ABD, İsrail-İran Savaşı, pek çok sektörde olduğu gibi sigorta sektöründe de hesapları altüst etti. 2026 yılında faiz oranlarının yükselmesi, sektörde büyüme hızının düşmesi; mali gelirler sayesinde teknik kârlıktaki düşüşün ise sınırlı olması bekleniyor.
ALP SÜER /SİGORTAMEDYA ÖZEL
2026 yılı başında görüşlerine başvurduğumuz sigorta sektörü temsilcileri, yeni yıla ilişkin tahminlerini açıklarken, “2026’nın zor bir yıl olacağı ve büyüme hızının düşeceği” görüşünde hemfikir oldu. Buna karşın sigortacılar sektörün yine de kârlı bir yıl geçireceği düşüncesini savundular. Ancak, tüm sigortacıların ve sektör uzmanlarının analizlerinde hesaba katmadıkları bir şey vardı; O da ‘savaş.’ ABD, İsrail-İran Savaşı, pek çok sektörde olduğu gibi sigorta sektöründe de hesapları altüst etti. Gelinen noktada sigortacılar artık, 2026’nın daha da zor bir yıl bir olacağı görüşünde birleşiyor. 2026’da faiz oranlarının yeniden yükselmesi, sektörde büyüme hızının düşmesi; sigorta şirketlerinin mali gelirleri sayesinde teknik kârlıktaki düşüşün sınırlı olması bekleniyor.
Savaş olmasaydı bile ilk 2 ayda tablo çok da iç açıcı değil
Şimdi de, “Türkiye sigorta sektörünü 2026’da neler bekliyor?” Bu soruya yanıt verelim. Öncelikle meseleye prim üretimi ve büyüme cephesinden bakalım. Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) açıkladığı verilere göre, sektör 2026 yılına tatsız bir başlangıç yaptı. İlk 2 ayda yüzde 30,7 büyüyen sektör, enflasyondan arındırıldığında reel olarak yüzde 0,6 daraldı. Yüzde 28,1 büyüyen hayat dışı (elementer) tarafta ise prim üretimindeki reel artış yüzde – 2,6 olarak gerçekleşti. Burada çok önemli bir detayı hatırlatalım: 1 Ocak-28 Şubat tarihine ilişkin veriler henüz 28 Şubat’ta başlayan ABD, İsrail-İran Savaşı’nın etkilerini içermiyor. Dananın kuyruğu asıl bundan sonra kopacak. Ancak savaş olmasaydı bile sektördeki tablonun çok da iç açıcı olduğu söylenemez. Savaşın etkisi ile bu tablo daha da ağırlaşacak. Hâttâ, savaşın öncelikle de ‘nakliyat’ branşını vurduğu basında da yer aldı. Bununla birlikte ham petrol fiyatlarındaki artışın körükleyeceği enflasyon artışının sektörde hasarları artırması ve birçok branşı olumsuz etkilemesi bekleniyor. Yılsonunda sigorta sektörünün reel olarak büyüyüp büyümeyeceği zihinleri de meşgul ediyor. Savaş çıkmadan önce yapılan tahminlerde sektörün bu yıl enflasyonun üzerinde birkaç puan reel büyümesi bekleniyordu. Ancak savaşla birlikte tahminler de değişti. Buna karşın halen reel olarak büyümeye devam eden hayat, hastalık/sağlık, genel zararlar vb. branşların önümüzdeki aylardaki performansları da sektörün reel büyümesi üzerinde kritik rol oynayacak. Bir de tabii ki sektördeki fiyatlamaların daha rasyonel ve riske uygun yapılmasının önemine de not düşelim.
Teknik kârlılıkta yatırım gelirleri etkili oluyor
Büyüme cephesini bir kenara bırakıp, olaya kârlılık cephesinden bakalım: Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) açıkladığı verilere göre, 2025 yılı sonunda hayat dışı sektör 154,7 milyar TL teknik kâr etti. Teknik kâr, 2024 yılına göre yüzde 84 artış gösterdi. Ancak burada soluklanıp önemli bir hatırlatma yapalım. Sektörde teknik karlıkta, aslında ‘teknik olmayan bölümden aktarılan yatırım gelirleri’ etkili oluyor. 2025 yılında söz konusu gelirler 219,5 milyar TL olarak gerçekleşmiş. Bir başka deyişle faiz oranlarının yüksekliğine bağlı olarak elde edilen mali gelirler kârlıkta da belirleyici oluyor. 2026’da da enflasyonun yeniden yükselmesine bağlı olarak Merkez Bankası’nın faiz oranların artırma beklentisi nedeni ile mali gelirlerin bu yıl da yüksek olması bekleniyor. Bu nedenle sektörde teknik kardaki azalmanın da sınırlı olması bekleniyor.
