9 Ocak 2026, Cuma
spot_img

2025 afetlerle geldi, TARSİM güvencesiyle aşıldı

Loading the Elevenlabs Text to Speech AudioNative Player...

2025’in afetler açısından son yılların en ağır yılı olduğunu vurgulayan TARSİM Yönetim Kurulu Üyesi ve Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi Genel Müdürü Bekir Engürülü, “Tüm gücümüzle üreticimizin yanında durduk. Yıl boyunca 34 milyar TL hasar ödemesi yaptık. İklim riskleri tarımsal üretimi giderek daha öngörülemez kılıyor; tarım sigortası artık üretici için bir tercih değil, zorunluluktur” açıklamasını yaptı.

SİGORTAMEDYA ÖZEL HABER

İklim değişikliğiyle birlikte tarımsal üretimdeki risk haritası hızla genişlerken don, dolu, kuraklık, yangın gibi afetler artık daha sık, daha geniş alanlarda ve daha yıkıcı etkilerle karşımıza çıkıyor. Üreticinin emeğini bir gecede boşa çıkarabilen bu tablo, tarımda sürdürülebilirliğin yalnızca verimle değil, risk yönetimiyle de mümkün olduğunu gösteriyor. Tam da bu nedenle tarım sigortaları, “olduktan sonra telafi” değil, üretim sürecinin ayrılmaz bir parçası ve üreticiyi finansal açıdan ayakta tutan en güçlü kalkan olarak öne çıkıyor. Bu risk yönetimi yaklaşımının Türkiye’deki en somut karşılığı ise devlet destekli tarım sigortaları sistemi TARSİM. Kamu, özel sektör ve üretici örgütlerinin ortak yapısıyla oluşturulan bu sistem, artan iklim riskleri karşısında tarımsal üretimin sürekliliğini güvence altına almayı amaçlıyor. Sigorta Ekranı’nda Sigorta Medya Genel Yayın Yönetmeni Can Kantar’ın konuğu olan TARSİM Yönetim Kurulu Üyesi ve Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi Genel Müdürü Bekir Engürülü, 2025’in afetler açısından son yılların en ağır yılı olduğuna dikkat çekerek iklim değişikliğinin tarım üzerindeki yıkıcı etkilerinden hasar ödemelerine, sigortalılık oranlarındaki artıştan yeni teminat ve ürün çalışmalarına kadar pek çok başlıkta kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

2025’te tarım sigortalarının kritik rolü öne çıktı

2025’te tarımsal üretimde hasar deneyimini değerlendiren Engürülü, yılın başındaki olumlu seyrin üreticide umut yarattığını ancak 12–14 Nisan’da yaşanan soğuk hava dalgasının uzun yıllardır görülmeyen bir şiddete ulaştığını söyledi. Sıcaklıkların eksi 16–17 derecelere kadar düştüğünü ve üç gün süren donun özellikle sert çekirdekli meyvelerde yaygın hasara yol açtığını belirten Engürülü, radyasyon ve cephe donunun aynı anda yaşanmasının etkiyi artırdığını ifade etti. İTÜ’den Prof. Dr. Mithat Kadıoğlu’nun bu olayı “Omega Donu” olarak tanımladığını aktaran Engürülü, Kuzey Kutbu kaynaklı soğuk hava kütlesinin Kırklareli’nden Iğdır’a uzanan geniş bir hattı etkilediğini, komşu ülkelerde etkiler sınırlı kalırken Türkiye’nin ciddi biçimde etkilendiğini söyledi. Nisan donu sonrasında özellikle Malatya’da kayısı ağaçlarında görülen siyahlaşmanın üreticide kaygı yarattığını belirten Engürülü, “TARSİM olarak hızla sahaya eksper gönderdik. Yüzde 100 zarar tespit edilen dosyalarda ödemeler kısa sürede yapıldı. Toplamda 23,1 milyar TL don tazminatı ödendi” dedi.

Kuraklık hububat ve ayçiçeğinde ciddi kayıplara yol açtı

Nisan donunun etkileri henüz atlatılmadan Türkiye’nin bu kez kuraklıkla karşılaştığını söyleyen Engürülü, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz’in bazı bölgelerinde hububat, Trakya’da ise ayçiçeği üretiminin kuraklıktan ciddi biçimde etkilendiğini ve yıl içinde köy bazlı verim sigortası kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda üreticilere yaklaşık 2,5 milyar TL tazminat ödendiğini belirtti.

