Bireysel Emeklilik Sistemi yürürlüğe girdiğinde yüzde 25 Devlet katkısı büyük bir olaydı. Bir süre gönüllü BES sistemine girmek için vatandaşlarımız tereddüt etmişti. 2008 yılında TRT’ye program hazırladığımda sokak röportajlarında vatandaşa BES’i sorduğumda, bilmeyenler de vardı, Kadıköy’de bir esnafa işyerinin önünde mikrofon uzattığımda; “iki tane yaptırdım birini emekli olunca çekeceğim diğerini ise çocuğuma sermaye olarak vereceğim” demişti. Bir başka vatandaşımız ise paranın akıbetinden şüpheliydi, bak paranız Takasbank’ta saklanıyor dememe rağmen. “Ben sisteme güven duymuyorum” demişti.
Sisteme ‘güven’ zedelendi mi?
Sistem güven üzerinde büyüdü. Sigorta şirketleri BES’ten kazandıkları komisyonlar düşürülmesine rağmen sisteme olan desteklerini sürdürdüler. Katılım payları büyüdükçe bundan, katılımcılar, aracı olan şirketler ve fon büyüdükçe Türkiye Ekonomisi büyük bir avantaj sağladı. Devletin yüzde 25’lik katkısı vatandaş üzerinde önemli bir güven oluşturmuştu. Sonrasında ekonomik sıkıntılar arttığında fon ihtiyacı büyüdüğünde bu katkı payı yüzde 30’a çıkarıldı. Ve sistem ondan sonra çığ gibi büyüdü ve bugünlere geldik.
Yeni yıldan itibaren ise bu rakam yüzde 20’ye düşürüldü. Kademeli olarak önce 25 denilmiş olsaydı eski orana düştü diye çok tepki almayacaktı belki. Beklenmedik bir şekilde Devlet katkısı yüzde 20’ye düşürülünce çevremdeki dostlarım bana sormaya başladılar. “Bugün bu kadar düştüyse yarın öbür gün, birikimimi alırken sorun yaşar mıyım?” gibi güvene dayalı endişelerini dile getirdiler. Ben de kendilerine ‘Enflasyon düşüş trendinde, yüzde 20 Devlet katkısı bugün için bile çok cazip. Üstüne fonların getirilerini de eklediğinizde tüm yatırım enstrümanlarından çok daha yüksek bir getiri elde edebileceksiniz. Paranız da Takasbank’ta güvencede, merak etmeyin. İstediğiniz zaman sistemden çıktığınızda birikimlerinizi eksiksiz alacaksınız’ diye telkinde bulundum. Bu son kararın sistemin gelişimini ne kadar etkileyeceğini gelecek günler bize daha net gösterecek.

