Sigorta sektörü yıllardır süregelen o meşhur “patlama”yı nasıl yapacak? Bu muhabbetin, sektörü takip ettiğim son 20 yıldır tüm sektör paydaşları tarafından dile getirildiğini görüyorum. Ama henüz bir patlama henüz gerçekleşmedi!
Bu hiç mi mümkün değil? Tabii ki mümkün, elbet şartlar oluştuğunda. Ekonomik konjonktürdeki dalgalanmalar sürdüğü sürece bu çok olası görülmüyor. Sigortalılık oranının artması için öncelikle bilinç gerekli ve sonrasında tabii ki maddi bir refah. O durumları çok kafalarımızda çözümlemiş değiliz. Ekonomik konjonktürde bir stabil ortam olsa, vatandaş ekonomik olarak refaha erişse evini alabilse, otomobilini alabilse sigortaya ayıracak bütçesi de olabileceği için sigortalılık oranının artması beklenebilir.
Bir başka açıdan şöyle de değerlendirilebilir: Bu kadar ekonomik refah olduğunda oluşabilecek bir riski kendi bütçesinden karşılama düşüncesi ile sigortaya ihtiyaç duyulmaması da söz konusu olabilir. İşte tam burada çağdaş ülkelerdeki gibi bir ‘sigorta bilincinin’ oluşması gerekli olacaktır.
RİSKLER HEP VAR
Riskler hep var; hatta risk çeşitliliği artarak da devam ediyor. Ekonomik refah ortamı yoksa bu sefer normal şartlarda riskler artarak devam edeceği için sigortaya olan ihtiyaç fazlasıyla olacaktır. Çünkü bu ekonomik dalgalanmalarda edinilmiş değerlerin yitirilmesi ve onların yerine tekrar konulabilmesi için maddi güç yeterli olmayacağı için sigortanın yaptırılması gerekecek. Onun için de maddi güç yoksa bu vatandaş nasıl sigorta yaptıracak. Tam da tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar misalı.
Her şeye rağmen sigorta sektörü her yıl sigortalı sayısında olmasa da genel anlamda enflasyonun üzerinde bir büyüme gerçekleştiriyor. Bu da çok önemli elbet. Ama sigortalı sayısını nasıl artırabiliriz kısmını çözersek, sektör gerçekten bir büyümeyi gerçekleştirebilecektir. Geçtiğimiz ay içerisinde Fibasigorta Genel Müdürü Buket Erşan ile Sigorta Ekranı’nda bir yayın yaptık. Gerçekten çok keyif aldığım bir yayın oldu, çünkü çok farklı şeyler konuştuk. Buket Hanım ve Fibasigorta yaklaşımları ile farklılaşmayı ortaya koymuşlar. Sektörün genelinin yaptığı gibi belirli kangren gündemine sıkışıp kalmadan değişik bir yol belirlemişler kendilerine.
GENÇLERİ ANLAYABİLİRSEK !
Fibasigorta Genel Müdür Yardımcısı Buket Erşan ile yaptığımız programda şunu anladım ki, günü kurtarmak yerine geleceği iyi analiz edip kendilerini oraya hazırlamaya başlamışlar. Öncelikle gençleri odak noktalarına almışlar. Bu çok değerli, geriden gelen kuşaklar bizden çok farklı düşünüyorlar. Bu gençlerimiz çalışarak değerler elde etmeye başladıklarında bu değerleri sigorta ile güvence altına almak isteyeceklerdir. Gençler hangi değerlerine öncelik veriyorlar tüm bu soruları içeren çok güzel bir araştırma yaptırmışlar. Sonuçlar çok çarpıcı. Mutlaka programı izlemenizi öneririm.
Buket Hanım ve şirketi şimdiden yeni nesil bir sigortacılığa yönelmişler. Gençleri nasıl anlarız, nasıl ulaşırız, nasıl bu konuda bilinçlerini artırabiliriz konularına yoğunlaşmışlar. Bu arada yayınımıza katılan bir acente dostum, şirketin odağında neden dağıtım kanalı olarak acentelerin olmadığını sordu. Buket Hanım çok kibarca tabii ki acenteler ile de ulaşılabilir dedi….Ama “Genç nesil, gelecekte sigorta almak için bir acenteye gider mi?” diyemedi. Bir başka dünya bizi bekliyor, dünyanın dev teknoloji şirketleri sigorta satın almayı bir tüketici için nasıl kolaylaştırabilirizin ön çalışmalarını yapıyorlar.
BİZ GÖRÜRÜZ İNŞALLAH
Evet gençleri anlayıp onlara göre yeni nesil ürünler dizayn edip ulaşabilirsek sigortalılık oranının da artacağına tanık olacağız. Ama biz görür müyüz bilemem :)))
Bu ay kapak röportajımızda Türk Reasürans Genel Müdür Vekili Özgür Koç var. Kendisine teşekkür ederiz öncelikle, yoğun iş temposunda bize vakit ayırdı. Arkadaşım Alp Süer ile yeni yerlerine gidip röportajı gerçekleştirdik. Çok keyifli bir sohbet oldu. Özgür Bey sorularımıza oldukça net cevaplar verdi. Neredeyse her şeyi sorduk. Türk Reasürans kurulduğundan bu yana sektöre katkılarını masaya yatırdık. Röportajı keyifle okuyacağınızı umuyorum.
TÜRK REASÜRANS’ın YENİ KAMPÜSÜ GÖRÜLMEYE DEĞER
Türk Reasürans bilindiği üzere yeni yerine taşındı. Bu ziyaretimizde yeni şirket kampüsünü de gezme fırsatım oldu. Gerçekten orman içerisinde deprem güvenliği en üst seviye de müthiş modern bir kampüs yapılmış. Gelişmiş ülkelerdeki en önemli şirketlerin merkezlerini bile özendirecek nitelikte bir kampüs olmuş. Ben özellikle Almanya’da ulusal ekonomi basınında çalıştığım dönemlerde benzerlerini ziyaret etme fırsatım olmuştu. İnanın onlardan kat be kat güzel olmuş.
EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR EDERİZ
Bir şirket binasının sanatsal eserlerle bu kadar güzel dizayn edilmiş olması gerçekten takdir edilesi bir durum. Bu dizayn öyle güzel ki hiç abartılmadan, gözü rahatsız etmeden yapılmış olması çok güzeldi. Kampüsün hayata geçmesinde büyük emeği olan Türk Reasürans’ın kurucu dönemin Genel Müdürü Selva Eren’e ve ekip arkadaşlarına ben kendi adıma teşekkür ediyorum. Çok iyi iş çıkarmışlar. Bu kampüsü görmemiş olan sektör yöneticilerini görmelerini tavsiye ederim. Hatta bahar aylarında bahçede sektör yöneticilerinin katıldığı yabancı reasürans şirketlerinin yöneticilerinin de davet edileceği bir “yaza merhaba” partisi düzenlenebilir. Bir öneri elbette ama… Umarım tasarruf önlemlerine takılmaz. Çünkü gurur duyacağımız bir kampüs gerçekleştirilmiş.
Ülkemiz için, sektörümüz için güzel bol kazançlı bir sene diliyorum.