Dolu yağışları yıl boyunca etkisini sürdürdü

Engürülü, dolu yağışlarının yıl boyunca etkili olduğunu belirterek tarımda en sık karşılaşılan afetlerden biri olan dolunun bu yıl da birçok bölgede hasara yol açtığını söyledi. Özellikle İç Anadolu’da Yozgat çevresinde yaşanan şiddetli dolu yağışlarına dikkat çeken Engürülü, yıl içinde dolu kaynaklı hasar ödemelerinin 1,5 milyar TL’ye ulaştığını açıkladı. Dolu zararlarında aceleci davranmanın doğru sonuç vermediğini vurgulayan Engürülü, dolunun üründe yol açtığı doku bozulmalarının ancak birkaç gün içinde netleştiğini ifade etti. İlk saatlerde yapılan tespitlerde hasarın tam olarak görülemeyebileceğini belirten Engürülü, bu nedenle dolu hasarlarında ekspertizlerin teknik gereklilikler doğrultusunda gecikmeli yapıldığını söyledi. Üreticilerin hızlı tespit beklentisinin anlaşılır olduğunu dile getiren Engürülü, erken ekspertizin çoğu zaman eksik ve üretici aleyhine sonuçlar doğurabildiğini belirterek “Dolu hasarında birkaç gün beklemek, eksper yetersizliğinden değil, hasarın bilimsel yapısından kaynaklanan bir zorunluluktur” dedi.

Yangınlar arıcılık ve hayvancılığı olumsuz etkiledi

2025 yılının dikkat çeken bir diğer başlığı da orman yangınları oldu. Engürülü, artan yangınların arı kolonilerinde ve hayvancılık işletmelerinde ciddi kayıplara yol açtığını belirtti. Sigortalı arı kovanlarının, küçükbaş ve büyükbaş hayvanların zararlarının hızla karşılandığını söyleyen Engürülü, yangınların özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde tarımsal üretim üzerinde zincirleme etkiler yarattığını vurguladı.

Poliçe sayısı ve teminat seviyesi yükseldi

Engürülü, 2025 yılında toplam 3,3 milyon poliçe üretildiğini, 1,5 trilyon TL’lik teminat verildiğini ve prim üretiminin 38 milyar TL’ye ulaştığını söyledi. Bitkisel üretimde 38 milyon dekar alanın sigortalandığını, hayvancılık tarafında ise 28 milyon küçükbaş ve büyükbaş hayvanın güvence altına alındığını belirtti. Engürülü, yıl boyunca üreticilere toplam 34 milyar TL hasar ödemesi yapıldığını vurguladı. İklim koşullarının tarımsal üretimi her geçen yıl daha öngörülemez hale getirdiğini vurgulayan Engürülü, don, dolu ve kuraklık gibi afetlerin artık daha geniş alanlarda, daha sık ve daha şiddetli yaşandığını belirterek “Tarım sigortası üretici için bir tercih değil, zorunluluk haline geldi” ifadelerini kullandı.

Sigorta hasar öderken belli olur

TARSİM’in 2025 yılı boyunca sahada ve merkezde yoğun bir çalışma yürüttüğünü belirten Engürülü,“Üreticilerimizin sürdürülebilir tarımsal faaliyetlerine devam etmesi için sigorta vazgeçilmez bir güvence. 2025, afetler açısından son yılların en ağır yılı oldu ancak TARSİM olarak tüm gücümüzle üreticimizin yanında durduk. Temennimiz, önümüzdeki yılların daha hafif geçmesi” dedi. Engürülü, TARSİM’in prim tahsilat sistemine ilişkin bilgi vererek primin yalnızca yüzde 15’inin peşin alındığını, kalan kısmın hasat sonrası tahsil edildiğini hatırlattı. Üreticilerin bu sistem sayesinde nakit akışını rahatlatabildiğini, ancak büyük afetlerden sonra tazminatların hızla ödenebilmesi için prim tahsilatının da önemli bir teknik gereklilik olduğunu vurguladı.

