi;

• Terminoloji birliğini,

• Teknik değerlendirme kriterlerinin standardizasyonunu,

• Veri karşılaştırılabilirliğini,

• Performans ölçümünde objektifliği,

• Yargısal ve idari denetimde açıklık ve netliği

temin edecektir.

Standart rapor formatı; zorunlu veri alanlarını, hasar sınıflandırma kodlarını, fotoğraf ve delil ekleme protokollerini, onarım–değer kaybı ayrımını ve sonuç bölümünde teknik kanaatin açık ve gerekçeli biçimde ortaya konulmasını içermelidir.

Bu yapı; farklı sistem uygulamalarından ve format çeşitliliğinden kaynaklanan uygulama dağınıklığını ortadan kaldıracak, sektörde teknik dil birliğini güçlendirerek kurumsal bütünlüğe ve denetlenebilirliğe önemli katkı sağlayacaktır.

MADDE 14 – Ücretlendirme ve Merkezî Ödeme Sistemi

Ekspertiz ücretlerinin merkez sistem üzerinden yürütülmesi; sektörel şeffaflık, kayıt bütünlüğü ve mali disiplin açısından daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir model ortaya koyacaktır.

Hâlihazırda yürürlükte bulunan SBM atama sistemi kapsamında, hasar değer kaybı dosyaları merkez üzerinden eksperlere atanmasına rağmen; bazı sigorta şirketlerinin iç altyapı sistemlerinin merkez sistemi ile tam uyumlu olmaması ve ödeme süreçlerinin şirket içi onay ile muhasebe prosedürlerine bağlı ilerlemesi nedeniyle uygulamada gecikmeler ve fiilen ödenmemiş ekspertiz ücretleri ortaya çıkabilmektedir.

Bu durum;

• Ücret ödemelerinde sistemsel kopukluklara,

• Onay süreçlerine bağlı operasyonel gecikmelere,

• Ödeme takibinde şeffaflık eksikliklerine,

• Zaman zaman ihtilaflara

zemin hazırlayabilmektedir.

Bu çerçevede;

Ekspertiz ücretlerinin; oluşturulacak ortak fon aracılığıyla merkez sistem üzerinden ödenmesi sağlanmalıdır. Eksper ise dosyayı kapattığı gün ücretinin hesabına aktarılacağı ve tahsilat için ilave yazışma yapmak zorunda kalmayacağı güvencesiyle huzur içinde çalışabilmelidir.

Bu model hem mali şeffaflığı güçlendirecek hem de ödeme sürecinde oluşabilecek belirsizlikleri minimize edecektir.

Bu yaklaşım yalnızca teknik bir ödeme düzenlemesi değil; aynı zamanda eksperlik mesleğinin kurumsal itibarını, mali sürdürülebilirliğini ve bağımsızlık zeminini güçlendiren yapısal bir reform niteliği taşımaktadır.

Sonuç

Sonuç itibarıyla 12 Şubat 2026 tarihli Atama Yönetmeliği; yalnızca eksperlik mesleğinin değil, sigorta sektörünün bütüncül kurumsal geleceği açısından önemli bir dönüm noktası niteliğindedir.

Bu düzenleme; sigorta şirketleri, sigorta eksperleri, sigortalılar ve sektörün tüm paydaşları bakımından daha şeffaf, daha izlenebilir ve daha hesap verebilir bir yapının tesis edilmesi yönünde güçlü bir irade ortaya koymaktadır.

Doğru uygulama esasları ve sağlam teknik altyapı ile desteklendiği takdirde; güven unsurunu güçlendiren, süreç kalitesini artıran ve sektörel sürdürülebilirliği pekiştiren sistemsel bir dönüşümün önünü açacaktır.

Emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ediyor; düzenlemenin sigorta sektörüne kalite, güven, adalet ve kurumsal istikrar ekseninde kalıcı değer katmasını temenni ediyorum.

Bu yönetmelik, sektörün yapısal olgunlaşma sürecinde yalnızca bir düzenleme değil; ortak sorumluluk bilinciyle inşa edilecek yeni bir dönemin başlangıcıdır.

Ali İhsan Balta

Sigorta Eksperi / Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişisi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SON EKLENEN HABERLER