5 Şubat 2026, Perşembe

Ahmet Yaşar’dan sigortasızlık uyarısı

Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı ve TSB Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar, 6 Şubat depremlerinin ardından sigortanın afet sonrası toparlanmada kritik rol oynadığını vurgulayarak, Türkiye’deki en büyük afet riskinin deprem değil, sigortasızlık olduğuna dikkat çekti.

Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı ve Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar, 6 Şubat depremlerinin ardından sigortanın ekonomik ve toplumsal hayattaki kritik rolüne dikkat çekerek, “Türkiye’deki en büyük afet riski deprem değil, sigortasızlıktır” dedi.

6 Şubat depremlerinin yalnızca şehirleri değil, ekonomiyi, üretimi ve toplumsal güven duygusunu da derinden etkilediğini vurgulayan Yaşar, bu felaketin finansal dayanıklılığın yapı güvenliği kadar hayati olduğunu açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti. Afetler sonrasında hayatın yeniden başlayabilmesi için yalnızca fiziki yeniden inşanın yeterli olmadığını belirten Yaşar, işletmelerin ayakta kalması, hane halkının kayıplarını telafi edebilmesi ve ekonomik düzenin sürdürülebilmesinde sigortanın temel bir mekanizma olduğunu söyledi.

103 milyar dolarlık kayıp, sınırlı sigorta koruması

Depremlerin toplam ekonomik etkisinin yaklaşık 103 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatan Yaşar, sigorta sektörü olarak DASK ve sigorta şirketleri aracılığıyla yaklaşık 5 milyar dolarlık tazminat ödemesi yapıldığını aktardı. Bu tablonun iki önemli gerçeği ortaya koyduğunu dile getiren Yaşar, sigorta sisteminin afet sonrası en hızlı nakit akışını sağlayarak vatandaşların ve işletmelerin toparlanmasında kritik rol oynadığını, buna karşın ekonomik kaybın büyük bölümünün hâlâ sigorta koruması dışında kaldığını vurguladı.

“Ekonomik kayıpların büyük kısmının sigortasız olması, ülkemizdeki en önemli kırılganlık alanlarından biri. Açık söylemek gerekir ki Türkiye’deki en büyük afet riski deprem değil, sigortasızlıktır” diyen Yaşar, sigortanın bir masraf değil, ekonomik istikrarı sağlayan bir güvenlik mekanizması olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Sigorta ekonomik sürekliliğin altyapısıdır

Depremlerle birlikte sigortanın gerçek işlevinin çok daha net anlaşıldığını belirten Yaşar, sigortanın üretimin devamını sağladığını, işletmelerin kapanmasını önlediğini, istihdamı koruduğunu, kamunun üzerindeki mali yükü azalttığını ve toparlanma süresini kısalttığını söyledi. Sigortanın yalnızca hasar ödeyen bir sistem olmadığını vurgulayan Yaşar, “Sigorta, ekonomik sürekliliğin altyapısıdır” dedi.

Sektör büyük bir stres testinden geçti

6 Şubat depremlerinin ardından sigorta sektörünün önemli bir stres testinden başarıyla geçtiğini kaydeden Yaşar, güçlü reasürans yapıları, dijital hasar yönetim altyapıları ve kesintisiz operasyon kabiliyeti sayesinde hasarların hızla tespit edildiğini ve ödemelerin gecikmeden yapıldığını belirtti. Bu sürecin kamu bütçesine ilave yük oluşturmadan yönetilmesinin, sigorta sisteminin Türkiye ekonomisi için stratejik bir güvence olduğunu açıkça ortaya koyduğunu söyledi.

Öncelik sigortalılık oranlarını artırmak

Son dönemde sigortalılık oranlarında artış eğilimi görülmesini olumlu bulduklarını ifade eden Yaşar, mevcut seviyenin hâlâ yeterli olmadığını dile getirdi. Bugün afet kaynaklı kayıpların önemli bir kısmının vatandaşların tasarrufları, işletmelerin öz kaynakları ya da kamu bütçesiyle karşılandığını belirten Yaşar, riskin geniş kitlelere yayılmasıyla yönetilebilir hale geleceğini vurguladı.

Bu kapsamda önceliklerinin sigorta bilincini yaygınlaştırmak, konut ve işletmelerde teminat kapsamını genişletmek, risk bazlı fiyatlama ve doğru veri kullanımını artırmak, güçlü reasürans kapasitesi oluşturmak ve önleyici sigortacılık uygulamalarını geliştirmek olduğunu söyledi.

Önleyici sigortacılık yeni dönemin anahtarı

Geleneksel, yalnızca hasar sonrası ödeme yapan sigortacılık modelinin artık yeterli olmadığını ifade eden Ahmet Yaşar, yeni dönemde sigortacılığın riskleri önceden ölçen, azaltan, doğru fiyatlayan ve süreci denetleyen bir yapıya dönüşmesi gerektiğini belirtti. Bu yaklaşımın hem bireyler hem de ülke ekonomisi açısından çok daha sürdürülebilir bir koruma sağlayacağını dile getirdi.

Kentsel dönüşümde sigortanın rolü

Afet sonrası yeniden inşa sürecinin hız kadar güvenle de yönetilmesi gerektiğine dikkat çeken Yaşar, bina tamamlama sigortası gibi mekanizmaların projelerin yarım kalma riskine karşı hem hak sahiplerini hem de finansal sistemi koruyan önemli araçlar haline geldiğini söyledi. Sigortanın artık yalnızca hasarı ödeyen değil, süreci baştan güvence altına alan bir yapının parçası olduğunu vurguladı.

“Afet olmadan önce toplumu koruyan bir Türkiye”

Değerlendirmesini “Depremler bize acı ama net bir ders verdi” sözleriyle tamamlayan Ahmet Yaşar, dayanıklı şehirlerin yalnızca betonla değil, güçlü bir finansal koruma sistemiyle inşa edilebileceğini ifade etti. Yaşar, hedeflerinin afet sonrası yaraları saran değil, afet olmadan önce toplumu koruyan bir Türkiye olduğunu belirterek, sigorta sektörü olarak bu sorumluluğun bilinciyle çalışmaya devam edeceklerini söyledi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SON EKLENEN HABERLER