Türkiye genelinde güçlü ve bağımsız bir eksper yapımız var

TARSİM’in eksper yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Engürülü, tarım sigortalarında eksperliğin mevzuatla sıkı biçimde tanımlanmış, yüksek uzmanlık gerektiren bir alan olduğunu vurguladı. Tarım sigortalarında görev yapan eksperlerin TARSİM personeli değil, SEDDK gözetiminde TOBB levhasına kayıtlı bağımsız bilirkişiler olduğunu belirten Engürülü, eksper olabilmek için ön eleme ve sınav süreçlerinin başarıyla tamamlanması gerektiğini söyledi. Bitkisel ürünlerde ziraat mühendisleri ile tekniker ve teknisyenlerin, hayvan hayat branşında veteriner hekimler ve zooteknist ziraat mühendislerinin, su ürünlerinde ise ilgili mühendislik disiplinlerinin görev alabildiğini, yetki alanlarının kanunla açık biçimde belirlendiğini ifade etti. Türkiye genelinde yaklaşık 1.400 bitkisel ürün, 1.200 hayvan hayat ve 50 su ürünleri eksperinin aktif olarak görev yaptığını belirten Engürülü, “Bu kapasite ülke geneline dengeli biçimde yayılmış durumda.
Sahadaki gecikmeler çoğunlukla eksper sayısından değil, hasarın niteliğinden kaynaklanıyor. Eksperler dosya bazlı çalışıyor ve TARSİM’den talimat almıyorlar. Hasar süreçlerinde bağımsız eksper raporları esas alınıyor. 20 yıllık gelişim sürecinde eksperlik yapısı güçlendi ve bugün sistemin en sağlıklı işleyen alanlarından biri haline geldi” dedi.

Poliçe yaptıran üretici sayımız her yıl artıyor

TARSİM’e yönelik talebi afet dönemleri özelinde değerlendiren Engürülü, Türkiye’nin diğer ülkelere kıyasla istikrarlı bir sigortalılık eğrisi sergilediğini söyledi. Deprem sigortasında sıkça görülen, afet dönemlerinde artan ancak sonrasında düşen poliçe yenileme davranışının tarım sigortalarında yaşanmadığını belirten Engürülü, “TARSİM kurulduğu günden bu yana poliçe yaptıran üretici sayısı her yıl arttı. Bazı ülkelerde, özellikle İspanya gibi tarım sigortacılığı gelişmiş ülkelerde, hasarlı yılların ardından yüksek bir artış yaşanıyor ancak takip eden yıllarda belirgin bir düşüş eğilimi ortaya çıkıyor. Türkiye’de bunun tam tersine, üretici sayısında yıllar içinde düzenli bir artış görülüyor” diye konuştu.

Türkiye’de tarım sigortacılığı sürdürülebilir bir zemine oturdu

Üreticilerin yaşadıkları deneyimlerle TARSİM’in önemini daha iyi kavradığını söyleyen Engürülü, tarımsal üretimin içinde yer alan tüm paydaşların sigortanın sağladığı güvenceyi sahada birbirlerine aktararak yaygınlaştırdığını belirtti. “Köy kahvelerinde, üretici toplantılarında ve günlük sohbetlerde üreticiler birbirlerine sigorta yaptırmanın avantajlarını anlatıyor” diyen Engürülü, şöyle devam etti: “Kendi yaşadıkları olumlu sigorta tecrübeleri komşu üreticilere örnek oluyor. Bu da sigortalılık oranının sürdürülebilir şekilde artmasında önemli bir rol oynuyor.”

2025 yılındaki ağır meteorolojik koşulların ardından 2026 sezonuna ait verilerin de bu artışı doğruladığını söyleyen Engürülü, “2014 yılındaki büyük don afeti sonrasında poliçe sayısı 2015’te belirgin şekilde yükseldi. Ancak önemli olan, TARSİM sigortalılığının her yıl düzenli olarak artması. Türkiye’de tarım sigortacılığının sürdürülebilir bir zemine oturduğunu görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Tarım sigortası risk yönetiminin vazgeçilmez bir parçası

Tarım sigortasının artık ek bir maliyet değil, üretimin ayrılmaz bir unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Engürülü, TARSİM’in kâr amacı taşımayan ve yalnızca hasarı doğru tespit edip doğru ödemeyi yapmak üzere kurulmuş bir yapı olduğunu ifade etti. Sisteminin arkasında devlet güvencesinin bulunmasının, üreticilerin tazminat konusunda tereddüt yaşamaması açısından önemli olduğunu belirtti.