Savaşın küresel etkileri asıl sonbaharda ortaya çıkar
Geçtiğimiz ay Ray Sigorta’nın düzenlediği basın toplantısında bir sunum yapan Ray Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı, VIG Yönetim Kurulu Üyesi ve COO’su Gerhard Lahner’e göre savaşın küresel etkisi asıl sonbaharda netleşecek. Savaşınilk ve doğrudan etkisinin, ‘nakliyat sigortaları’nda yaşandığını belirten Lahner, şu değerlendirmelerde bulundu: “Nakliyat sigortalarında 20 milyar dolar gibi bir maliyet ortaya çıktı. Küresel ticaretin boyutunu düşününce çok da büyük bir rakam olduğunu düşünmüyorum. Henüz görmediğimiz şey ise ikinci tur etkilerin ne olacağı. Biz bunun sonbaharda daha net görüleceğini varsayıyoruz. Çünkü genellikle sonbaharda, en azından ABD ve Avrupa pazarlarında, bir sonraki yılın reasürans düzenlemelerinin asgari düzeyi ortaya çıkar ve tablo o zaman daha net hale gelir. Dünyanın başka bir yerinde fiyatlar yükseldiğinde, bunun yerel fiyatlara da etkisi oluyor. Bunun örneklerini kasırgalarda ABD’de ya da Türkiye’deki depremlerde gördük.”
HAYAT, SEKTÖRE HAYAT VERİYOR!
Şimdi de hayat dışı sektörü bir kenara bırakıp, hayat branşına gözlerimizi çevirelim: Maaşallahı var; hayat branşı bu yıl dâhil son 3 yıldır istikrarlı ve hayat dışından da daha hızlı büyüyor. 2026 yılına da iyi bir başlangıç yapan hayat, yılın ilk 2 ayında da yüzde 50,7 büyüdü. Enflasyondan arındırıldığımda söz konusu branşta reel büyüme yüzde 14,4 oldu. Savaşın etkileri ve 2026 yılındaki olumsuz tablonun hayat branşını da etkilemekle birlikte yine de hayatın yılsonunda da reel olarak büyümesi bekleniyor. Son yıllarda kredi bağlantılı ürünler yanında bireylerin kredi bağımsız ürünlere ilgisinin artması, söz konusu branşın büyümesinde etkili oluyor.

Ray Sigorta CEO’su Koray Erdoğan, Savaş uzarsa, dolaylı etkilerini tüm branşlarda görebiliriz
Ray Sigorta’nın 26 Mart’ta düzenlen basın toplantısında Ray Sigorta CEO’su Koray Erdoğan, 2026 yılına ilişkin beklentilerini şu sözlerle aktardı: “Aslında bu sene faizler genel seviyesinde aşağı yönlü bir ivmelenme beklerken, son yaşanan olaylardan ötürü muhtemelen önümüzdeki dönemde faiz politikasında bir değişim görebiliriz. Faizlerin şimdiki seviyelerde devam etmesi, enflasyonun da 30’un üzerinde bir yerde yılı kapatması mümkün görünüyor. Şu an için kimse bu ortamın nereye evrileceğini öngöremiyor. Eğer daha uzun soluklu hale gelirse, tabii etkilerini de ona göre takip edeceğiz. Özellikle nakliyat sigortasında Türk şirketlerinin çok büyük bir riski yok. Ama süreç uzadıkça bu belirsizliklerin dolaylı etkilerini tüm branşlarda belli oranda hissedebiliriz.”

Belirsizlik dönemlerinde bireylerin finansal güvenlik ihtiyacı artıyor
Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek de ABD, İsrail-İran Savaşı’nın, Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve hayat sigortacılığı üzerindeki etkileri konusunda şunları dile getiriyor: “Küresel jeopolitik gelişmeler finansal piyasalarda dalgalanmalara yol açabiliyor ve kısa vadede yatırımcı davranışını etkileyebiliyor. Ancak bireysel emeklilik ve hayat sigortası ürünleri doğası gereği uzun vadeli planlama araçları. Bizim gözlemimiz şu: Belirsizlik dönemleri aslında bireylerin finansal güvenlik ihtiyacını daha görünür hale getiriyor. Bu nedenle sistemden tamamen uzaklaşma yerine, daha temkinli ama devam eden bir ilgi görüyoruz. Şu an itibarıyla sisteme yeni katılımcı girişlerinde dramatik bir yavaşlama gözlemlemiyoruz. Katılımcılar özellikle profesyonel fon yönetimi ve uzun vadeli tasarruf disiplininin değerini bu dönemlerde daha iyi anlıyor.
Hayat ile hayat dışı arasındaki makas açıldı
Yıl Hayat dışı (%) Hayat (%) Genel (%)
2021 28,5 22,8 27,5
2022 133,1 74,1 123,2
2023 110,3 83,7 106,8
2024 72,0 76,2 72,6
2025 41,3 79,1 45,8
2026* 28,1 50,5 30,7
*Ocak-Şubat.
Kaynak: TSB.
Hayat dışında teknik kâr son 2 yılda 3 kat arttı
Yıl Teknik kâr
(TL)
2021 7.282.465.695
2022 6.152.830.192
2023 51.420.080.585
2024 84.103.550.928
2025 154.741.627.712
Kaynak: TSB.