Tarımda belirsizliğin her geçen yıl arttığına dikkat çeken Engürülü, “Öngörülemez hava koşulları risk yönetimini zorunlu hale getirdi. Meteorolojik olaylar artık dakikalar içinde üretimin seyrini değiştirebiliyor. Emek çok kısa sürede zarar görebiliyor. Üreticiler, bu riskleri tesadüflere bırakmamalı. Tarım sigortası kriz sonrasında değil, üretim sürecinin doğal bir parçası olarak ele alınmalı. Sigorta, üreticiye hem finansal hem de psikolojik güven sağlıyor. Sahada yürütülen bilgilendirme çalışmaları da bu farkındalığı artırmayı hedefliyor” dedi.

Türkiye tarım sigortacılığında dünyaya model oluyor

Türkiye’nin tarım sigortacılığında dünya çapında öne çıkan bir model haline geldiğini belirten Engürülü, “TARSİM sistemi, yalnızca bölge ülkeleri için değil, küresel ölçekte de ilgi görüyor. Tarım Sigortaları Havuzu, Tarım ve Orman Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, sigorta sektörü ve çiftçi örgütlerinin ortak aklıyla kuruldu. Bu güçlü yapı, bugün uluslararası platformlarda referans olarak gösteriliyor” diye konuştu.

Dünya tarım sigortacılığına ilişkin akademik ve sektörel değerlendirmelerde ABD, Kanada, İspanya ve Türkiye’nin ilk dört ülke arasında yer aldığını belirten Engürülü, Türkiye özellikle devlet, özel sektör ve sivil toplumun birlikte rol aldığı karma yapısı nedeniyle öne çıkıyor. Reasürans kuruluşları da bu modeli yakından takip ediyor. Sistem, hem finansal sürdürülebilirlik hem de üretici memnuniyeti açısından nadir örneklerden biri” açıklamalarında bulundu.

Azerbaycan ve Özbekistan’da Türk modeli uygulanıyor

Uluslararası iş birliklerinde Azerbaycan’ın başı çektiğini belirten Engürülü, Türkiye’nin teknik desteğiyle 2020 yılında kurulan Agrar Sigorta Fondu’nun TARSİM’e muadil bir yapı olduğunu aktardı. Bugün 10 Türk eksperin Azerbaycan’da görev yaptığını belirten Engürülü, iş birliğinin hem ekspertiz hem de sistem kurulumu açısından güçlü biçimde sürdüğünü söyledi.

Özbekistan’da ise tarım sigortacılığına ilişkin yasal altyapının tamamlandığını ve uygulama aşamasına geçildiğini belirten Engürülü, “Ülkeye teknik ve yapısal destek sağlandı. Amacımız Türk modelinin bölgesel bir standart haline gelmesine katkı sunmak” dedi. Engürülü, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerin yanı sıra Çin’den Balkanlara, Körfez ülkelerinden Gürcistan’a kadar çok sayıda ülkenin de TARSİM modelini yerinde incelemek üzere Türkiye’ye geldiğini söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığı ile bu ülkeler arasında imzalanan iş birliği protokolleri kapsamında TARSİM’in teknik uzmanlık ve eğitim desteği sunduğunu belirtti. Türkiye’nin uluslararası vizyonuna da değinen Engürülü, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Bakan Yardımcısı ve Havuz Başkanı Dr. Ahmet Bağcı’nın liderliğinde, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında bir Tarım Sigortacıları Birliği kurulmasının hedeflendiğini açıkladı. Bu yapı sayesinde bilgi paylaşımının ötesine geçilerek karşılıklı reasürans desteği ve ortak risk yönetimi mekanizmalarının oluşturulmasının amaçlandığını belirtti.

Devlet desteği olmadan sürdürülebilirlik mümkün değil

TARSİM’e yönelik uluslararası ilginin temel nedenlerinden birinin, devlet desteği ile özel sektörün dengeli biçimde bir araya gelmesi olduğunu vurgulayan Engürülü, Avrupa Birliği ülkelerinde bu yapının tam olarak kurulamadığını ifade etti. Fransa gibi köklü sigortacılık geçmişine sahip ülkelere dahi Türkiye modelinin önerildiğini belirten Engürülü, tarım sigortacılığının yüksek risk yapısı nedeniyle devletin sistem içinde güçlü biçimde yer almasının zorunlu olduğunu söyledi. Engürülü, Türkiye’nin tarım sigortacılığında ulaştığı seviyenin hem bölgesel hem de küresel ölçekte bir başarı hikâyesi olarak değerlendirildiğini belirterek TARSİM’e yönelik artan ilginin bu başarının en somut göstergesi olduğunu ifade etti.

İklim değişikliği sigortacılığı dönüştürüyor

TARSİM’in 2026 yılına yönelik çalışmalarını paylaşan Engürülü, “Tarım sigortacılığı iklim değişikliğiyle birlikte daha proaktif bir yapıya evrilmek zorunda. Daha önce nadiren görülen meteorolojik olaylar artık üretimi doğrudan etkileyen temel riskler haline geldi. Bu nedenle teminat kapsamları her yıl bilimsel veriler ışığında yeniden ele alınıyor” dedi.

Güneş yanıklığı ilk kez meyvelerde teminat kapsamına giriyor

Bu yıl narenciyede ciddi boyutlara ulaşan güneş yanıklığı zararının, TARSİM açısından önemli bir kırılma noktası olduğunu belirten Engürülü, daha önce ağırlıklı olarak sebzelerde görülen bu riskin meyvelerde ilk kez bu ölçekte etkili olduğunu ifade etti. Üniversiteler ve araştırma enstitüleriyle yürütülen çalışmalar sonucunda güneş yanıklığının ölçülebilir ve aktüeryal olarak hesaplanabilir bir risk haline geldiğini söyleyen Engürülü, “2026 yılında narenciye grubunda güneş yanıklığının ek teminat olarak poliçelere dahil edilmesini planlıyoruz” diye konuştu.

Köy bazlı modelden parsel bazlı verim sigortasına geçiş

TARSİM’in öncelikli gündem maddelerinden birinin köy bazlı verim sigortasının güncellenmesi olduğunu belirten Engürülü, “Bugün birçok üründe uygulanan bu model sahadan gelen talepler doğrultusunda yeniden ele alındı. Aynı köy sınırları içinde dahi toprak yapısı, eğim ve verimlilik gibi unsurlar ciddi farklılıklar gösterebiliyor. Üreticilerin parsel bazlı değerlendirme talebi giderek güçleniyor. Bu doğrultuda 2026 yılında Tekirdağ’da Parsel Bazlı Verim Sigortası için pilot uygulamaya geçilecek. Model başarılı olursa ülke geneline yaygınlaştırılacak” açıklamalarında bulundu.

Don riskinde esnek teminat seçenekleri

Sahadan gelen geri bildirimler doğrultusunda ürün yapısında esnekliğin artırılacağını söyleyen Engürülü, “Özellikle don riskinde muafiyet ve müşterek sigorta oranları üretici tercihlerine göre farklı seçenekler halinde sunulacak. Böylece daha yüksek prim ödemeyi tercih eden üreticiler daha düşük muafiyetle teminat alabilecek. Farklı risk iştahlarına uygun alternatif çözümler geliştirilecek” dedi.

Bölgesel iklime göre güncellenen don takvimleri

Turfanda sebzeciliğin yoğun olduğu bölgelerde don riskinin başlangıç tarihlerinin de yeniden düzenlendiğini belirten Engürülü, sebzelerde daha önce 1 Mart’ta başlayan don teminatının bazı bölgelerde 15 Şubat’a, bazı bölgelerde ise 1 Şubat’a çekileceğini söyledi. TARSİM’in Türkiye’yi tek bir takvimle değil, bölgesel iklim dinamiklerine göre yönettiğini vurguladı.

Meyve üreticileri için yeni temel sigorta paketi

Meyve üreticilerine yönelik yeni bir temel sigorta paketinin de hazırlandığını açıklayan Engürülü, bu paketin üreticinin yaygın ve temel kayıplarını karşılamayı esas alan bir yapı üzerine kurgulandığını ifade etti. Tarım sigortacılığında ürün geliştirmenin sürekli bir süreç olduğunu belirten Engürülü, değişen riskler nedeniyle her yıl tespit, fiyatlama ve teminat yapılarının yeniden çalışılması gerektiğini söyledi.

Bilimsel altyapı olmadan teminat mümkün değil

Sigortacılığın temel prensiplerine de değinen Engürülü, bir riskin teminat altına alınabilmesi için önce bilimsel olarak tanımlanması gerektiğini vurguladı. Ölçülemeyen ve standartlaştırılamayan risklerin sigortalanamayacağını belirten Engürülü, “Yeni riskler önce akademik çalışmalarla netleştiriliyor, ardından tespit yöntemleri ve aktüeryal hesaplamalar yapılarak reasürans desteğiyle sisteme dahil ediliyor” dedi. Kuraklık sigortasının da ancak bu altyapı oluşturulduktan sonra hayata geçirilebildiğini hatırlattı.

Hedef sürdürülebilir ve kapsayıcı bir sigorta sistemi

2026 yılına yönelik tüm çalışmaların amacının, hem üreticinin karşılaştığı yeni risklere çözüm üretmek hem de tarım sigortası sistemini bilimsel, şeffaf ve sürdürülebilir biçimde genişletmek olduğunu belirten Engürülü, “Her yıl değişen iklim koşullarına karşı üreticiyi koruyacak yeni modeller geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.

Tanıtım seferberliği sürüyor

Tarım sigortalarının yaygınlaştırılması için yürütülen tanıtım ve bilgilendirme çalışmalarını aktaran Engürülü, TARSİM’in pazarlama odaklı değil, doğru bilgi aktarımı üzerine kurulu bir iletişim anlayışına sahip olduğunu söyledi. TARSİM’in kuruluş felsefesinin üreticiye gerçeği anlatmak, yeteneği kadar teminat sunmak ve beklentiyi yönetmek olduğunu vurgulayan Engürülü, “Amacımız, hiçbir zaman ürün pazarlamak değil, risk yönetimini doğru şekilde anlatmak. Türkiye’nin birçok bölgesinde çiftçilerin TARSİM logolu şapkalarıyla görülmesi, bilgilendirme çalışmalarının geniş tabana yayıldığının bir göstergesi. Tarım fuarlarına, sektör etkinliklerine ve bölgesel toplantılara aktif katılım sağlıyoruz. Sigorta şirketleri ve acenteler tarafından düzenlenen eğitimlerde de üreticilere doğrudan bilgi aktarılıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın talimatı doğrultusunda il ve ilçe müdürlüklerinde kurulan “tarım sigortaları bilgilendirme masaları” sayesinde çiftçi kayıt sistemine gelen üreticiler doğru kaynaklardan bilgi alabiliyor. Bilginin kaynağında verilmesi çok önemli; çünkü tarım sigortası yanlış anlaşıldığında memnuniyetsizlik yaratabilecek bir alan. Bu nedenle her noktada doğruyu anlatmaya özen gösteriyoruz” diye konuştu. Engürülü, TARSİM’in tanıtım faaliyetlerinin yalnızca sahada değil, dijital ortamda da yoğun biçimde sürdüğünü vurgulayarak “Sosyal medyayı aktif şekilde kullanıyoruz. Üreticiye hızlı ulaşan görsel ve video içerikler farkındalığı artırıyor” dedi.

Uçtan uca dijital sigortacılık altyapısı

TARSİM’in dijitalleşme alanında uluslararası ölçekte dikkat çekici bir seviyeye ulaştığını belirten Üngürülü, Türkiye’de tarım sigortacılığının Avrupa Birliği ülkelerinin çoğundan daha gelişmiş bir dijital altyapıya sahip olduğunu söyledi. TARSİM’de artık hiçbir işlemin kâğıt ortamında yürütülmediğini vurgulayan Engürülü, tüm süreçlerin uçtan uca dijital sistemlere entegre edildiğini ifade etti.

Sigorta Ekranı:

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SON EKLENEN HABERLER